İktidarın üç milletvekili bayramda ilçe ilçe gezdi.

Gittikleri her yerde Zonguldak’ın kaybettiklerinden değil de, hayata geçmemiş işlerden dem vurdular.

Kendi kendilerine kaynattılar, kendi kendilerine sattılar.

Özcan Ulupınar, özelleştirilmek istenen TTK konusundaki karşı çıkışıyla, “işi kurtardım, teşkilatları rahat rahat gezebilirim” havasındaydı.

Faruk Çaturoğlu, “ne yapıp-etmeli medyada daha fazla öne çıkmalıyım” havasındaydı.

Eski Başsavcımız Hüseyin Özbakır ise, yine TTK konusunda, “Ben yapmadım, iktidar yaptı” dercesine eleştirilere olan tepkisini dile getirdi.

AK Parti teşkilatlarında “özelleştirmeci milletvekili” olarak anılan Özbakır’ın, ağzından çıkanlar ile aklından geçenler arasındaki derin uçurumu bilenler ise, yine en yakın mesai arkadaşları…

[*] [*] [*] [*]

Sayın Özbakır, bence konuştukça batıyor.

Diğer milletvekilleri de işi kurtarmış, tribünlere karşı olan sorumluluklarını yerine getirmiş havasındalar, ama aslında öyle olmadığını kendileri de çok iyi biliyor.

Zonguldak olarak hamle yapmak, bu yaşananları kent adına fırsata çevirmek yerine “bekleyelim, görelim” havasındalar.

Çünkü hiç kusura bakmasınlar.

Her üç isimde Zonguldak’ın değil, iktidarın milletvekilleri…

Ve onlar iki arada, bir derede böylesine debelendikçe, onların adına biz üzülüyoruz.

Milletvekillerine olan bir şey yok.

Olan zaten Zonguldak’a oluyor.

Sokakta iktidar veya muhalefet partili kimliklerine bakmaksızın samimi insanları dinleyin, zaten anlayacaksınız.

[*] [*] [*] [*]

Bayramdan önceki son yazıda Özbakır’a eleştirmiştim.

Diyor ki Sayın Özbakır:

“Bir şey söylemediğimiz halde ‘özelleştirmeci’ olarak adımız çıktı.

Ben TTK’nın özelleşeceğini savunacak kadar saf değilim.

TTK’yı verimli hale getirmek, yani hem işçisi, hem yönetimiyle çalışıp zararı asgariye indirmek anlamında konuşuyoruz.

TTK’nın zararını sıfırlamak mümkün değil.

Zarar 1 milyar gibi büyük olunca, maalesef Ankara’da göze batıyor.

Bu zararı bir şekilde azaltmak için revizyona gidilecek.

Bakanlık, bana hiçbir TTK işçisini mağdur etmeyeceklerini söyledi.

Şunu bilin ki, TTK’nın hiçbir işçisi mağdur olmayacak.

Aşağıya biraz işçi alıp zararı asgariye düşürme peşindeyiz.

Özelleştirme peşinde değiliz.”

[*] [*] [*] [*]

Ve yine bir başka açıklamasında;

“Ama şu bilinmeli ki, biz TTK’nın özelleşmesinden yana değiliz. Sadece Ankara’da çok yoğun olduğumuz için bunlara müdahale etme şansımız olmadı. Ben, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun özelleştirileceğine dair her hangi bir kelime kullanmadım, ama bazı konuşmalarımız farklı yönlere çekildi. TTK’da çalışan işçileri mağdur edecek hiçbir pozisyona girmeyeceğiz, işçilerimizi mağdur etmeyeceğiz” diyor.

Devam ediyor.

Diyor ki:

“Sektörel teşvik alıp buralara da fabrikalar kurdurabilirsek, bu da bizim önümüzü açacaktır.”

[*] [*] [*] [*]

Daha önceki sözleri zaten bir daha hatırlatmaya gerek yok.

Sayın Özbakır’ın anlamadığı ve diğer milletvekillerimizin de anlamak istemediği bir şey var.

Mesele sizler değilsiniz.

Bu eleştirilerden lütfen bu kadar korkmayın.

Bu eleştiriler sizin Ankara’da elinizi güçlendirmek için.

Ve Özbakır’ın önceki ve bugünkü cümlelerinden anlaşılacağı gibi asıl sorunu, çözümü tartışamama gibi bir durumla karşı karşıyayız.

[*] [*] [*] [*]

Kusura bakmasınlar, ama bir milletvekilinin kent adına en birinci görevinin Zonguldak’ın derdini Ankara’ya tam anlatabilmesi olduğunu düşünüyoruz.

Ankara’nın değirmenine, iktidarın değirmenine, madeni, Zonguldak’ı, bu kentteki insanların yaşadığı sıkıntıları bilmeyenlerin ve masa başında karar verenlerin değirmenine su taşımaktan öte Zonguldak’ın derdini iyi anlatabilmek, gerekirse kavga edebilmek olduğunu düşünüyoruz.

Ve seçimden öncesi sözlerinizi hatırlatıyoruz.

Evet, çözümü hep birlikte arayalım, ama milletvekillerinin en birinci görevinin, “Bu kurumu Zonguldaklı işletmedi ki, zararın hesabını tüm Zonguldak’a ödetmeye çalışıyoruz” diye sorabilmektir.

İşte şimdi gel de rahmetli Veysel Atasoy’u, Zeki Çakan’ı, Ömer Barutçu’yu ve Necdet Yazıcı’yı arama…

[*] [*] [*] [*]

Aslında o kadar çok yazılacak şey var ki:

“TTK’da çalışan işçileri mağdur edecek hiçbir pozisyona girmeyeceğiz, işçilerimizi mağdur etmeyeceğiz.”

TTK kapansa da, TTK’da çalışanlara bir şey olmayacağını zaten biliyoruz.

Yahu kent gitti, gidiyor.

TTK’nın yerine hiçbir şey koymamışsın.

Onu da adam gibi yönetmemiş, kurumun, kentin geleceğine değil, oralara atadığın müdürlerin, TEKDER’cilerin, bal tüccarlarının geleceğine yatırım yapmışsın.

Şimdi de ortaya çıkan faturayı tüm Zonguldak’a ödetmeye kalkıyorsun.

Ve ödetmeye kalkanlara karşı bunu anlatamıyorsun.

Adama sorarlar.

Kimin milletvekilisin?

[*] [*] [*] [*]

Diyor ki Sayın Özbakır;

“Bakanlık, bana hiçbir TTK işçisini mağdur etmeyeceklerini söyledi.

Şunu bilin ki TTK’nın hiçbir işçisi mağdur olmayacak.

Aşağıya biraz işçi alıp zararı asgariye düşürme peşindeyiz.

Özelleştirme peşinde değiliz.”

Gerçekten bunları okurken de, yazarken de gülüyorum.

Bu kentin insanını bu kadar salak yerine koyanların rahatlığına ve bu rahatlık karşısında kentteki kuzulara gülüyorum.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan habersiz TTK’ya yazı göndermesi mümkün mü?

Biz mi safız?

Saflık derecemiz kaç?

Yoksa Gambiya Özelleştirme İdaresi Başkanlığı mı gönderdi o yazıyı?

[*] [*] [*] [*]

Kusura bakmayın.

Zonguldak, zaten son 20-25 yılda çok şey kaybetti.

Son 14 yılda çakıldı.

Çözümü konuşalım.

Ama çözümü böyle konuşamayız.

Biz buradan yazmakla, siz oradan sallamakla kent bir şey kazanmaz.

Zaman kaybediyoruz.

Küçük işlerle uğraşıyoruz.

Özbakır kusura bakmasın, ama Bakan Bey kendi gelsin.

Hatta Başbakan gelsin.

Kaldıramadığı uçakları da hatırlar belki!

Ne diyorsa kendisi söylesin.

Kent ne diyorsa kendisi dinlesin.

Tayfun Özdemir’den…

Gündemdeki önemli konulardan biri, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’ndan Türkiye Taşkömürü Kurumu’na gönderilen yazı…

Bu konuda Atatürkçü Düşünce Derneği’nin de önceki Başkanlarından Tayfun Özdemir’in paylaşımı, aslında pek çok şeyin özeti gibi.

Diyor ki Özdemir:

“Karadon'daki kömür işletmesinin özelleştirmesi ile ilgili son final çalışması; tesadüfe bakın ki Zonguldak'ın kurtuluşu olarak sunulan Filyos Limanı’nın ihale edilmesi ile aynı döneme denk geldi!

Muhteremler diyorlar ki:

‘Biz ülkemize ve devletimize büyük külfetler getiren, sürekli zarar eden kömür işletmeciliğinden kurtararak, yeni iş alanları ve istihdam yaratacak ‘Büyük Filyos Vadisi Projesi’ni başlatıyoruz, ona göre...’

Zonguldak halkı, bugüne kadar ülke ekonomisine hiç bir katkısı olmayan, çıkarıldığı günden bu yana hep ekonomik kambur görevini üstlenen 'kömür' yerine yeni alternatifleri sunan bu vefalı siyasi iktidara müteşekkir kalacaktır!”