Halife Harun Reşid'in oğlu Me'mun...
Çocukken hocası ona sebepsiz yere vurdu.
- Bana neden vurdun?
- Sus.
- Hocam bana neden vurdun?
- Sus.
- Bana neden vurdun söyler misin?
Suçum nedir?
- Şimdi sus.
Sonra söylerim.
Öğrenciliği sırasında birkaç defa sorar.
- Bana neden vurdun?
Hoca her defasında susturur.
- Sonra söylerim.
Zamanı gelmedi.
Vesaire.
Cevabı erteler.
Aradan yıllar geçer.
Me'mun halife olur.
İlk iş.
Hocasını huzura çağırır.
- Bana sebepsiz yere neden vurdun?
- Hala unutmadın mı?
- Hiç aklımdan çıkmadı.
Cevabı almak için sabırla bugünü bekledim.
Bugün gücüm var.
Seni huzuruma çağırdım.
Cevabı vermeni istiyorum.
- Zulme uğrayan asla unutmaz.
Bunu öğrenesin.
Unutmayasın.
Kimseye zulmetmeyesin.
Bunun için yaptım.
Sakın...
Kimseye zulmetme.
Yıllar geçse de...
Zulüm kalpte sönmeyen ateştir.
[*] [*] [*] [*]
Zulüm...
Bazen bir tokat.
Verilmeyen hak.
Gelmeyen hizmet.
Kısacası...
Zamanında tecelli etmeyen adalettir.
[*] [*] [*] [*]
Haktır.
Hak sadece güçlüye...
İktidara.
Zengine göre değil.
Hak...
Verdiğin emeğin karşılığı.
Aldığının karşılığını vermediğin emektir.
Kısacası...
Zulüm...
Tüm insanlık tarihinin...
Tedavisi olmayan...
Ya da...
Zalim tarafından tedavisi reddedilen...
Tek ve en yaygın hastalığıdır.
Bugün dünyanın içerisinde barındırdığı tüm sorunların adıdır.
Zulüm...
İnsaniyet...
İslamiyet...
Ve...
İman meselesidir.
Nerede zulüm varsa.
Orada bu üç başlıktan eksilme...
Zaafiyet vardır.
Önce aynaya bakalım.
Bizde eksik olan nedir?
Sonra karşıya...
Varsa bir haksızlık.
O zaman bize görev düşer.
El...
Dil...
Kalp ile buğuz...
Ve orayı terk etmek.
İmanın en zayıf noktası.
İnsanın İslamiyet ve insanlıktan kaçış noktasıdır.
Allah, cümlemizi zalimin zulmünden...
İmanın zayıflığından muhafaza eylesin.