Zonguldak,
Çok ilginç bir yer.
Gerçekten,
Ütopik bir şehir.
Ali Rıza Tığ'ın deyimiyle Kentin Önünü Tıkayanların (KÖT),
Yani,
KÖT'lerin saygı gördüğü yer.
Kaçak kömürcüsünün,
Vergi yüzsüzlerinin,
Kadın pazarlayanların,
Uyuşturucu satanların,
Beyefendi sayıldığı bir kent.
Liyakat bilmeyen,
Şovenist,
Eş, dost kayıranlara,
'Başkanım' denen bir kent.
Memleketin,
Kömürüne taş, toprak katarak,
Haksız kazanç sağlayanların,
Kahraman sayıldığı bir kent.
Halktan kopuk olanların solcu olduğu,
Siyasetten zengin olanların,
Dava adamı olarak anıldığı bir kent.
Başkan çocuklarının,
Babasından dolayı,
Dalkavuklar tarafından saygı gördüğü bir kent.
Abileri olmayıp,
Kurabiyeleri olan bir kent.
*******************
Şimdi,
Zonguldak'ta,
Kaostan beslenen,
Ancak,
Ağzından barış düşürmeyen tipler var.
Şunla barış,
Bunla barış,
Araya girelim...
Arka kapı diplomasisi çalıştırıyorlar.
İşler,
Buraya kadar geldikten sonra,
Ne barışması?
Bir hikaye ile bitireyim.
Yılan,
Çiftçinin oğlunu öldürmüş.
Çiftçi de,
Yılanın kuyruğunu kesmiş.
Çiftçi "Bu böyle olmaz. Gel barışalım" demiş.
Yılan ise, "Sende böyle evlat acısı bende de kuyruk acısı olduğu sürece barışamayız" der.
Gökten üç elma düşer.
Üçü de aynı kişinin gözüne girsin.
****************
CHP'de yaşanan süreç,
Yavaş yavaş,
Başka yere dönmeye başladı.
Önce,
Anti demokratik buldukları,
Butlan kararına karşı,
Tepki verdiler.
Şimdi ise,
Yapay tepkilere dönmeye başladılar.
Sebebi de,
Siyasi ikbal kaygıları.
'Ne olacağız?' kaygısı,
Şimdi,
Direnek noktaları oldu.
Devrim Dural,
Tahsin Erdem,
Deniz Yavuzyılmaz,
Eylem Ertuğrul,
Nazmi Özden...
Hele var ya,
Devrim Dural'ı ateş sarmıştır.
Yana yakıla,
Ne yapacağını düşünüyor.
Umut fakirin ekmeği.
Yol arkadaşını satan,
Yol arkadaşı olamaz.