Ramazan ayı...
Geldi.
Çaldı kapıyı...
Davulcular tatbikat yaptı.
Becerikli olanlar seçildi.
Pide fiyatları açıklandı.
Herkes kendine çeki düzen verecek.
Lokantalar vitrinlerine gazete kağıdı yapıştıracak.
Kahvehaneler kapanacak.
Birahaneler sinek avlayacak.
Lüks oteller menü değiştirecek.
Pavyonlar yıllık izne çıkacak.
Meyhanelerde akşamları iftar verilecek.
Şu an için aklıma gelenler...
Örnekler elbette çoğaltılacak.
Yasak olan yerlerde sigara içenler...
Artık tuvalete kadar gidecek.
Sonuç...
Hepimiz Ramazan ayına hazırız.
Yersen!..
İşin orasında değiliz.
Dini yükümlülük bir yana...
İnsanlar istediğine inanabilir.
İstediği gibi yaşayabilir.
Sınır nedir?
Özgürlük sınırı...
Diğerinin yaşam alanı kadar...
İstediğinizi yapabilirsiniz.
Sınıra gelince durmak kaydıyla...
İster at koşturun...
İster it besleyin...
Kendinize güveniyorsanız...
Apartmanda aslan besleyin.
Ancak komşuyu rahatsız etmeyin.
Korkutmayın.
Hatta evdekileri korkutmayın.
Rahatsız etmeyin.
İnsani haklarını ihlal etmeyin.
O kadar özgürsünüz.
[*] [*] [*] [*]
Başkasının özgürlük sınırlarına girdiğiniz an...
O zaman durabiliyorsanız.
Ne mutlu size?
O zaman diğer işleriniz sizi ilgilendirir.
İnancınız...
Yaşamınız...
[*] [*] [*] [*]
Yine nereye çıktık?
Pide...
Hurma...
Orucun sonu...
İftar...
Akşam eve giderken...
Sıcak...
Buğusu sönmemiş bir pide...
Fırınların önü kuyruk...
Akşama kadar oruç tutanlar...
Misafir ağırlayanlar...
Vesaire...
Fırın için Ramazan bereketi...
Diğerlerine gelince...
Oruçlu...
Şeker yükselmiş...
Veya düşmüş...
Sinirler gerili...
Herkes bir an önce eve gitme telaşında.
Her yıl aynı manzara...
Biz peşin peşin yazalım.
Oruç...
Ağız ile tutulur.
Göz ile tutulur.
El-ayak ile tutulur.
Dil ile tutulur
Velhasıl kelam...
Sadece "aç kalmak" demek değil.
"Tüm bedenin kendini kapatması" demek...
Onun için...
Tüm uzuvlarımızla tutalım.
En azından öyle olması gerekir.
Akşama kadar aç kalıp...
Pide kuyruğunda kendimize kıymayalım.
Günümüzü heba etmeyelim.
Kendimiz için istediğimizi, Müslüman kardeşim için de isteyelim.
Konu pide olsun.
Örnek öyle olsun.
Bunu siz çoğaltın.
Fırından ekmek alırken...
Manavdan domates seçerken...
Kasaptan tavuk alırken...
Hep aklımızda olsun.
Kulağımıza küpe olsun.
Biz iyisini seçelim.
Ancak geride kalana...
Onları alacak olanı da düşünelim.
Sadece müşteri mi?
Hayır.
Herkes düşünmeli.
Bakkal...
Kasap...
Velhasıl.
Tüm esnaf...
Çeşidi öyle...
Satışı öyle...
Alıcı-satıcı dengesi...
Fiyat dengesi...
Ve hak gözetimi...
El birlik yapalım.
O zaman bakın memlekete...
Misler gibi olur.
Huzurlu yaşarız.