Osmanlı döneminde yapılan köprüler hala dimdik ayakta.
Mostarı bombalarla zor yıktılar.
Mimar Sinanın eserleri ne depremler gördü, ne afetler.
Hiçbiri yıkılmadı.
Çünkü aşkla yapıldı.
Aşkı işe, sanata dönüştürmüştü.
Biz de öyle mi?
Biz işi aşa, ihaleyi kuşa dönüştürüyoruz.
Kim daha ucuza yaparsa işi ona veriyoruz.
Müteahhit salak değil ya batsın.
Uyduruyor, oluyor işte.
Onun için ilk yağmurda, ilk depremde, ilk selde dökülüyor eserlerimiz.
Mimar Sinanınkiler ´SANAT´ eseri oluyor.
Bizimkiler ´SALAK´ eseri.
Mehmet Haberal ile ilk kez...
Prof. Dr. Mehmet Haberal ile dün ilk kez karşılaştım.
Silivri Cezaevinde tutukluydu. 20den fazla asker nezaretinde annesi Medine Haberalın cenazesi için gelmişti.
Hocanın eski fotoğraflarını hatırlayınca hayli zayıfladığını ve yıprandığını gördüm.
Konuşurken sesi titriyordu.
Sözünü şöyle bitirdi:
Allah hiç kimseye annesinin babasının acısını yaşatmasın. Allah herkese annesine, babasına hizmet ederek, onları sonsuzluğa yolcu etmeyi nasip etsin. Ben bundan mahrum oldum. Bugün bunun üzüntüsünü, sıkıntısını çekiyorum"
Salondan çıkarken, kendimi tanıtıp, elini sıkıp başsağlığı diledim.
Medine Haberala Allahtan rahmet, Haberal ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Bu Yusuf, o Yusuf değil!
Ak Parti İl Başkanı Hamdi Uçarın Cumartesi günü yapılan 4. Olağan İl Kongresinde Parti İçi Demokrasi Hakim Kuruluna yazdığı Yusuf Yılmaz ismini görenler Bu Yusuf Yılmaz o Yusuf Yılmaz mı? diye soruyorlar.
Bu o Yusuf Yılmaz değil.
Bu Yusuf Yılmaz, Yeni Cami altındaki Eksen Kunduradaki Yusuf Yılmaz.
Hamdi Uçar, sizin düşündüğünüz o Yusuf Yılmazı yedek listenin sonuna bile yazmaz.
Bilin istedim.
Bir milime bir metre yazın
Geçmiş zamanlarda bir Vali, mahiyetindeki müdürleri çağırıp talimat vermiş.
Usulsüzlüklerin, adam kayırmanın ortadan kaldırılması için şöyle demiş:
Bir milime, bir metre ceza yazın. Herkes hakkını hukukta arasın.
Müdür bunu yanlış anlamış.
Bir metre cezayı, bir milime çevirmiş.
Vali, Müdürü çağırmış.
Sen benim dediğimi anlamadın mı? Ben sana bir milim hatası olana bir metre ceza yaz demedim mi? demiş.
Müdür sıkışmış ve demiş ki: Ama efendim korkuyorum. Beni tehdit ediyorlar. Her gün buraya geliyorlar. Yazıyorlar, çiziyorlar, halkı kışkırtıyorlar. İletişimimizi bozuyorlar. Ben de bir metreyi bir milim yapıyorum. Böylece diğerleri gidip uğraşsın diyorum. Benim de işime böyle geliyor.
Bu söz üzerine Vali düşünmeye başlıyor.
Hala düşünüyor.