22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan genel seçimlerden sonra &[#]8220;Tunç Devri&[#]8221; başlığı altında sonuçları değerlendiren bir yazı kaleme almıştım.


Kalem dediysem haberleri kalemle, daktilo ile yazdığımız günlerden kalma dil alışkanlığı işte.


Eski çamlar bardak oldu ve şimdi kalemin, kâğıdın ve daktilonun yerini klavye aldı.


Neyse sadede gelelim ve 5 yıl önce ki bu yazımızdan bazı bölümler aktaralım:


&[#]8220;Bartın, yeniden tek başına iktidara gelen AK Parti&[#]8217;den bir vekilini geri aldı ama ondan desteğini çekmediğini de oylarını artırarak gösterdi.


Bartın, AK Parti&[#]8217;nin oylarını artırmakla kalmadı, onu en yakın rakibine 18 bin fark atacak şekilde açık ara birinci yaptı.


Bartın isteseydi ilk döneminde hem de iki vekille beklentilerine cevap vermeyen, kendisini üniversiteden ve başka birçok olanaktan mahrum bırakan AK Parti&[#]8217;yi birinci yapmaz, ona hiç vekil de vermezdi.


Bartın seçimlerinin sonuçlarını bu açıdan &[#]8220;Bartın birinci döneminde umduğunu bulamadığı AK Parti&[#]8217;den çok şeyler bekliyor. Ondan hâlâ umutlu&[#]8221; şeklinde yorumlayabiliriz.


O bakımdan, Milletvekili Yılmaz Tunç&[#]8217;un bu bilinçle hareket etmesinde, Bartın&[#]8217;ın kendisinden ve partisinden çok şeyler beklediğini bilerek çalışmasında fayda var.


Sonuçlar üzerine, &[#]8220;Bartın, Yılmaz Tunç&[#]8217;u yüksek oyla Ankara&[#]8217;ya yollamış, bunun karşılığında çok hizmet bekliyorum mesajı vermiştir&[#]8221; de diyebiliriz.


&[#]8216;AKP&[#]8217;nin Bartın&[#]8217;da iki vekilden birini kaybetmesini de önceki dönemin faturası saymak, bunu bir uyarı, bir mesaj yerine koymak lazım gelir&[#]8217; değerlendirmesi de yapılabilir.


Yılmaz Bey bu uyarıları dikkate alırsa (5 yıl çabuk geliveriyor) hem kendisi kazançlı çıkar hem de Bartın.


Kendisi Ankara&[#]8217;ya aslında çok güçlü gidiyor.


Varsın iki vekilden biri gitsin.


Açık ara birinci parti olmak demek genel merkezde prestijli olmak demektir.


Ankara&[#]8217;ya güçlü giden vekil eğer işi de biliyorsa seçim bölgesine çok hizmet getirir.


Seçim bitmiş geçim başlamıştır.


Şimdi hizmet zamanıdır.


Şimdi Yılmaz Bey&[#]8217;in söz verdiği üniversiteyi getirme zamanıdır.


Bartınspor&[#]8217;u 3. lige çıkarma zamanıdır.


İnşaat halindeki Kirazlı Barajını hızlandırma, ihale aşamasında bekleyen Kozcağız Barajını başlatma, yarım kalan projeleri tamamlama zamanıdır.


Şimdi demiryolunu getirme, ırmak ıslahlarını bitirme, sel tehdidini tamamen ortadan kaldırma, Kültür Merkezini hizmete sokma, Organize Sanayideki genişletme alanının kamulaştırma çalışmalarını tamamlama zamanıdır.


Şimdi kalkınma ajansını kurma, Bartın&[#]8217;ı ayağa kaldırma, geliştirme, büyütme, kalkındırma zamanıdır.


Bartın Yılmaz Tunç&[#]8217;a tek başına iktidar olan bir partinin milletvekili olarak bu saydıklarımızı yapma, bu hizmetleri yerine getirme görevi vermiştir.


Bartın Rıza Yalçınkaya&[#]8217;yı muhalefete koyarak Yılmaz Tunç&[#]8217;u çalıştırma, yapıcı eleştiri ile hizmet yapmasını sağlama, denetleme, gayrete getirme, harekete geçirme, kontrol etme görevini vermiştir.


Yılmaz Tunç, tek başına iktidarda olan bir partinin milletvekili olarak Bartın&[#]8217;a hizmetleriyle ya da başka özellikleriyle, öyle veya böyle damgasını vuracak.


Bakalım Bartın &[#]8216;Tunç devrini&[#]8217; nasıl yaşayacak?&[#]8221;


Yazımız aslında daha da uzundu.


Kompozisyon kuralları gereği girişinden, gelişmesinden ve sonucundan bölümler alarak özet halinde hatırlatma yaptık.


22 Temmuz 2007 seçimlerinin üzerine 12 Haziran 2011 seçimleri yapıldı.


Milletvekilimiz Yılmaz Tunç bir kez daha seçildi.


Bu seçimlerinin sonuçlarını da &[#]8220;Durmak yok hizmete devam&[#]8221; başlığıyla vermiştik.


Tunç yeniden meclise giderken AK Partinin oylarında artış devam etmiş, aynı şekilde açık ara birincilik de sürmüştü.


Milletvekili Tunç ilk dönemini yoğun bir tempo ile çalışarak geçirdi.


Bartın bu dönemde üniversite, öğrenci yurdu ve Fen Lisesi ile birlikte çok sayıda yeni okul ve okul binası kazandı.


Organize Sanayi Bölgesi genişledi, yetmedi yeni bir genişletme çalışması daha başlatıldı.


Demiryolu projesi Sakarya&[#]8217;dan doğru yola çıktı, geliyor.


Bunları özetle geçiyoruz.


Yapılan hizmetlerinin hepsini anlatmaya kalksak değil bu köşe gazetemizin sayfaları da yetmez.


Tunç ilk döneminde iyi bir performans sergiledi ki partisinin oylarını da artırarak yeniden seçildi.


Hizmetleri beğenilmeseydi AK Parti Bartın&[#]8217;da yeniden birinci parti olmazdı, olamazdı.


Muhalefetin vaatlerine ve AK Partiyi bütün güçleriyle kötülemelerine rağmen bu sonuç elde edildiyse şapka çıkarmak gerekir diye düşünüyorum.


Tunç ağzı laf yapan, meclis kürsüsünü de çok kullanan, oraya çıkıp defalarca konuşan da bir milletvekili.


Biz kürsüye sadece yemin etmek için çıkan ve bir daha oraya yolu düşmeyen vekiller de gördük.


Sayın Tunç&[#]8217;un performansı bu açıdan da tam notluk.


Önemli kanun tasarılarının altında da imzası var.


Tunç&[#]8217;un bir özelliği de iletişime büyük önem vermesi ve basını çok iyi kullanması.


Dikkat ederseniz kendisi ziyaretle, açılışla, hizmetle, icraatla, açıklama ile sürekli gazetelerde.


Hizmetini de yapıyor, reklamını da.


Hem yağıyor, hem gürlüyor.


Seçimlerde, ikinci döneminde (AK Partinin ustalık dönemi oluyor) daha çok hizmet getireceğinin sözünü vermişti.


Amasra-Bartın, İnkumu-Bartın tünelleri yapılacak hizmetler arasında bulunuyor.


Listede Amasra Yolcu İskelesi ve yat ve tekne yanaşma yeri inşaatı yapımı da var.


Bu yıl ki ödeneği 40 milyon lira olan üniversite ile ilgili kampüs alanı çalışmaları da bu dönemin önemli projeleri arasında.


Diş Hastanesi ve Adalet Sarayı yapımı da sırasını bekliyor.


Şu sıralar bütçe hazırlanıyor.


Bütçe, Milletvekili Tunç için yeni bir sınav olacak.


Bartın&[#]8217;ın alacağı ödenekler, programa giren yeni projeler Sayın Tunç&[#]8217;un bu sınavı nasıl vereceğini gösterecek.


2011 seçimleri sonrası yaptığımız haberde &[#]8216;İkinci Tunç Devri&[#]8217; başladı demiştik.


Tunç yine yüksek tempo ile yoğun bir şekilde çalışıyor.


İkinci döneme daha çok hizmet sığdırmaya çalışıyor.


Bırakın partilileri ve bürokratları, öyle çok haber üretiyor ki bazen hızına yetişmekte gazeteciler bile zorlanıyor.


Durmak yok, icraata ve habere devam diyoruz.



Üniversitenin bütçesi



Üniversitemize 2012 yılı için ayrılan ödenek 40 milyon lira.


Yani eski para ile telaffuz edecek olursak 40 trilyon lira.


Bu paranın, aralarında bizim gazetemizin de bulunduğu bazı gazetelerde, 102 üniversite arasında Bartın&[#]8217;ı 89&[#]8217;uncu sırada gösterdiğine yönelik haberler yer aldı.


Yerel basına servis edilen bu haberin kaynağını belirtmekte bir sakınca görmüyorum.


Bu kişi milletvekilimiz Rıza Yalçınkaya&[#]8217;nın yanında çalışıyor.


Haberde üniversiteye ayrılan bütçe üzerinden iktidara yönelik eleştirel bir yaklaşım vardı.


Bartın&[#]8217;a ayrılan ödenek yetersiz, iktidarın Bartın&[#]8217;a verdiği önem bu kadar mesajı verilmek istendiği anlaşılıyor.


Peki, haber doğru muydu?


Bu bakış açınıza bağlı.


102 üniversite üzerinden değerlendirme yaparsanız 89&[#]8217;uncu sırada çıkarsınız ve bu da haber doğru demektir.


Yeni kurulan 18 üniversite üzerinden değerlendirme yaparsanız ki (Milletvekilimiz Yılmaz Tunç ve Rektörümüz Ramazan Kaplan&[#]8217;ın bunun böyle olması gerektiğini söylüyor) o zaman da Bartın ilk 4&[#]8217;te yer alıyor.


Bu da konuyla ilgili bir başka doğru.


Dediğim gibi bakış açınıza bağlı.


Öyle bakarsanız öyle görürsünüz, böyle bakarsanız böyle görürsünüz.


Bartın&[#]8217;ı bütçede yeni üniversitelerle değerlendirecek olursak, akademik çalışmalarda ve diğer konularda başarı elde ettiği zaman da &[#]8220;işte şu kadar köklü ve eski üniversiteyi geride bıraktık&[#]8221; dememek lazım denebilir.


Bu değerlendirmeyi o zaman da yeni kurulan üniversitelerle birlikte yapmak gerekir şeklinde bir düşünce ortaya çıkar.


Sayın Rektörümüzle konuştuk.


Kendisi bize &[#]8220;40 milyon lira bizim için yeterli, hak ettiğimiz payı aldık. 500 milyon lira ayrılsaydı bu parayı harcayamazdık&[#]8221; dedi.


Bu sözün üzerine başka ne denebilir ki.


Üniversitenin yapacağı işler ve bu işler için gerekli olan para belli.


Rektör hocamız tartışmalara son noktayı koydu diyelim ve bu konuyu burada kapatmış olalım.