Sanatçı Zülfü Livaneli, “Türkiye, vefasız bir sevgiliye benzer. Sana hep ihanet eder ama sen yine de onu sevmeye devam edersin. Dünyanın en zor ülkelerinden birisi. Ama bir yandan da bir inanç var, bir beraberlik duygusu; biz bu ülkeden kopamıyoruz, ayrılamıyoruz” der.
Zonguldak da bizim için öyle...
Başka şehirlerden gelenler, şehrin en güzel yerlerine sahip çıkmışlar!
Zonguldak, bütün güzelliğini ve rantını dışarıdan gelenlere sunmuş!
Zonguldak insanı ise, çok sevdiği bu toprakların böğründen "taşkömürü çıkartayım" derken hayatını kaybetmiş.
Ama buna rağmen Zonguldak insanı, bu kenti sevmeye devam etmiş.
Allah’tan, Zonguldak’ta gerçekten çok güzel insanlar var.
Bizi; bu kente, bu toprağa bağlayan güzel insanlar var.
Biz, bu nedenle Zonguldak’tan ayrılamıyoruz.
Ne kadar uzağa gitsek, Zonguldak’ı özlüyoruz.
Biz, Zonguldak’tan başka gidecek yer ve yar bilmiyoruz.
Bizi ne kadar mutsuz etse de, Zonguldak’ı çok seviyoruz.
Bir gün bu toprakların bizi kesinlikle mutlu edeceğine inanıyoruz.
Devlet, harekete geçti
“Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, Valilikte ilgili kurum temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısının ardından, 'hafriyat döküm alanı' olarak kullanılabilecek bölgelerde incelemelerde bulundu.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkililerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda; Merkez, Kozlu ve Kilimli ilçeleri için planlanan döküm alanının teknik özellikleri değerlendirildi. Sahada yapılan incelemede, alanın mevcut durumu yerinde gözlemlendi.”
Haber böyleydi...
Hafriyat işi, yasadışı bir hal almaya başlamıştı!
"Korsan hafriyat alanı" işletenler, hem çevreye zarar veriyor hem de kayıtdışı çalışıyordu!
Kamyon başına alınan 3 bin liraya fatura kesilmiyordu!
Devlet yatırımları, yasadışı hafriyatçıların baskısı nedeniyle gecikiyordu!
Pusula, tüm bu sorunları en ince ayrıntısına kadar kamuoyuyla paylaştı.
Ve devlet, nihayet harekete geçti.
Elinden rantı alınanların, ağzından emziği alınan çocuklar gibi bağırmasının nedeni bu!
Bizim işimiz de bu...
Yalan üzerine başarı olmaz!
Zonguldakspor Futbol Kulübü yine yenildi!
Kırıkkale deplasmanında üç gol yediler!
Zonguldakspor Futbol Kulübü’nde işler iyiye gitmiyor!
Bir şirket var!
Bir kulüp var!
Kulübün katında bir işletme var!
Hiçbir yerde "Harun Demir" yok!
Ama kendisini "Zonguldakspor Futbol Kulübü Başkanı" ilan etmiş!
Gazeteciler bile, "Zonguldakspor Futbol Kulübü Başkanı Harun Demir" yazıyor!
Harun Demir, cenazelere bile "Zonguldakspor Futbol Kulübü Başkanı Harun Demir" yazılı çelenkler gönderiyor!
"Yalan" üzerine başarı kurulmaz!
Önce "şeffaf" olmak lazım!
Kongre yok!
Seçim yok!
Sorumlu yok!
Başarı yok!
Lütfen, Zonguldak’ın adını daha fazla kirletmeyin.
Zonguldak’ı masalara meze etmeyin.
Peşin al, taksitle öde ya da hiç ödeme!
Zonguldak halkını yıllardır soyup-soğana çeviren bir hekim, çok mahir bir isme 250 bin lira kaptırmış!
Araya 50 kişi girmiş, “Tamam, o zaman 50 bin-50 bin ödeyeyim” demiş!
Ne tuhaf değil mi?
Peşin aldığın koparayı, taksit taksit öde!
Aynı kişi, başka birinin 400 bin lirasını da ödemiyor!
Ona da reklam-sponsorluk uydurmaya çalışıyorlar!
Yasin’e rahmet okutacak hareketler!
O kadın, yine saldırdı!
İçinden çay geçen ilçede yaşananları aktarırken, içinden ırmak geçen eğlence mekanlarında yaşananları yazmamak olmazdı!
Bir eğlence mekanının tuvaletinde hemcinsini sıkıştıran hukukçu kadını, mafya özentisi olmakla suçlamıştık!
Ama bu suçlama gerçek oldu!
Hukukçu kadın, hafta sonunda aynı mekanın tuvaletinde yine bir hemcinsini sıkıştırmış!
Birbirlerine söyledikleri sözleri burada yazsak, internet sitemiz kapanır!
Ama biz, konuyu, “Şey, şeyi tuvalette bulur” diyerek kısaca özetleyelim!
Neyse, iş tuvalette kalmamış!
Kanalizasyon bu sefer dışarı taşmış!
İki kadının kıskançlık krizi, millete meze olmuş!
“Bu kadının içine üç harfli bir şey kaçmış” dediğimde, bana inanmamıştınız!
Ama diğer kadının içine de üç harfli bir şey kaçmış!
Şaka bir yana...
Bu üç harflinin eski sevgilisi ile uzatmalı sevgilisi birbirine girmiş!
Bu sefer olaya başkaları da müdahale etmiş!
Eğlence mekanı, bir anda pavyona dönmüş!
Rezilliğe bakar mısınız?
Allah’tan biri, 112’yi aramadı, rezillik büyümedi!
Bakalım, bu karışık aşk üçgeni nasıl bir geometrik şekil alacak?
Irmak akıp yatağını bulacak mı?
Songülen iyi gülecek mi?
Can çıkmadan huy çıkacak mı?