Zonguldak, Çanakkale Savaşı’nda (Bartın ve Karabük dahil) binden fazla şehit verdi!
Zonguldak, Kurtuluş Savaşı’nda (Bartın ve Karabük dahil) 3 bine yakın şehit verdi!
Zonguldak, maden ocaklarında 5 bin şehit verdi.
PKK terörüne verdiğimiz şehitleri saymıyoruz!
‘Terörsüz Türkiye’yi destekliyoruz!
Kürt vatandaşlarımız gibi biz de eşitlik istiyoruz!
Güneydoğu’da kaçak elektrik kullanımı yüzde 80’lere çıkıyor!
Kürt vatandaşlarımız, kendi bölgelerindeki barajlardan üretilen elektriğe para vermek istemiyor!
Elektriği kaçak kullanıyor!
Vatan savunması için 5 bin, ülkenin aydınlatılması, sanayinin gelişmesi için maden ocaklarında 5 bin şehit veren Zonguldak insanı ne yapsın?
Ülkedeki tüm vatandaşlarımız eşit haklara sahip olmalı!
Vatanı savunmak için 5 bin, ülkemizi aydınlatmak ve sanayisini geliştirmek için 5 bin şehit veren Zonguldak insanının itilip/kakılmasına devletimiz rıza göstermemeli!
Zonguldak’ta kanunlar, yönetmelikler, belli bir zümreye ayrıcalıklar tanıyor!
Bu insanlar kaçak elektrik kullanıyor, kaçak ocak açıyor, devletin kömürünü çalıyor, ormanları katlediyor, çevreyi kirletiyor, hazine arazisini işgal ediyor, kentin ahlakını bozuyor, imarını bozuyor, düzenini bozuyor!
Siyaseti, ticareti, bürokrasiyi, sporu, medyayı ele geçiren bu zümre, kentin sahibi gibi davranıyor!
Bu kentin gerçek sahipleri yok sayılıyor!
Vergi Dairesi orada!
SGK orada!
Merak eden baksın!
Devletin imkanlarını kim kullanmış?
Vergisini, sigortasını kim ödememiş?
Kimler şirket patlatmış?
Devlete ve piyasaya kimler borç takmış?
Kentin asayişini kimler bozmuş?
Kimler silah kullanmış?
Kime karşı kullanmış?
Zonguldak’ta da silah bırakma töreni yapalım!
Valilik önünde bir tören yapalım!
Silahları yakalım!
Biz Zonguldaklılar, doğduğumuz, doyduğumuz, atalarımızdan bize miras kalan bu topraklarda huzurlu yaşamak istiyoruz!
Şehir merkezlerindeki sıkıntıların yavaş yavaş köylere el atmaya başladıklarını görüyoruz!
Zonguldak insanını rahatsız edecek bu davranışlar, girişimler huzursuzluğa neden olur!
Bu toprağın insanı olarak bu girişimlere gücümüz yettiğince karşı çıkacağız!
Göz yumanların gözünü açacağız!
Biz yüzyıllardır devletine isyan etmemiş, vatanı için canını vermiş, jandarma zoruyla madene inmiş, yine isyan etmemiş ataların evladı olarak daha fazla itilip/kakılmak, siyasette arka sıralara atılmak, bürokraside görevden alınmak istemiyoruz!
Yüzyıllardır külfete ortak olduk!
Artık nimete ortak olmak istiyoruz!
Kömürü ben çıkartayım!
Çıkartırken öleyim!
Sen çal!
Vergi ödeme, sigorta ödeme!
Yetmesin hazine arazisini işgal et!
Üstüne kaçak bina yap!
Önüne gelene baba de!
Bu düzen değişmeli!
‘Terörsüz Türkiye’den sonra ‘Hırsızsız Zonguldak’ projesini hayata geçirelim!
Herkes çaldığını Valilik önüne bıraksın!
Hırsızları görelim!
Herkes görsün!
Görsün ki, bu şehre gelip namusuyla iş yapan, üreten, istihdam yaratan, para kazanan, kente katkı sunan insanlar da rahat etsin!

Kartal-Tavuk

“Dört tavuk, bir kartal yuvasına gidip bir yumurta çalarlar.
Yumurtayı kümese getirdiklerinde, diğer tavuklar gördükleri bu yumurtanın çok büyük bir tavuğa ait olduğunu düşünürler.
Zaman geçer, yumurtayı getirenler de unuturlar, onlar da bu yumurtanın büyük bir tavuğa ait olduğuna inanırlar.
Günün birinde kuluçkaya yatan bir tavuğun altındaki o yumurta kırılır.
İçinden simsiyah kanatlı, ilginç gagalı tuhaf bir tavuk çıkar...
Herkes şaşkın, mutludur; böylesini ilk defa görmüşlerdir.
Anne tavuk, yavrusuna dersler vermeye başlar:
"Bak yavrum, yerden bulduğun böceği şöyle ye!
Arpayı buğdayı böyle ye!."
Anne tavuk her geçen gün yeni şeyler öğretir yavrusuna; tehlikelere karşı nasıl davranılacağını da..
Büyük yumurtadan çıkan ilginç gagalı yavru tavuk, annesinin her söylediğini yapmakta, büyüdükçe de güzelleşmektedir. Oldukça uzun kanatları vardır.
Diğer tavuklar onun kanatlarına kıskançlıkla bakmaktadır.
Bir gün anne tavuk yavrusuna havadan gelen tehlikelere karşı kendini nasıl savunacağını anlatırken yavrunun gözü, gökyüzünde çoook yukarılarda süzülerek ihtişamla uçan başka bir canlıya ilişir.
"Anne bu ne?"
diye sorar.
Anne tavuk;
"Ha o mu?
O kartal yavrum, kuşların padişahı."
"Ne de güzel uçuyor!.."
deyip iç geçirir yavru tavuk...
"Evet yavrum.
Ama sen sakın ona özenme!
Asla onun gibi olamazsın.
Senden önce baban, deden, amcan hepsi ona özendi ama hiç biri onun gibi uçamadı.
Sen bir tavuksun ve bir tavuk gibi yaşamalısın."
O günden sonra küçük tavuk, ömrü boyunca arka bahçede kartalın ihtişamlı geçişini izleyip iç çeker ve her defasında, "Keşke ben de bir kartal olup uçabilseydim." diye hayıflanır.
Ve bir gün siyah uzun kanatlı büyük tavuk, ihtişamlı kartalı izlerken ölüp gider.
Onu bir tavuk gibi defnederler.
Oysa ölen bir kartaldır.”
Zonguldak insanını da böyle silah zoruyla madene sok!
Ona gelecek olarak madeni göster!
Köyünden kopar!
Toprağından kopar!
Tavuk muamelesi yap!
Üretimi azalt!
Erken emekli et!
Çocuğunu işe alma!
Sonra uçmasını bekle!
Uçmak isteyenin kanadını kır!
Sonra, “Zonguldak, Zonguldaklılara bırakılmayacak kadar değerlidir” de!
Bir kenti çal!
İnsanların umudunu çal!
Sonra “Bu kent niye gelişmiyor” de!
Siz çaldığınız için gelişmiyor bu kent!
Hırsızlar için yaşasın cehennem!