Zonguldakı kurtarmanın yolu, TTKya işçi almaktan geçmiyor.
Zonguldakı kurtarmanın yolu, Filyos Projesinin başlamasından da geçmiyor.
Bu gerçeği görelim artık.
Zonguldakın mutlaka teşvikli il kapsamına alınması gerekiyor.
Hem de acilen.
Zonguldak insanının cebindeki parayı tutmanın yolu teşviktir.
Vergi ve sigorta indirimidir.
Bu gerçekleştiğinde, kentte yapılan üretimin maliyeti düşecek, hayat ucuzlayacak.
Hemen her sektör canlanacak.
Teşvik konusunda yöre milletvekillerinin duyarlı olması gerekiyor.
İktidar ve muhalefet milletvekilleri bir araya gelip Başbakan Ahmet Davutoğluna çıkıp sorunu anlatmalı.
Cumhuriyetin ilk kenti Zonguldak, gerileme sürecine girdi.
Bu çöküşü durdurmanın tek yolu, teşvik kapsamına alınmaktan geçer.
Siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri bu konuya ağırlık vermeli.
Teşvik olursa, kentteki yatırımcının masrafı azalır, daha ucuza üretim yapar.
Dışarıdan yatırımcı da gelir.
Yani kurtuluş teşviktedir.
Teşvik, hükümetin elindedir.
Bu işin üzerine elbirliğiyle gidilmelidir.
Erdoğan sahnede
AK Parti önceki dönem Milletvekili Fazlı Erdoğan, ilçe kongrelerinde sıklıkla görünmeye başladı. Partililerin ve parti yöneticilerinin Fazlı Erdoğana gösterdiği sıcak ilgi de dikkat çekiyor.
Ereğlide Fatih Çakırın, Milletvekili Ercan Candana rağmen yeniden İlçe Başkanı yapılmasının ardından AK Parti kulisleri hareketlendi. Deniliyor ki:
Ercan Candan gözden çıkarıldı. Öyle olmasa, Çakır, İlçe Başkanı yapılmazdı.
Bu söylentilerden sonra Fazlı Erdoğanın siyaset sahnesinde daha çok görünmesi dedikoduları doğrular nitelikte. Özellikle Ereğlide bugünlerde ne yapılıyorsa, altyapı hazırlığını Fazlı Erdoğan yapmıştı. Hakkını yemek olmaz.
Fazlı Erdoğan, Ereğli Belediye Başkanlığı seçimlerinde de var gücüyle çalışmış, Hüseyin Uysalın kazanması için maddi gücünü de seferber etmişti.
Ne demişler?
İyilik yap, denize at. Balık bilmezse, halik bilir.
Bakalım, Fazlı Erdoğanın değeri, kıymeti, AK Parti Genel Merkezi tarafından da bilinecek mi?
Kıssadan Hisse: Bürokrasi
Devletin birinde, bir gün, geniş ve boş bir araziye gözcülük yapmak için 500 TL maaşla bir bekçi işe alınmaya karar verilir. Bir süre sonra düşünülür:
Peki, talimatlar olmadan bekçi işini nasıl yapacak?
Hemen bir planlama birimi kurulur ve planlamayı yapmak üzere 750şer TL maaşla iki kişi işe alınır. Bir süre sonra işe alınanların işleri yapıp yapmadıklarının kontrol edilmesi gereği düşünülerek, 1000 TL maaşla iki denetmen işe alınır, biri denetim yapar, diğeri raporları yazar. Bir süre sonra, Bunların maaşları nasıl hesaplanıp verilecek? diye tartışılır ve 1500er TL maaşla, bir mali müşavir, bir kâtip, bir de istatistikçi işe alınır. Bir zaman geçer, akıllara şu soru gelir.
Peki, bütün bunlardan kim sorumlu olacak?
Ve 5000 TL maaşla müdür ve 3000er TL maaşla iki müdür yardımcısı işe alınır.
Sonunda; ülkede ekonomik kriz çıkar ve bütçedeki masrafları kısmak için bekçi işten çıkartılır.
Günün Fıkrası: Ramazan gider, gelir
Bektaşiyi, Ramazanda tavuk dolması yerken yakalamışlar:
Saçından-sakalından utan
Herkes oruç tutarken, sen burada yemek yiyorsun.
Bektaşi babası, başını yavaşça kaldırır:
Ramazan gider, yine dönüp gelir; ama baba erenler bir giderse, bir daha zor gelir
Günün Sözü:
Hayat öyle lanet bir şey ki; sustuğunda konuşmadın diye pişman eder, konuştuğunda ise susmadığın için kahreder.
Bukowski