Bizim,
Kriminal Kü-Çük Yasin,
Bu ara ağa babalarının eteği altına sığınıp,
Bizle mücadele etmeye çalışıyor.
Bizim mücadelemize ne demişti o?
Büyük Zonguldaklıların büyük şeysi mi?
Öyle bir şey demişti.
Evet!
Zonguldaklıların şeysi büyük oluyor.
Yüreği…
Ama senin ki küçük biraz.
Öyle gölgeler arkasından,
Bizle mücadele edemezsin.
Vekilin arkasına sığınıp kavga edilmez.
Vali Osman Hacıbektaşoğlu'nun Trabzonluluğuna vurgu yapıp onun arkasına saklanıp bize ateş ediyorsun!
Tefeciden para alıyorsun, ödemiyorsun!
Tefeci sana kuru sıkıyla ateş ediyor!
Gidip polisin arkasına saklanıyorsun!
Kurduğun tüm işleri batırıyor,
Akrabalarının üzerine şirketler kuruyor,
Onları da batırıyorsun!
Eşinin üzerine iş yeri açıp onun altında çalışmaktan utanmıyor musun?
Sende zerre adamlık varsa,
Kendi adına bir iş kur,
Gel bizimle delikanlı gibi mücadele et!
Senetler hurdacıda, evin parkecide, işin karının üstünde!
Bahçen Milli Emlak'ta!
Sen kimsin de bizimle mücadele ediyorsun!
Önce kendi adına,
Bir telefon hattı al da,
Öyle oturup konuşalım.
Ya da kendi adına,
Bir banka hesabı aç,
İlk parayı İbanı’na ben atmazsam adam değilim.
Sana Kanuni Sultan Süleyman’ın mektubunu yazıyorum.
Bizden sana gelmiş say.
“Bu kadar zamandır erlik davasın eder, merd-i meydanım dersin. Şimdiye değin kaç kerredir ki üzerine geliyorum ve mülküne dilediğim gibi tasarruf ediyorum. Ne senden, ne karındaşında nam-ü ve nişan yok! Size saltanat ve erlik davası haramdır! Askerlerinden, belki avretinden dahi utanmaz mısın? Belki avrette gayret var, sende yoktur! Er isen meydana gelesin! Hak Teâlâ Hazretlerinin takdiri ne ise yerine gelse gerek. Seninle saltanatı Beç (Viyana) sahrasında üleşelim. (görüşelim) Reaya fukarası dahi asude olsun. Yoksa meydanı aslanlardan hali (boş) buldukça tilki gibi fırsatla şikâr (avlanmayı) almayı erlik sayma. Bu kere dahi meydana gelmezsen avretler gibi iğ (yün iplik) ve çıkrık alıp dahi padişahlık tacı vurunmayasun ve erlik adını diline getürmeyesin”…
* * * * * * * * * * *
Hani ben dayak yiyen,
Sözde bir kadın gazeteci yazıyorum ya.
Onun ikinci skandalını da sizlere yazdım.
Dayak arsızı olmuş artık.
Ben de diyorum sokakta niye görünmüyor?
Bütün Gazipaşa bundan yaka silkti.
Herkese iftira,
Herkesin başına bela.
Zonguldak’ın güvenlik sorunu haline geldi.
Rus kadınları gibi erkeğime taparım.
Geyşa gibi her istediğini yaparım diyen kadın ikinci bir kadından daha dayak yediği netleşti.
Bu sefer işletmeci bir kadından dayak yedi.
Önceki dayak yediği mekanın şefiydi.
Biz bu kadının dayak yediğini yazınca "Sen o Rus'u mu yazdın’ dedi.
‘Hangi Rus’u’ dedim.
Fotoğraf gösterdi.
‘O Rus bu mu?’ dedim.
‘O Rus bu’ dedi bana.
Hakikaten,
O Rus buymuş.
* * * * * * * *
Bir şiirim ile,
Yazıyı sonlandırayım.
Ben denizi olan kentin,
Çöl Kaderlisiyim.
Mavi bir çarşaf içinde,
Çarşafa saramıyorum serçelerimi.
Bir kalp bırakıyorum madencilere,
Kazmalarıyla her gece göğsüme vursunlar diye.
Her gece gönül demim bundandır.
Acımadan göğsümdeki cevheri çıkarsınlar.
Her kazma vuruşu,
Her kürek hamlesi,
Ve Aşık olamadığımız kadınlar kümesi.
İşte burdayız,
Kaybedenlerin şehri…
Emral’in önünde salsam ayaklarımı,
Birahaneler sokağını koklarım.
Sevda dediğiniz, liman arkası kadar.
Kaç adım gerek, kaç dalga?
Liman arkası şarapçılarının bıyığında tüm denge,
Liman müdavimi yunuslar janti, yakışıklı,
Şiir okumak isterdim Kardemir’in çirkin iskelesinde,
Belki de tatsız olurdu şiirim.
Sevda ve şarap içinde.
Boynun diyorum Meşrutiyet’ten sarksa bize doğru,
Yüzün bir çiçek, rakı manzaramda.
Boynun ise bükük bakıyor saksıdan bana.
Rüştü Onur sağ olsun,
Devir geçmiş,
Kadın geçmemiş.
Aynı manzaradan yazıyoruz.