Bir tarafımız köylü.
Akköylü...
Bağ-bahçe...
Hayvancılık...
Bir şeyler gelir elimizden.
TRT'nin eski belgesellerini izledim.
Daha eskiden avcılık da varmış.
Belli hayvanlar avlanır.
Derisi yüzülür.
Satılır.
Evin ihtiyacı görülürmüş.
[*] [*] [*] [*]
Gerçi o zamanların ihtiyacı...
Yağ, gaz, tuz...
Çay, şeker lüks...
Çay içecek bardak yok.
Kahve.
Ağaların evinde bulunur.
Gerçi bizim kültürümüzde ağalık yok.
Köy büyüğü var.
Ekonomisi iyi olan, babadan miras kalan ya da geçinmenin yolunu bulan ağa oluyor.
Ağalığın özelliği şu:
"Ağalık almakla olmaz, vermekle olur."
Halk içerisinde böyle anılır.
Sadece para sahibi olmak yetmiyor.
Aynı zamanda o imkanları halkın ihtiyacı nisbetinde vermek gerekir.
Hep vermek de tehlikeli.
Hem halkı.
Hem parayı iyi yönetmek gerekiyor.
O zaman ağa olunuyor.
[*] [*] [*] [*]
Kısa bir zaman turu.
Biz konumuza dönelim.
Günümüzün işi fındık.
Hizmet ona.
Para onda.
O da bölgeye göre değişiyor.
Bazı yerde her yıl olur.
Bazı arazilerde arada bir yıl atlar.
Verim oranı değişir.
Vesaire.
[*] [*] [*] [*]
Toprak verimi.
Hava durumu.
Hepsi etkili.
Bunların bir kısmı bakım ile tolere edilebilir.
[*] [*] [*] [*]
Bu yıl havalar yağmurlu gitti.
Bahar mevsimi tadında geçti.
Halkın istediği gibi.
Yağmur yağdı.
Sel olmadı.
Güneş açtı.
Sam vurmadı.
Fındık dalları doldu.
Patak patak (üç veya daha fazla fındık tanesini bünyesinde barındıran kozalak) süslendi.
[*] [*] [*] [*]
Dikkat etmek gerek.
Börtü böceğe geçit vermemek şart
Ayrı bir yazı konusu.
Mücadele.
[*] [*] [*] [*]
Hava şartları iyi olunca.
Fındık tarlalarını ot bastı.
Nasıl fındık ağacı memnunsa yağmurdan.
Güneşin normal sıcaklığını seviyorsa.
Otlar da aynı.
Esasında bizimkiler söylerdi:
"İki iyilik bir kapıda bulunmaz."
Bu sözün tam yeri burası değil ama.
Cümle güzel.
Hatıra gelmişken yaklaşık bir yerde kullanalım istedik.
[*] [*] [*] [*]
Otlar güzel...
Yararlı.
Fındık lazım.
Verimli.
İkisi de iyi...
Birinden vazgeçmek lazım.
Bizim tercihimiz fındık.
Para eden o.
Onu koruyup kollayacağız.
Fındıkları tırpanlayacağız.
Haziran ayının başlarından itibaren.
Tam tırpan zamanı.
Fazla ot.
Diken.
Fındığın tepesine çıkıyor.
Hava almıyor ocaklar.
Güneş görmüyor.
Verim düşüyor.
Yanık baş gösteriyor.
Dahası.
Onlar da aynı topraktan beslemiyor.
Fındığa lazım olan gıda...
Ota, dikene gidiyor.
[*] [*] [*] [*]
Sonuç:
Başta yararlı gibi görünen.
Ya da zararlı olduğu bilinen ancak müdahale edilmeyen...
Ne varsa...
Sonradan başımıza çıkabilir.
Bela olabilir.
- Yılanın başını küçükken ezmek lazım.
Tırpan şart.
Kalın sağlıcakla...