Akköy´e çıktım.
Köyün tepesine.
Bulutlarla yarışan yaylaları uzaktan seyrettim.
Diğer tarafta Ereğli, kilim gibi serildi ayağımın altına.
Kökten kuruyan ´kara ağaçlar´a inat su gibi yeşeren ´akça ağaçlar´ın yaprak hışırtılarını dinledim.
Sıcak Ağutos günlerinde alev alev dolaşan ´sam´, ormanı alaca-bulaca yakmış.
Rüzgarla birlikte ara sıra fındık tarlalarında yüzüme vuran alev topunun ateşini buz gibi pınar sularıyla soğuttum.
Kurulamadım.
Damla damla aktılar.
Yüzüme vuran soğuk su sanki yüreğimi serinletti.
[*] [*] [*]
Tarlaları gezdim.
Bir zamanlar çobanların keçi-koyun güttüğü ormanların altında gezilmez olmuş.
Kara dikenler, pis otlar özgür kalmış.
Kekikler, mis tahnallar boy salmış.
Ormanlar gezilmez.
Tarlalar viran olmuş.
Dedemden kalan evi defineciler talan etmiş.
Meyve ağaçları bakımsızlıktan çökmüş.
Patikalar kapanmış.
Her yer pat pat yolu.
[*] [*] [*]
Topu topu bir gün gezebildim köyü.
Ne köpek havlaması, ne inek zili, ne de kaçak odun taşıyan katırları gördüm.
Kimseler kalmamış köylerde.
Fındık para etmeyince...
Köy viran olmuş.
Beş kahvenin tıka-basa dolduğu köylerde akşamları herkes tavuklardan önce yatağa giriyor.
Kahveler kapanmış.
[*] [*] [*]
Yinede güzel köy.
Tıpkı ´Gül´ gibi.
Gül ile Kazım Efendi.
Deli gibi sevmişler.
Kazım Efendi, Gül´e türkü yakmış.
Meşhur olmuş Gül´ün türküsü.
Aşkları gizli.
Türkü ile gün yüzüne vurmuş.
Ayıplanmışlar.
Hor görülmüşler.
Bir gün Kazım Efendi´nin arkadaşı Gül´ü kaçırmış.
´Seni Kazım Efendi´ye götüreceğim´ demiş.
Ama o günden sonra Gül, Kazım Efendi´yi hiç görmemiş.
Ağlamış.
Sızlamış.
Canına kıymak istemiş.
Olmamış.
Kalmış Gardiyan´la başbaşa.
Evlenmiş.
Çocukları olmuş.
Kazım Efendi ortalıktan kaybolmuş.
[*] [*] [*]
Hikâyeyi çocukluğumda duymuştum.
Gül´ü tanıdığımda yetmişine merdiven dayamıştı.
Ama çok güzeldi.
Kazım Efendi´yi yok eden güzellik buydu.
Gardiyan´a hiç kızmadım.
İhanetinin nedeni ortadaydı.
Bu güzellik insana ihanet ettirebilirdi.
Onun için kızmadım.
Ama sevmedim.
[*] [*] [*]
Gül ihtiyarlamıştı.
Yanakları buruş buruş.
Elleri kırış kırış.
Ama gözleri çok canlıydı.
Masmavi.
Gök gibi.
[*] [*] [*]
İşte Akköy de öyle güzel.
Yolları patikalaşmış.
Evleri terkedilmiş.
Ama toprakları işlenmese de bereket, sevgi kokuyor.
Tatil bitti...
Bir işadamı, oldukça yoğun ve yorucu geçen bir seneden sonra tatile çıkmaya karar verir.
Eşi de kendisi gibi meşgul olduğu için, birlikte tatil yapacakları bir dönem ayarlamak zor olur. Adam, İspanya kıyılarında bir otel bulur ve bulduğu ilk uçakla oraya gider. Otele yerleşirken bir aylık rezervasyon yaptırır.
Bir hafta kadar güzelce tatil yaptıktan sonra, bir akşam yemeğinde garson kendisine bir mektup iletir.
Mektubu okuyan işadamı, tatilini geçirdiği otelin yöneticisinin yanına gider. "Ne yazık ki tatil sona erdi..."
Yönetici şaşırır ve üzülür. "Ama beyefendi, bir aylık rezervasyon yaptırmıştınız, ne oldu böyle aniden?"
İşadamı çaresiz bakışlarla cevap verir: "Evet bir ay kalacağım, ama tatil bitti. Karım işinden izin almayı başarmış ve iki gün sonra burada olacakmış..."