Allah, Hz. Adem'i balçıktan yarattı.

Sonra melekleri selamlattı.

- Esselamu aleyküm verahmetullahi ve berakatühü

Biri hariç cevap verdiler.

- Ve aleyküm selam verahmetullahi veberakatühü

İblis cevap vermedi.

Üstünlük tasladı.

Kibirlendi.

- O topraktan yaratıldı, ben ise ateşten. Ateş, topraktan üstündür.

Almadı selamı

Ve ilk günahlar yaratıldı.

Kibir, gurur vs.

Selamın da bir sahibi vardı.

Hoş görmedi.

Kovuldu makamdan iblis.

Halbuki ilmi vardı.

Hepsinden daha iyi biliyordu.

Yetmedi.

Demek ki, iyi bilmek yetmiyormuş.

Yetmedi.

Yetmiyor da!

[*] [*] [*] [*]

Ahlak lazım.

Edep lazım.

Sonuç;

Çok duru.

Verilen selama karşılık verip iyilerin yanında yer alırız.

Ya da böbürlenip, kibirlenip, büyüklenip iblisin safında yer alırız.

Karar bizim.

Hazreti Süleyman ve Azrail

Hz. Süleyman'ın sarayına kuşluk vakti saf bir adam telaşla girer.

Nöbetçilere, hayati bir mesele için Hz. Süleyman'la görüşeceğini söyler

Hemen huzura alınır.

Hz. Süleyman (a.s) benzi sararmış, korkudan titreyen adama sorar:

- Hayrola ne var? Neden böyle korku içindesin? Derdin nedir? Söyle bana...

Adam telaş içinde:

- Bu sabah karşıma Azrail (a.s) çıktı. Bana hışımla baktı ve hemen uzaklaştı. Anladım ki, benim canımı almaya kararlı.

- Peki, ne yapmamı istiyorsun?

Adam yalvarır:

- Ey canlar koruyucusu, mazlumlar sığınağı Süleyman! Sen her şeye muktedirsin. Kurt, kuş, dağ, taş senin emrinde. Rüzgarına emret de beni buradan ta Hindistan'a iletsin. O zaman Azrail (a.s) belki beni bulamaz. Böylece canımı kurtarmış olurum. Medet senden!

Hz. Süleyman, adamın haline acır. Rüzgarı çağırır ve emrini verir:

- Bu adamı hemen al. Hindistan'a bırak!

Rüzgar bu...

Bir eser, bir kükrer.

Adamı alır ve bir anda Hindistan'da uzak bir adaya götürür.

Öğleye doğru Hz. Süleyman, divanı toplayarak gelenlerle görüşmeye başlar.

Bir de ne görsün, Azrail (a.s.) da topluluğun içine karışmış, divanda oturmaktadır. Hemen yanına çağırır:

- Ey Azrail! Bugün kuşluk vakti o adama neden hışımla baktın? Neden o zavallıyı korkuttun?

Azrail (a.s) cevap verir:

- Ey dünyanın ulu sultanı! Ben, o adama öfkeyle, hışımla bakmadım.
Hayretle baktım. O yanlış anladı. Vehme kapıldı.
Onu, burada görünce şaşırdım. Çünkü Allah (cc) bana emretmişti ki, "Haydi git, bu akşam o adamın canını Hindistan'da al!"
Ben de, "Bu adamın yüz kanadı olsa, bu akşam Hindistan'da olamaz. Bu nasıl iştir?" diye hayretlere düştüm.
İşte ona bakışımın sebebi buydu.