Zonguldaka bir gemi kütüphane yapılacaktı.
Milletvekilleri filan açıklama yapmıştı.
Sonra bu proje rafa kalktı.
Yaklaşık 3 milyon liralık bir proje
Bu proje için kimlerden, kaç lira istendi?
Kaç lirası alındı?
Ödemenin gerisi neden gelmedi?
Ben tüm bu soruların yanıtını biliyorum.
Milletvekili, Vali, Savcı, Emniyet Müdürü, kim isterse, bilgi vermeye hazırım.
Zonguldaka böyle ihanet olmaz.
Demek ki, Ankaradan Zonguldaka gelmesi gereken hizmetlerin önünde böylesi yiyici takımları engel oluyor.
Nereliyse, orayı düşünüyor!
Bunlar gerçekten hem kentini, hem kendini düşünüyorlar.
Danışmanın aldığı avantayı
milletvekili ödemek istedi...
Bir kafede oturuyorum. Arka masada orta yaşın üstünde iki kadın konuşuyor.
Konuşmalarından bu anlaşılıyor. Milli Eğitim Şube Müdürü olabilmek için Ankaraya gittiğini anlatıyor. Tabi ki iktidar milletvekiline...
Danışman kendisini karşılıyor. Sıcak ilgi gösteriyor.
Kadın, işinin olacağını düşünerek acayip rahatlıyor.
Kısa bir süre sonra Danışman, bu işi yapabileceğini, gerekirse Milli Eğitim Bakanını arayacağını söylüyor. Ancak bu işlerin de bir yolu olduğunu söylüyor. Kadın önce anlamıyor. Sonra Danışman, yüzsüz bir şekilde açık açık para istiyor. Kadın, maaşlı çalıştığını, üzerinde parası olmadığını söylüyor. Danışman, o kadar yüzsüz ki, para olmazsa, bu işin de olamayacağını söylüyor.
Kadın, TBMMdeki ATM'den kredi kartıyla 3 bin lira çekip Danışmana teslim ediyor. İş olmuyor. Kadın bir daha Ankaraya gidiyor. Bu kez Danışman yine para istiyor. Gerekçe çok ilginç! AK Parti Kadın Kolları yöneticileri Ankaraya gelmişler. Milletvekili, TBMMde Kadın Kolları yöneticilerine yemek söylenmiş, o parayı bu kadına ödettiriyor.
Aradan biraz zaman geçti. Bu sefer Milletvekilinin diğer Danışmanı aradı. 'O da para isteyecek' diye ödüm koptu. Çünkü kredi kartımın limiti dolmuştu. Meğer diğer Danışmana kaç lira verdiğimi soruyor. Ben korktum, anlatamadım. Ama telefonda sıkıştırdı beni
Sonra her şeyi ona anlattım. Aradan biraz daha zaman geçti. Telefonda konuştuğum Danışman, çalıştığım kuruma ziyarete geldi. Durumu Milletvekiline anlattığını, çok üzüldüğünü, Danışmana verdiği 5 bin lirayı getirdiğini söyledi. Ben korkudan o parayı almadım. Ama sonra beni, parayı verdiğim Danışman aradı. Tehdit etti. Ankaraya gittiğim güne lanet olsun. Milli Eğitime Şube Müdürü olmayı hayat ederken, rezil oldum.
Buradaki detay şu:
Milletvekili, Danışmanının para aldığından haberdar... Hatta onun aldığı parayı kendisi ödemek istiyor. Ama kadın, daha onurlu çıkıyor ve bu parayı almıyor. Masada kadının adı S
. diye geçiyor. Araştırınca, kadının adının Müdür Yardımcısı S.Ö. olduğunu öğreniyorum. İnanmayan, gidip araştırır.
Benim burada asıl dikkatimi çeken konu, milletvekilinin olaydan haberdar olması.
O Danışmanın işine derhal son vermesi gerekirken, parayı geri iade etmeye çalışması
Sizce Milletvekili, bu Danışmanın işine neden son vermiyor?
1+1 değil mi?
Evet, bir de o 1+1 mevzusu var.
Oraya yeniden geleceğim