Zonguldak Belediye Meclisi&8217;nde bir süredir yaşanan çatı polemiğini yazıyoruz.
Zonguldak Belediyesi&8217;nde yaşanan yönetim kaosunun bu toplumu nasıl etkilediğini yazıyoruz.
Hizmetin siyaset üstü tutularak bu kentte acilen yapılması gereken çok işler olduğunu, bunlara önderlik edecek kurumunda Zonguldak Belediyesi olması gerektiğini söylüyoruz.
Hakaret etmiyoruz.
Sadece eleştiriyor ve sorguluyoruz.
Dünkü manşetimiz de bunun üzerineydi.
Dün saat 11:00&8217;de konuyla ilgili bilgilendirme yapılacaktı.
Belediyeden haber verdiler.
Belediye Meclis Üyesi ve aynı zamanda meslektaşımız olan Bahaddin Arı da toplantıya katılmamın bundan sonraki süreçle ilgili daha iyi olacağını, söyledi.
Cevap hakkına her zaman saygı duymayı ilke olarak benimseyen bir gazete olarak bu toplantıda ne söylenirse zaten yorumsuz olarak manşetten verecektik.
Günlerdir bu konuda yazan biri olarak, çok önemli bir neden olmadığı sürece; &8220;Gitmem&8221; demek olmazdı.
Mesleki etiğin ve duyarlılığın bunu gerektirdiğine inanırız.
Belediye&8217;nin girişinde Belediye Başkanı Muharrem Akdemir ile karşılaştık.
Birlikte asansöre yöneldik.
Üçüncü kata çıktık.
Muharrem Bey koluma girmiş salona doğru yürüyorduk.
Odalardan birinden çıkan meclis üyelerinin nazik selamlaşmalarıyla karşılandık.
Herkes makama doğru yönelmeye başlamıştı ki Orhan Yücel&8217;den ağza alınmayacak sözler duyuldu.
O sözlerin kime söylendiğini oradakilerin hepsi biliyor.
Bir süre kendimi tuttum.
Muharrem Bey&8217;den ve arkadaşlarından bir tepki bekledim.
Gelmeyince de o sözlerin hesabını soracağımı söyledim.
Akdemir ise edilen küfürü duyduğunu ve çok üzüldüğünü belirterek fazla büyütülecek bir şey olmadığını anlatmaya çalışırken yaşadığı zor durumu sergiliyordu.
Çünkü böyle bir şey Muharrem Bey&8217;in asla tasvip edeceği bir şey değildi ancak nasıl müdahale etmesi gerektiğini de bilmiyor gibiydi.
Gazetecilik kimliğinin yüklediği sorumluluğu sürekli olarak kendime hatırlatıp, kendime ve taşıdığım kimliğe yakışmayacak bir hareketin içinde olmamam gerektiği konusunda sürekli kendimi telkin etmeye çalıştım.
Muharrem Bey&8217;e buna benzer olayların sürekli olduğunu ve farklı kurumlarda çalışan pek çok muhabir arkadaşımızın aynı hakaretlere maruz kaldığını anlatmaya çalıştım.
Toplantının başındayken kendisinin veya Yücel&8217;in özür dilemesini şart koştum.
Aksi taktirde olayı açmak zorunda kalacağımı da özellikle belirttim.
Başkan söz vererek odasına yöneldi.
O odada beklerken öğrendim ki toplantı encümen salonunda yapılmaya başlanmış.
Gittim, oturdum ve Akdemir&8217;in konuşmasını dinledim.
Başkan ve Orhan Yücel&8217;den tık yok.
Başkan Akdemir, asıl konuya girmesi için İdris Şahin&8217;e söz verince özür dileyerek araya girdim.
Olayı hatırlattım.
Beklediğim özrü hatırlattım.
Başkan Akdemir olaya kapatmaya çalışınca; &8220;Siz mi özür dileyeceksiniz, Orhan bey mi özür dileyecek?&8221; diye ısrarla sordum.
Akdemir, bu sefer basınla ilişkiler ve haberler konusunda bir şeyler söylemek istedi.
Keşke özürden sonra sözü yeniden İdris Şahin&8217;e verseydi.
Gündemde Pusula&8217;nın manşeti vardı, başkan ise yayın adı vermeden fotoğraflarda fotoşhop uygulamasıyla kamuoyunun yanıltıldığını söyledi.
Burada karşı bir suçlamaya izin vermemek adına İdris Şahin&8217;in konuyla ilgili neler söyleyeceğini beklediğimizi anlatmaya çalışırken ortamı hep birlikte gerdik.
İş yine Orhan Yücel mevzusuna döndü.
Birazda çığrından çıktı.
Orada kalıp bir hataya sürüklenmeden ayrılmanın daha doğru olacağını düşündüm.
Asansöre geldiğimde toplantıdaki tüm gazetecilerin de ayrıldığını gördüm.
Asla içinde olmak istemediğim bir tartışmayı yaşamış olmanın verdiği üzüntüye karşın arkadaşlarımın gösterdiği dayanışma gerçekten mutlu etti.
Bu arada olan tabiî ki İdris Şahin&8217;in anlatmak istediklerine oldu.
Gazetecilerin ayrılmasının ardından meclis üyeleri Orhan Yücel&8217;in tavrının kendilerini ne kadar zor durumda bıraktığını paylaşmışlar.
Umarız herkes dersini almıştır.
CHP&8217;ye ve meclis üyelerine küçük bir önerim var.
Partinize ve kendinize bir iyilik yapacak kadar cesaretiniz varsa önce şu üç tane ihanetçiyi bulun!
Sağlıcakla..