Geçenlerde 'İmece Orağı' konusunu yazmıştık.
Köşeyi takip edenler bilir.
Oradan eleştiri aldık.
Konuyu tam anlayamayanlar olmuş.
Hata bizdendir.
Düzeltelim.
Daha açık yazalım.
Bir zamanlar bizim köy, tarım ve hayvancılıkla geçinirdi.
Tarlası olmayanlar ise ormancılık yapardı.
Ormanda çalışır, ekmek parası kazanırlardı.
İşte o zamanlar...
Köylü reçberlik yapardı.
Fasulyesini, domatesini, patatesini, biberini, salatasını vs. kendi ekerdi.
İhtiyacı kadar.
Pazardan sadece çay, un, şeker, tuz, yağ alınırdı.
Hatta un bile az alınırdı.
Herkes buğday ekerdi.
Mısır ekerdi.
Yer yer arpa ve çavdar ekenler bile vardı.
Çok hayvanı olanlar yulaf, fiy ve yonca ekerdi.
Yeterli arazisi olanlar mısırı, buğdayı, hatta çavdar ve arpayı su değirmeninde öğütür, un yapardı. Sadece mısır ununa karıştırmak için pazardan Hekimoğlu un alınırdı.
Maddi durumu iyi olanlar yapardı bu alış-verişi.
O zamanlardan kalmadır "imece orağı saklamak" deyimi.
Tüm bu ürünleri insanlar orakla biçer.
Katırla taşır.
Dövenle harman ederdi.
Bu zamanlarda tarlalarda avare geçmek isteyen "çakallar", imecede en hızlı orak kullananın orağını saklarlarmış.
Kolay bulamasın diye de kendi biçtikleri ürünün destesinin altına koyarlarmış.
Eğer deste ince ise...
Orak eğri olduğundan ters döner, saklayanın oturak yerini kesermiş.
Biz bunu, oy çalmak için ortaya çıkanlara kullanmıştık.
Ancak hikaye bu ya...
İstediğin yerden hisse alabilirsiniz.
Yoruma açık.
Gelelim konumuza.
Bugünkü konumuz yatak yeri.
Dedem sürüsünü Öteyüz denen ormanın tepesinden aşağı salardı.
Öğleye kadar hayvanlar yer içer, güneşin tepeye çıktığı an dereye inerlerdi.
Sularını içer, geviş getirirlerdi.
İşte buraya "Yatak yeri" derdi Dedem. Sebebini sordum.
"Oğlum, hayvanlar sabahtan öğleye kadar otluyor.
Sonra yoruluyorlar.
Burada sularını içiyorlar.
Dinleniyorlar.
İhtiyaçlarını görüp akşam üzeri ortalık serinlemeye başlayınca yeniden otluyorlar.
Onun için buraya 'yatak yeri' diyoruz.
Burada sadece yatıyorlar"
Ortalık bayram yeri gibi.
Herkes güneşin ilk ışıklarıyla dışarı çıkmış gibi, ne gelirse sandığa doldurmak istiyor.
Sonra seçim bitecek.
Dolan doldu.
Dolmayan yarım kaldı.
Ve hizmet dönemi başlaması gerek. Dikkat edilmesi gereken konu şu;
Bir yere talip olan insanlar seçime kadar çalışıp, seçildikten sonra bulundukları mevkileri "Yatak yeri" olarak kullanmamalı.
Kullanırlarsa ne olur?
Bu işin bir de dönüşü var.
Akşam serin vurduğunda dışarı çıkanlar ortalıkta kalırlar.
İşin bir de başka yönü var.
"Av hayvanlarının da yatak yeri vardır.
Eğer bulundukları yerden hareket etmezlerse en çok burada avlanırlar.
Avcıların hedefi olurlar."
Başlangıçta dinlenme, nimetlerden faydalanma ve refah sürme yeri olarak görülen "Yatak yeri" çoğu kez hareketsiz kalanların sonu olabiliyor.
Bizden söylemesi...
Kalemin işi zor...
Ünlü gazeteci ve yazarlardan Velid Ebüzziya, İstiklal Mahkemesi'nde yargılanıp beraat ettikten sonra, genç meslektaşlarına nasihat etmiş:
- Şu sıralarda sakın fincancı katırlarını ürkütmeyin...
Yusuf Ziya Ortaç, başını sallayarak:
- Bu söylediğin imkansız üstadım, demiş.
- Zira ortalıkta o kadar çok katır var ki!..