Bu kentin en büyük sorunu “kent bilinci”nin oluşmaması…

Daha doğrusu, “Zonguldaklılık bilinci”nin oluşmaması…

Böyle söyleyince, hemen karşı saldırı başlıyor.

Aslında söylemek istediğimiz şovenist bir yaklaşım değil.

Karşısındakini şovenistlikle suçlayanların tümü şovenistlik yapanlardır.

O nedenle yeni bir açılım yapmamız gerekiyor.

Bunu “Zonguldak Mecburcusu” olarak da adlandırabiliriz.

Yani Zonguldak’tan başka gidecek yeri olmayan; işi, aşı, eşi, mezarı burada olanları kapsayan bir anlayıştır bu.

Mesela, biz bir “Zonguldak Mecburcusu”yuz.

Bu toprağın insanıyız biz.

Bizi başka bir toprak, başka bir mezarlık kabul etmez.

Böyle düşünen herkesi “Zonguldaklı” kabul etmeliyiz.

Çünkü biz bu kente mecburuz.

O halde bu kente sahip çıkmalıyız.

İnsanına, havasına, suyuna, toprağına sahip çıkmalıyız…

Nereden gelirse gelsin, bu insanına, havasına, suyuna, toprağına saygı duyan, sahip çıkan herkes “Zonguldaklı”dır, “Zonguldak Mecburcusu”dur.

Peki, sen kimsin?

Haydi tartışalım…

Kahramanlarını yiyen şehir!

Her kentin bir, hatta daha fazla kahramanı vardır.

“Bolu” deyince akla İzzet Baysal gelir mesela…
“Kayseri” deyince Kadir Has…
Bu şehirleri ve kahramanlarını sıralayabiliriz.

Dönelim Zonguldak’a…

Var mı bizim kahramanımız?

Yoksa, niye yok?

Varsa, niye ortaya çıkmıyorlar?

Olamaz! Çünkü bu şehir; kendi kahramanlarını yiyen, yutan bir şehir…

Çünkü bu şehrin ekonomisini tefeciler yönetiyor.

Tefeci olunca, tahsilatçı oluyor.

Tahsilat işi olunca, mafya oluyor.

Ve ortada kahraman filan kalmıyor.

Kahraman, tefeci oluyor.

Kahraman, mafya oluyor.

Gerçek kahramanlar ise, korkuyor.

Ne siyasette kahraman yaratabiliyoruz, ne bürokraside, ne de iş dünyasında...

Oysa ben özellikle iş dünyasında nice kahramanlar biliyorum.

Bürokraside nice kahramanlar biliyorum.

Siyasette nice kahraman olmak isteyenler, ama tuzla-buz edilenler biliyorum.

Bu şehir kahramanlarını niye yiyor?

Ben size söyleyeyim: Şu Mecburiyet Caddesi var ya!

Zonguldak şehir merkezindeki Gazipaşa Caddesi!

Türkiye’nin en tehlikeli caddesi...

Bu cadde yiyor, yutuyor, bitiriyor kahramanlarını…

Bu caddede kimler mi kahraman?

Tefeciler, p…….ler, ihaleciler, avantacılar, lavantacılar, dedikoducular…

Bu tipler arasından nasıl bir kahraman çıkmasını bekliyorsunuz?

Şöyle hatırlayın bakalım. Kimleri yemedi ki bu şehir…

Hadi siz söyleyin, biz yazalım…

Hiç olmazsa kahramanlarımızı analım…

Tarla faresi ve politikacı…

İnternet sitesiyle fazlaca haşır-neşir olduğumuz için, kimin reytingi düşük, kimin reytingi yüksek, çok net bir şekilde görüyoruz.

Öyle politikacılar var ki, haberleri hiç okunmuyor.

Geçenlerde bir tarla faresi haberi vardı.

Hemen hemen aynı saatlerde attık internet sitesine...

Tarla faresinin haberi, sözünü ettiğimiz politikacıdan çok okundu.

Halkın bazı politikacılara olan güveni, inancı bu kadar mı az?