CHP Parti Meclisi’ne Zonguldak’tan tek bir isim bile girmedi.

Şimdi bunu eleştirmemiz lazım.

Sorgulamamız lazım.

Ama insanın aklına takılıyor.

“CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk Parti Meclisi’nde idi. Ne oldu?”

Milletvekilleri ya da partililer, Parti Meclisi Üyeliği’ni kentleri için değil, kendileri için bir avantaj olarak görüyorlar.

Zonguldak’tan biri Parti Meclisi’nde olsaydı iyiydi.

Olmak isteyenlere bakınca, olmaması da Zonguldak için bir kayıp değil.


Altı kömür, üstü kömür Zonguldak...


Size “Zonguldak neyiyle meşhur?” diye sorulsa, elbette “taşkömürüyle” dersiniz.


Biz de öyle diyoruz.


Ama son dönemde Zonguldak “ithal kömür”le anılmaya başladı.


Papila Madencilik’in Sahibi Teoman Papila’nın başlattığı ithal kömür ticaretini diğer kömür şirketleri de yapmaya başladı.


Demir Madencilik, Deka Madencilik, Arı Ticaret (Yusuf Günay) ve Velioğlu Madencilik ithal kömür işine girdiler.


İthal kömür işinin babasını ise Eren Eneri yapıyor.


Termik santral için getirdiği kömürü Kardemir’e de satıyor.


Yani Zonguldak, eski Zonguldak değil.


İki katlı şehirdik ya hani.


Altı kömür, üstü şehir.


Şimdi “Altı kömür, üstü kömür Zonguldak” diyebiliriz…



Günün Fıkrası: Köylü ve bürokrat



Orta kademeden bir bürokrat görevli olarak şehirden kasabaya doğru gidiyormuş. Yolda, sulak ama bataklık bir yerde mola vermiş, nasıl olmuşsa ayağı kayıp bataklığa düşmüş. “İmdat” diye bağırmış: “Boğuluyorum. Kurtarın beni!”


O civardan geçen bir köylü sesini duyup yaklaşmış. Bürokrat, köylüye; “Bataklığa düştüm. Kurtar beni!” diye yalvarmış.


Köylü, “Geçmiş olsun” demiş. Ama kurtarmak için hiç gayret göstermemiş. Hani neredeyse dönüp gidecek. Bürokrat paniklemiş ister istemez, “Lütfen” diye yalvarmış; “Bir dal uzat. Kurtar beni!”


Köylü, “Olmaz” demiş… “Sen şu anda Hazine toprakları üzerindesin. Hazine malından bir şey almak suçtur!”


“Sen, dalga mı geçiyorsun” diye bağırmış ağzına dolan çamurlarla bürokrat “Ölüyorum. Kurtar beni!”


Köylü hiç istifini bozmadan cevap vermiş: “Ben Hazine’den mal alıp suçlu duruma düşemem. Fakat seni böyle bırakacak değilim. Gidip muhtara haber vereceğim.


O kaymakamı, kaymakam da valiyi arar mutlaka. Mal Müdürü’ne talimat verilir.


Şayet, Hazine arazisi değilse, İtfaiyeye talimat verir ve seni kurtarırlar…”


“Yahu” demiş bürokrat, “Bunlar oluncaya kadar ben ölürüm.”


Köylü gülmüş: “Ben ölmezsin demiyorum ki. Ölsen de, mevzuata uygun ölürsün!”…



Kıssadan Hisse: Kazlar ve Turnalar



Kazlar ve turnalar, bir gün aynı tarlada yiyecek ararlarken birden yanlarına yaklaşmaya çalışan avcıyı fark ederler. Turnalar daha çevik ve hafif oldukları için hemen uçarlar. Oysa kazlar ağır hareket ettikleri için avcıdan kurtulamazlar.


Dersimiz: Yakalananlar her zaman suçlu olanlar değildir.



Günün Sözü:



Ufak hırsızlar asılır, büyük hırsızlar serbest bırakılır.



Alman Atasözü