“Zonguldak Belediyesi, özel halk otobüsleri işletmeciliğini yapan ER-KAR Turizm ile arasındaki sözleşmeyi feshetmesi üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Zonguldak Belediyesi’nden yapılan açıklamada, yeni süreçte taşıma hizmetinin dolmuşçu esnafıyla devam edeceği bildirildi.”
Hayırlı, uğurlu olsun!
CHP’nin, önceki dönem Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan’ı eleştirdiği tüm konular, Tahsin Erdem’in başına geldi!
Bakalım, Tahsin Erdem’in vizyonu, bu sorunların üstesinden gelmeye yetecek mi?
Tahsin Erdem’in, Zonguldak’ı yedi ayda getirdiği nokta burası!
Halk otobüsünden indik, dolmuşa bindik!
Tahsin Erdem seçildiğinde dolmuşa biniyordu!
Şimdi kendisi makam aracına bindi!
Halkı dolmuşa bindiriyor!
Bunlar iyi günlerimiz!
Alkol ruhsatları...
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, ekim ayı meclisinde 9 işletmeye alkol ruhsatı verdi!
Kasım meclisinde bir işletmeye daha alkol ruhsatı verilecek!
Zonguldak Belediyesi, AK Parti’den CHP’ye geçince, halkımız birden alkole merak sardı!
Hemen on işletme alkol ruhsatı aldı!
Böyle mi değerlendirmeliyiz?
Yoksa AK Parti, alkollü mekan ruhsatı konusunda işi sıkı tutuyordu!
CHP gelince saldı!
Şeklinde mi değerlendirmeliyiz?
Uzun Mehmet Camisi'nden temizlik ve güvenliği çeken Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, ağırlığı alkollü mekanlara verdi!
Zaten kendisi de sahilde, Belediye Meclis üyesinin mekanında gazeteci Mustafa Özdemir ile karton kutuda bir şeyler içiyor!
Mustafa Özdemir, eskiden çay bile içmezdi!
Şimdi karton kutudan ne içiyorlar merak ediyoruz!
Burak Erol’a 'eskort' lazım!
Saadet Partisi Zonguldak İl Başkanı Burak Erol, kendisine koruma tutmuş!
Cumhuriyet Bayramı'na koruması ile gelmiş!
Bu nedenle valilik görevlileri ile problem yaşamış!
Koruma olarak görevlendirdiği şahıs, askeri personel olduğunu filan söylemiş!
Burak Erol’u bir askeri personel neden korusun?
Bir de Burak Erol, neden bir korumaya ihtiyaç duysun?
Koruma işini bir nebze anlasak bile!
Burak Erol, 67 ZN 666 plakalı aracına neden çakar taktı?
Burak Erol’un çakara ihtiyacı mı var?
Zaten onu gören kaçıyor!
Zonguldak’ta aldığı oy yüzde 2’yi bulmayan bir partinin "İl Başkanı" olan Burak Erol’un çakar ve koruma sevdasını görünce!
Saadet Partisi iktidara gelse, Burak Erol’a kimse selam veremez!
Burak Erol, bir kibir abidesi!
Saadet Partisi Zonguldak İl Başkanlığı onu kesmiyor!
Burak Erol, "Saadet Partisi Genel Başkanı" gibi davranıyor!
Koruma, çakar yetmez!
Burak Erol’a "eskort" lazım!
Şans, talih, kader, kısmet 10 kuruşa...
İçinden çay geçen ilçede bir tomruk yuvarlanmış!
Kısmete bak!
Tomruğun başı adama, tersi oğluna girmiş!
Kısmet işte!
Nereye düşeceğini biliyor!
Adam tomruktan anlıyor!
Hem de iyi anlıyor!
İçeri girer girmez tomruğu sokmuş hızara!
Kısmet işte!
“Tamam, zaten sana geldim” demişse de!
Durmamış hergele!
Kapının girişinde giymiş kıspeti!
Allah ne verdiyse girmiş "Kısmet"e!
Nasıl olsa yenge Bodrum’da tatilde!
"Şans, talih, kader, kısmet 10 kuruşa..."
Bu sözleri hiç unutmam.
Hala çalınır kulağımda...
Ve ne zaman duysak, çocukluğum gelir aklıma...
Kimine şans güler!
Kimine talih!
Kimine kader!
Kimine kısmet!
Basında huzurlu günler...
Zonguldak basınında nasıl bir sükunet var, görüyorsunuz değil mi?
Biz, yine eskisi gibi yazıyoruz.
Ama sorun çıkmıyor.
Demek ki, sorunun kaynağı biz değiliz.
Çünkü biz, sadece işimizi yapıyoruz.
Başkasının işine burnumuzu sokmuyoruz.
Zaten, gazeteciliği "gazeteciler" yapınca, sorun çıkmıyor.
Sanırım ortaya çıkan bu tablodan herkes üzerine düşen payı alır!
Ben inanıyorum ki, bu durumdan Zonguldak Valiliği, Cumhuriyet Başsavcılığı, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı da memnundur!
Çünkü ne kolluğa iş düşüyor, ne savcılığa!
Kıssadan Hisse: Sevgini taşa, öfkeni kuma yaz...
İki arkadaş çölde yolculuk yapmaktadırlar. Yolculuğun bir noktasında aralarında tartışma olur ve biri diğerine tokat atar. Tokadı yiyenin canı acır ama bir şey söylemeden kuma şöyle yazar:
"Bugün en iyi arkadaşım beni tokatladı.”
Bir vahaya gelene kadar yürümeye devam ederler ve suya girmeye karar verirler. Tokadı yiyen bataklığa saplanır ve boğulmak üzereyken arkadaşı kurtarır. Boğulmaktan kurtulduktan sonra oradaki taşa şöyle yazar:
"Bugün en iyi arkadaşım hayatımı kurtardı.”
Tokadı atan ve hayat kurtaran sorar:
"Canını acıttığımda kuma yazdın, neden şimdi taşa?"
Diğeri cevaplar:
"Birisi canımızı yaktığında kuma yazmalıyız ki, bağışlama rüzgarı silebilsin. Ama biri bizim için iyi bir şey yaparsa taşa kazımalıyız ki, hiç bir rüzgar silemesin.”