İnsanoğlu doğar.
Atasının genleri ile doğar.
Anne-babasından daha gelişmiş bir dünyaya gelir.
Nihayetinde...
Hep gelişerek devam eder.
Fikir değişir.
Zikir değişir.
Yaşam kalitesi değişir.
Değişmeyen tek şey duygulardır.
Güzel duygular da çirkin olanları değişmez.
Her çağda gözyaşının rengi aynıdır.
Ne zaman gelişen genleri...
Nesilden nesile aktarılan zamanın aklını bir kenara bırakırız.
Duygularımız bize kılavuzluk eder.
O zaman tarih tekerrür eder.
Yoksa...
İnsan geçmişten hisse kapar...
Ve tüm tecrübeleri kendi yaşamaya çalışmak yerine yaşananlardan ibret alır.
Örnek alır.
O zaman yol alır.
Ancak hiçbir zaman duygular değişmez.
Tarihi tekerrür ettiren tüm davranışların arkasında duygusallık yatar.
Tam bu sebepten.
Aynı konuları tekrarlıyoruz.
Ancak her defasında aynı hataları yeniden yaşıyoruz.

Bu nasıl kar temizliği?
Kar yağdığı zaman.
Bir telaş.
Sanki bir anda yıldırım gibi düştü üzerimize.
Ne yapacağız?
Kimse bilmiyor.
Oysaki bizim bu konuda teknolojisi bir hayli gelişmiş ve yüksek öngörüsü olan bir kurumumuz var.
Verileri önümüze koyarak uyarıyorlar.
Kar gelecek.
Kalınlığı şu kadar.
Soğukluk derecesi bu kadar.
Fırtınanın yönü ve şiddeti.
Yağmurun metrekareye ne kadar yağacağı...
O zaman bize düşen ne?
Vatandaş olarak önlem almak.
Sonra yetkilileri beklemek.
Çünkü onlar en son karar veriyorlar.
Verileri bir kenara bırakıp gözleriyle görmeden hareket etmiyorlar.
[*][*][*]
Bir kar yağdı...
50-60 santimetre...
Geçen yıllarda bunun iki katını gördük.
Elektrikler kesildi.
Yollar kapandı.
Bir hafta on günde her şey normale döndü.
Bu yıl nasıl oldu?
Elektrikler daha kısa sürede geldi.
Yollar yine aynı açıldı.
İş makinaları geldi.
Yolları 5-10 santimetre yüksekten sıyırdı.
Her taraf cam gibi buz oldu.
Erime süreci uzadı.
İşin başka garip yönü.
4-5 kilometre yol açıyorlar.
İki araç karşılaşsa.
Geçecekleri yer açmıyorlar.
Bu neyin kafası biz anlayamadık.
Kar gitti, neden yazıyoruz.
Bir dahaki karda aynı sorunları yaşamamak için.