Oysa ben ne rahattım, bir gazetede çalışıyorken.
Ceketimi alıp
gidebiliyordum mesela
Ama şimdi işim
zor.
Hangi kapıyı
çarpıp gideceğim?
Gazetenin mi?
Televizyonun mu?
İnternet
sitelerinin mi?
Ve birlikte yola
çıktığım dava arkadaşlarımın mı?
Hangi birini yüz
üstü bırakabilirim ki?
Müthiş bir
sorumluluk
Aman yaaaa deme şansım hiç yok.
Olmadı da...
Yük ve
sorumluluk hep benim sırtımda.
Allahtan bu
yükü benimle birlikte sırtlayan dostlarım var.
Bir omuz çıkınca,
yoruluyorsun. Ama alışıyorsun, bir süre sonra.
Sigara gibi
İnsanın canı istiyor. Ama bırakınca da ölmüyorsun.
Eskiden
Zonguldakta yayın kuruluşlarına TTK ve GMİS, Erdemir ve Kardemirin müthiş
destekleri olurdu.
Biz bu
kuruluşların ciddi desteğinden yoksun bir şekilde geldik bu günlere
Deyim yerindeyse,
sıfırdan zirveye
Kendi
sorunlarımızı, kentin sorunlarıyla harmanlayarak devam ediyor bu yolculuk.
Aylık dergi,
haftalık gazete, günlük gazete, internet gazetesi, internet televizyonu ve
Pusula TV.
Şöyle yola
çıktığımız yıllara baktığımızda hiç adam satmamışız.
Hep istediğimiz
arkadaşlarla çalışmışız.
Bir basın-yayın
çalışanı iken yaşadığımız hiçbir sorunu arkadaşlarımıza yaşatmamışız.
Onlara bir
patron gibi davranmamışız.
Ve böyle de
devam edeceğiz.
Yolumuz uzun,
ömrümüz uzun olsun
Bundan sonra böyle
Bizi mesnetsiz
olarak eleştiren, hakaret eden, tehdit edenlerle yasal yollardan mücadelemizi
sürdürüyoruz. Bu kişilerden birine Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü üç gün ilan
kesme cezası verdi. Basın Konseyi oybirliğiyle kınadı.
2015 Ocak ayında
da Zonguldak Adliyesinde ceza davası başlayacak.
İnternet sitemiz
ve sosyal medya üzerinden hakaret edenlere dava açmaya başladıkça, hakaret ve
tehdit sayısı oldukça azaldı.
Son bulmaz. Ama
hiç olmazsa, herkes ettiğini bulsun.
Bulacak da
Biz sabırlıyız.
Bu olaylar bizi yıldırmaz.
Çelik gibi daha
çok sertleştirir. Öyle oldu, öyle olacak
Günün Fıkrası: Akdemirin heykeli var mı?
Adamın biri, bir
mağazanın vitrininde, Bronz Fare Heykeli
görmüş. Beğenip fiyatını sormuş. 20
lira demiş tezgahtar ve eklemiş: Hikâyesini
de öğrenmek isterseniz ayrıca 100 lira daha vereceksiniz.
Adam, Hikâyesini boş ver demiş, 20 lira
verip heykeli almış ve ayrılmış dükkândan. Elindeki bronz fare heykeliyle
yürürken, birden arkasında onu takip eden, her geçen saniye sayıları artan
gerçek fareleri fark etmiş. Hızlı adımlarla sokaktan caddeye çıkınca, farelerin
sayıları binlere ulaşmış bile. Korkuyla adımlarını daha da hızlandırınca,
fareler de çığlıklar atarak hızlanmışlar. Adam koşmaya başlayınca, milyonlarca
fare de koşarak çığlıklarla onu takip etmiş. Adam korkusundan bronz heykeli
olanca gücüyle denize fırlatmış. Milyonlarca fare, heykelin arkasından denize
atlamış. Adam, büyük bir heyecanla heykeli satın aldığı dükkâna geri dönmüş. Evet
demiş tezgahtar: Hikâyesini de öğrenmeye geldiniz değil
mi?
Adam, Hayır! Hayır! diye cevap vermiş: "Sizde Muharrem Akdemirin heykeli var
mı?
Günün Sözü:
Yaşamımda
edindiğim en büyük bilgi şudur: Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene, hiç
kimse yardım etmez.
Pestalozzi