Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in icraatlarını savunmak için canhıraş mücadele görevi, CHP Zonguldak İl Başkanı Devrim Dural ile CHP Merkez İlçe Başkanı Osman Zaimoğlu’na kalıyor!
Osman Zaimoğlu, her zaman olduğu gibi seviyeyi düşürüyor!
Seviyesini bilmediği için muhatabını da bilmiyor!
AK Parti Merkez İlçe Başkanı Sezer Köroğlu’na yanıt vereceğine, AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan’a sallıyor!
Adıyla hitap ediyor!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in camiden personel çektiğini, karı-kocayı işe aldığını unutup, AK Partili İl Genel Meclisi Üyesi Abdullah Karagüzel’a çatıyor!
İl Özel Idaresi’ne alınan 30 işçinin 17’si CHP’li olmalıymış!
İşçi alımında liyakata değil, partinin aldığı oya bakılması gerekiyormuş!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, belediyeye işçi alırken, partinin oyuna mı baktı?
Çocuklarının arkadaşı karı‐kocayı işe aldı!
Başka arkadaşlarını "Özel Kalem Müdürü" yaptı!
Osman Zaimoğlu, yerel seçim öncesi aday adaylarından para aldığı iddialarını açıklayamadı daha!
Bir aday adayı para verdiğini, sıralamada verilen sözün tutulmamasını belirterek, istifa ettiğini açıklamıştı!
Kötek zoruyla parasını geri almıştı!
Yazıyı atasözleriyle bağlayalım...
Tencere dibin kara, seninki benden kara!
Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı!
Etme cahil ile sohbet azdırısın, silme gözünü kiremitle çizdirirsin!
Acemi katır, kapı önünde yük indirir!
'Cumhuriyet Balosu'na, güne gider gibi gidilir mi?
"Cumhuriyet Balosu"ndan yansıyan fotoğraflara baktınız mı?
Bakmadıysanız, bakmanızı isterim.
Kimseyi hedef yapmak, rencide etmek istemediğim için fotoğraf kullanmıyoruz.
Ama "Cumhuriyet Balosu"na güne gider gibi gidilmez!
Pazara gider gibi hiç giyinilmez!
AVM’ye gider gibi de giyinilmez!
"Cumhuriyet Balosu"na giderken, günün anlam ve önemine göre daha seçici olunmalı.
Mesela, sabah törene geldiğin, öğlen stadyuma gittiğin kıyafetle, akşamki baloya gidemezsin!
Sonra aynı kıyafetle "Fener Alayı"nda yürüyemezsin!
Hele bir protokol eşinin yüzüne yaptırdığı işlem dalga konusu oldu!
O kadar gerdirmiş ki, neredeyse patlayacaktı!
Halbuki bu kadar dolgu-botoks işiyle uğraşacağına boğazını tutsa, işler yoluna girecekti!
Baloya geldiği kıyafet çok kötüydü!
Alay konusu oldu!
Ne giydiğini yazmayalım.
Tavsiyede bulunalım...
Siyah giyseydi, katları bu kadar belli olmazdı!
Eskiden bu işlere özen gösterilirdi!
Pusula’nın kadın çalışanları "Cumhuriyet Baloları"na koyu renk takım, beyaz gömlek ile giderlerdi. Erkekler de aynı şekilde giyinir, mutlaka kravat takarlardı.
Şimdi basın mensubu arkadaş da özensiz davranıyor!
Devrek’in köy toğuğu...
Gün boyu ilçelerde çalıştık.
Akşam eve geldik.
Kapı açılır açılmaz, eski zamanlardan kalma bir koku çaldı burnuma...
Ben, bu kokuyu nerede olsa bilirim.
Bana hep çocukluk yıllarımı hatırlatır.
Köyde ocak başında kara tencerede en az iki toğuk pişerdi.
Buğday biçilmiş tarlalardan topladığımız kekik otuyla kaynatılırdı.
Toğuk ile kekik birbirine çok yakışır.
Ev yufkasından yapılmış börek üzerine konulan toğuk parçalanır.
Kanadı-budu ayrılır.
Ladesi tutulur.
Bu sefer börek yok.
Ben de toğuk suyuna hazır yufka kırdım.
Üzerine kırmızı biber, karabiber, kekik attım.
Biraz da toğuk eti telledim.
Bastım kaşığı...
Ama gözüm toğuğun budunda...
Toğuk için "beyaz et" diyorlar ya...
Ben, köy toğuğunun siyah etine bayılıyorum.
Yok böyle bir tat...
Şimdi bu satırları yazdığım için kızıyor olabilirsiniz.
Köy toğuğu canı çeken olabilir.
Devrek’te, köylüm Altunçağ Yumurta’nın sahibi Tahsin Altunbaş’ı 0 (535) 380 82 19 nolu telefondan arayın.
Her daim dolabında kesilmiş, temizlenmiş, paketlenmiş muhteşem köy toğuğu hazır.
Şimdi bana müsade, toğuk ağlıyor!
Hepinize afiyet olsun.
(Devrek’in köylerinde "tavuk" denmez. "Toğuk" denir. Biz "toğuk" diyelim, siz "tavuk" deyin...)
Kıssadan Hisse: Rüzgar ve yaprak...
Rüzgar ile yaprak, dost oldular. Artık rüzgar savurmuyordu yaprağı...
"Söyle dostum, nereye istersen oraya götüreyim seni" dedi rüzgar yaprağa...
Yaprak; düşündü, taşındı, aklına hiçbir şey gelmedi.
Tekrar sordu rüzgar:
"Hadi söyle, seni istediğin yere taşıyayım."
Tekrar düşündü yaprak, aklına yine bir şey gelmedi… "Bilmiyorum rüzgar kardeş, aklıma hiçbir şey gelmiyor. Sen söyle?" dedi.
Rüzgar, "Gideceğin yeri bilmedikten sonra rüzgar dostun olsa neye yarar… Savrulur gidersin!" dedi ve bildiği gibi esti tekrar. Yaprak yine savruldu…
Üstelik de bu sefer savuran dostuydu.
Hisse: İnsanın bu dünyada ne istediğini bilmesi gerek. Bilmediğin zaman bir yaprak misali savrulursun oradan oraya...