Aslında buna Ticaret ve Sanayi Odası ilçe ve beldelerdeki tüccar ve sanayicilerle kucaklaşıyor da denilebilir.


İsmail Toksöz başkanlığındaki TSO yönetimi Ulus ilçesi ile başladığı ilçe ve belde açılımlarına Kozcağız beldesi ile devam etti.


Geçen hafta sonu yapılan toplantıda Kozcağızlı tüccar ve sanayicilere Kosgeb kredileri, teşvikler ve TSO&[#]8217;nun çalışmaları hakkında bilgiler verildi.


Geniş katılımla yapılan toplantı son derece verimli geçti.


Başta da dediğimiz gibi bu toplantılar TSO&[#]8217;nun üyeleriyle kucaklaşmasını sağlıyor.


Kozcağız&[#]8217;da da öyle oldu.


İşadamı Zeynel Özsoy, 104 yıllık geçmişi bulunan TSO Ulus&[#]8217;ta ilk kez toplantı yapıyor demiş ve teşekkür etmişti.


Toksöz ve yönetimine bir teşekkür de Kozcağız&[#]8217;dan geldi.


TSO bu toplantılarla çok iyi bir iş yaptı.


Kosgeb kredileri ve teşvikler, küçük, orta ve büyük ölçekli işletmeler için hayati önem taşıyor.


Bu toplantılarda Kosgeb uzmanı ile Sanayi ve Ticaret Müdürümüz Mehmet Bayrak tarafından teşviklerle kredilerin çeşitleri ve bunlardan nasıl yararlanılabileceği konusunda bilgilendirmeler yapılıyor.


Bartın&[#]8217;da ticaretin ve sanayinin gelişmesi, bugünkünden çok daha iyi bir konumda olması gerekiyor.


Bu toplantıların buna katkısı olacaktır.


Toksöz ve yönetimi Meclis Başkanı Halil Çelen&[#]8217;le uyumlu bir şekilde çalışarak güzel icraatlar yapıyor.


Bu birlikteliği, bu çalışmaları çekemeyenler var.


Odadan umduklarını bulamayanlar, beklentileri karşılanmayanlar belli ki hayal kırıklığına uğramışlar.


Mevcut yönetim bazı kişilerin işine gelmiyor.


Bu yüzden Toksöz ve arkadaşları yıpratılmak isteniyor.


Siz bakmayın bunların &[#]8220;TSO şöyle, TSO böyle&[#]8221; dediklerine.


Kimse kimseyi bir başkasına anlatmaya kalkmasın.


Bu memlekette herkes herkesi tanıyor.


Bu tür çıkışların ne maksatla yapıldığını herkes biliyor.


Zaten boş laflara kimse itibar etmiyor.


TSO yönetimi iyi gidiyor.


Toksöz ve arkadaşları doğru bildiklerinden şaşmasın.


İcraat yapmaya, üyelerinin yanında olmaya, ilçe ve belde toplantılarıyla tüccar ve sanayicilerle buluşmaya devam etsin.


Çatlak sesler çıkabilir.


Bunları dikkate almamak lazım.




Alıntı böyle yapılır



İntihal yaparak, yani başkasına ait eserleri kullanarak hazırladıkları tezlerle yükseldikleri belirlenen akademisyenlerin unvanları geri alınıyor.


Sanıyorum bu kişilerin meslek yaşamları da sona eriyor.


İntihallere sadece akademik eserlerde değil edebi eserlerde de rastlanıyor.


Başkasının kitabından alıntı yapıp kitap yazan yazarlar var.


Nasıl yalancının mumu yatsıya kadar yanıyorsa bunların foyaları da bir süre sonra ortaya çıkıyor ve rezil kepaze oluyorlar.


İnsan içine çıkamayacak durumdaki bu intihalcilerden bizim meslekte de var.


Geçenlerde bir tanesini çok fena yakaladım.


Girmiş internete almış adamın yazısını birçok cümleyi harfiyen kullanmış, birkaç bölümünü çıkarmış, bazılarını değiştirerek kullanmış.


Al sana yazı.


Gören de bunları bir şey sanır.


İnternetten veya kitaptan ya da dergiden alıntı yapılır ama yazıya alıntı olduğunu belirtmek şartıyla.


Alın size bir örnek:


1. Bütün eşekler eşek olarak doğar, eşek olarak ölürler, hür olarak doğar, esir olarak ölürler.


2. Bütün eşekler görünüşte eşit, hakikatte çeşit çeşittirler.


3. Eşeklerin ahırları her türlü taarruzdan masun ise de sahipleri semere kızıp eşeği dövebilirler.


4. Bütün eşekler &[#]8220;anırma&[#]8221; hürriyetine sahiptirler. Ancak başkalarına çifte atmamak şartıyla.


5. Ömrü billah eşekler hoşaftan anlamayacaklardır. Suyunu içip tanelerini efendilerine bırakacaklardır.


6. Sıpa olarak doğan eşekler, tekamül ederek eşek olurlar. Marsuvan eşekleri deve kervanlarına ve uyuz eşeklere kılavuzluk ederler.


7. Eşeklerden her türlü asalet unvan ve imtiyazları alınmıştır. Sırma palan vursan eşek yine eşektir.


8. Şeddesiz eşekler şeddeli eşeklere itaate mecburdurlar.


Bu yazı &[#]8220;Merkep Beyannamesi&[#]8221; başlığı altında Ali Baba&[#]8217;da Jan Jak Marsuvan imzası ile yayınlandı.


Altına Ali Baba, Jan Jak Marsuvan yazıp kullanabilirsiniz, benim daha önce yaptığım gibi.


Alın size bir başka örnek:


Bir kasabada insanlar her gün hava kararınca maymuncuklarını ve fenerlerini alır, komşularının evlerini soymaya giderlermiş.
Fakat gün doğarken geri döndüklerinde de doğal olarak kendi evlerini de soyulmuş bulurlarmış.


Ama kimse kaybetmezmiş, çünkü herkes birbirinden çalarmış.
Adamın biri ise diğerleri gibi çantasını fenerini alıp hırsızlığa çıkmaktansa, evinde kalıp çalışmayı tercih edermiş.


Uzun süre sabreden bu adam sonunda dayanamamış, kasabayı terk etmiş.
Kasaba giderek işi geliştirmiş.


Hırsızlıkta ustalaşıp giderek zenginleşenler kendileri için soygun yapmak üzere maaşlı hırsızlar tutmaya başlamışlar.


Mallarını korumak için bekçiler bulmuş, hapishaneler kurmuşlar.


Kendi mallarının çalınmasını da yasadışı ilan etmişler.


Büyük çoğunluk fakirleşmiş.
Mesele kalmış mevcut düzeni sürdürecek bir çözüm üretmeye...
Kasaba ileri gelenleri uzun uzun düşündükten sonra düzeni sağlamak için oraları ilk terk eden dürüst adamı başa getirmeye karar vermiş.


Sora sora nerede yaşadığını öğrenmişler.


Evine gittiklerinde kapıda yazılı bir kâğıt görmüşler.


Kâğıtta şunlar yazıyormuş: &[#]8220;Bir insan sadece dürüst olduğu için aranıyorsa, her şey için çok geç olmuş demektir...&[#]8221;


Bu yazı da &[#]8220;Hırsızlar kasabası&[#]8221; başlığı altında İnternette yayınlandı.


Milliyet Gazetesi Yazarı Melih Aşık, bunu Açık Pencere&[#]8217;de kullandı ama altına &[#]8220;İnternetten&[#]8221; diye not düşerek.


Olay budur.




Zorluklar, kolaylıklar ve avantajlar



Gazeteciliğin maddi açıdan zorluklarından çok söz ettik.


Zor ve stresli olduğu kadar zevkli de olan mesleğimizin kolaylıkları da var, avantajları da var.


Gazeteciyi Bakanla, Başbakanla, Milletvekiliyle, Valiyle, Belediye Başkanıyla, Müdürle, Genel Müdürle, Dernek ve Oda Başkanıyla bir araya getirip görüştüren ve toplum içinde öne çıkaran yönü en önemli avantajlardan biri.


Bu avantaj mesleği hayli cazip kılıyor.


Bu işi hakkıyla yapanlar olduğu gibi bu avantajlardan yararlanmak için mesleğin içine sızan, bu işi çıkar menfaat için yapan, basın kartını kendisine kapı açmak ve adam yerine geçmek için kullananlar olabiliyor.


Hasbelkader kendisini bu işin içinde bulanlar olduğu gibi toplum içinde yerim olsun, havam olsun diye bu işi yapanlar da var.


Hiçbir işte başarılı olamayıp da son olarak bizim mesleğe sığınanlar da var.


İmtihan yok, sınav yok, kriter yok, ölçü yok.


Bizim meslek adeta yol geçen hanı gibidir ve herkes gelip geçebilir.


İki tane koyun güdemeyen adam bile isterse eğer gazeteci olabilir.


İşin garip tarafı bunlar kendilerini gerçek gazetecilerden daha gerçek görürler.


Gazeteci kimlikleriyle açtıkları kapılarda türlü işler çevirirler.


Ah bizim meslek vah bizim meslek.


Sen neymişsin be bizim meslek.