Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in başı, yanlış ilişkiler ve kılavuzlar nedeniyle dertten kurtulmuyor!
Ne güzel sosyete pazarı işini çözmüştü!
Sosyete Pazarı İşletmecisi Ozan Varol, haftada bir gün Soğuksu’daki giysi pazarını kullanmak istiyordu. 
Tahsin Erdem, söz verdi!
Sonra alan, Zonguldakspor Futbol Kulübü'ne tahsis edildi!
Tahsin Erdem, Ozan Varol’a, “Zonguldakspor FK ile anlaşın” dedi!
Araya, Elmas TV Genel Müdürü Akın Kavi girdi!
Ortalık karıştı!
Akın Kavi’nin başında şişe kırıldı!
Bu olaydan sonra Tahsin Erdem, giysi pazarını, Ozan Varol’a kullandırmaktan vazgeçti!
Ozan Varol, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in makamına gitti!
Ağzına geleni söyledi!
Ozan Varol’un yaptığı yanlış...
Kimse, "Zonguldak Belediye Başkanı"nı tehdit edemez.
Ama sadece Ozan Varol değil ki!
Önüne gelen Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’i tehdit ediyor!
Tahsin Erdem, her tehditte bir koruma alıyor!
Böyle giderse, bir koruma ordusuyla gezmek zorunda kalacak!
Tamam, ben bu kadar korkak bir "Belediye Başkanı" görmedim!
Ama şamar oğlanına dönen bir "Belediye Başkanı" tarafından yönetilen bir kentte yaşamak kötü bir duygu!
İşçi tehdit ediyor!
Ülkü Ocakları Başkanı tehdit ediyor!
Balıkçı tehdit ediyor!
Pazarcı tehdit ediyor!
Ne olacak bu "Başkan"ın hali?
Göreve geldiği günden bu yana hep ağladı!
"Para yok" dedi!
"Borç çok" dedi!
Camiden personeli çekti!
9 işyerine içki ruhsatı verdi!
Kaldı Akın Kavi’nin eline!
Olay sonrası Akın Kavi, Adliye önüne gidip Tahsin Erdem’e destek verdi!
Tahsin Erdem, Akın Kavi dayak yediğinde bahçesine gidip destek vermişti!
Zonguldak’ın gündemine bakar mısınız?
Dr. Ömer Selim Alan, seçimi kaybetti...
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem oldu!
Devir teslim töreninde belediye çalışanı, Dr. Ömer Selim Alan’a saldırdı!
Arkasından davul-zurna çaldırıldı!
Tahsin Erdem, bu isimlerle fotoğraf çektirdi!
İşte Tahsin Erdem, o gün kaybetti!
Sen, önceki başkanın ardından davul çaldırırsan, senin arkadan da teneke çalarlar!
Bunlar, Tahsin Erdem’in iyi günleri!
Daha büyük olaylar olacağını tahmin ediyorum.

Başkan, gül hastası olmuş!

Gül hastalığı veya akne rozasea, genellikle yüz bölgesinde ortaya çıkan, kaşıntının eşlik edebildiği ciltte kızarıklık, damarlanmada artış ve sivilce benzeri döküntülerle seyreden bir cilt hastalığıdır. Gül hastalığı belirtileri aylarca ciltte sebat edebilir ve kendiliğinden gerileyebilir.
Bizim eski başkanın, gül hastalığı gerilemek yerine ilerlemiş!
Kesin nedeni bilinmemekle birlikte, cilt hassasiyeti, UV ışınları gibi çevresel faktörler ve stres etkenleri yanı sıra ciltte yaşayan mikroplar, yüzde bulunan kan damarlarındaki anormallikler ve mikroskobik akarlara karşı cildin verdiği kimyasal reaksiyonun sonucu gül hastalığının ortaya çıktığı görülmüş!
Başkanın, gül hastalığının eskiden beri devam ettiği ortaya çıktı!
Başkanlık bitti, hala gül hastası!
Bir ara Tül-ay hastalığına yakalanmıştı!
Sonra Gül-ay hastalığı yeniden nüksetti!
Allah şifa versin!
Bunların "KOM" diye bir ilacı var!
Her derde iyi geldiği söyleniyor!
Bir de Devrek'in Bakırcılar Köyü'nde çıkan bir mantar var.
Akmantar...
"Sütlüce" deniyor.
Onun sütü de işe yarıyor!
İyi olacak hastanın ayağına doktor geliyor!
Başkan, sana doktor mu gelsin, akmantar mı gelsin, KOM mu gelsin?
(Burada yazılanların sağlıkla ilgisi yoktur.)

İncirler olana kadar...

İçinden çay geçen ilçeden, içinden çay geçen ilçeye gelen kayan yıldız, ne hikmetse hep incirin altında duruyor!
Dün akşam incirin altında bir umutlanmış, bir umutlanmış!
Şifa niyetine umutlanmış!
Meğer geldiği yerde de böyle işler yapıyormuş!
Ama tüm bunlar, eşinin tayinini çıkartamayışından oluyormuş!
Eşini getiremeyince, gitmek için elinden geleni yapıyor!
Bütün tuşlara basıyor!
Kafelere takılıyor!
Tekelcilere çöküyor!
Evliye asılıyor!
Eczacıyla basılıyor!
Ya bir insan, prezervatifi bedavaya getirmek için eczacı ile birlikte olur mu?
Bu işler ne zamana kadar sürecek?
İncirler olana kadar!
Adanalı, çapkın olur, yan bakar!
Bakın, bir de ne yapmış, biliyor musunuz?
“Benden öncekine, ne muradın varsa veriyordun, bana niye vermiyorsun?” diye bir kadının işyerini sivillere bastırıp ceza yazmış!
Kadın da, “Kime verip vermeyeceğimi sana mı soracağım?” diyerek işyerini kapatmış!
Koca ilçeyi, şeyinin keyfine huzursuz eden bu kişiye kim "dur" diyecek?

Kıssadan Hisse: Kayıkçının küreği...

Bir kayıkçı, yolcularını kayığı ile nehrin bir tarafından diğer tarafına geçiriyormuş. Yolcuların dikkatini kayığın kürekleri çekmiş.
Kayıkçının küreklerinin birinde "inanç", diğerinde "çalışmak" yazıyormuş.
Yolcular, merak edip sormuşlar kayıkçıya, "Bunların anlamı nedir?" diye...
Kayıkçı cevap vermiş:
"Nehirden geçmek için her iki küreğe de ihtiyacım var. Çalışmaksızın 'inanç', inanç olmadan da 'çalışmak' bir işe yaramaz..."
Hisse: Bunlardan birinin eksikliği, tek kürekle kayığı yürütmeye çalışmak gibidir. Başarıya ulaşmak için bunların ikisine de ihtiyacımız vardır. Yoksa olduğumuz yerde döner dururuz. Varacağımız noktaya bir türlü ulaşamayız. (Alıntı)

Günün Fıkrası: Cennette nikah...

Evlenme hazırlığı içinde olan bir çift, trafik kazasında ölüp cennete giderler. Damat adayı, durumu görevli meleğe anlatarak, evlenip evlenemeyeceklerini sordu. "Bir bakayım" dedi görevli melek. Aradan 3 ay geçtikten sonra görevli melek, mağdur çifte sevinçli haberi vermek için, "Her şey ayarlandı. Sizi evlendirebiliriz" dedi. "Şey... Biz düşündük de, acaba evliliğimiz yürümezse, bizi boşayabilir misiniz?" dedi damat adayı...
Görevli melek, gök gürültüsü sesiyle son derece kızgın bir şekilde, "Siz manyak mısınız? Cennette bir rahip bulabilmek için 3 ayımı verdim. Avukat bulmak ne kadar sürer, tahmin edebiliyor musunuz?"