Mavi yemişi ziyaret ettik.

Pepino’yu gördük.

Sorduk, öğrendik.

Birkaç fide aldık.

Akköy’deki seralara diktik.

Aklıma nereden düştü?

Hatırlamıyorum.

Aradım köyü…

Sordum…

İyiler…

Gelişmişler…

Soğuktan etkileneceklerini söyledim.

Şimdilerde birkaç kök saksılara dikildi.

Evin değişik yerlerinde duracaklar.

Hatta biri çiçek vermiş.

Kim bilir, kapalı balkonda kışın meyve bile verir.

Bekleyip göreceğiz.

Bahara daha yaygın dikeceğiz.

Aşılaması, çoğaltması kolay…

Öyle toprak, yer beğenmemezlik yapmıyor.

Alıyorsun birkaç çalı…

Dikiyorsun…

Tutuyor…

Bu bölümünü tecrübe ettik.

Bahara meyve kısmını tecrübe edeceğiz.

Sonra eşe-dosta ikram edeceğiz.

Olursa, diğer insanları yönlendireceğiz.

Biz daha çok üreteceğiz.

[*] [*] [*] [*]

İçinde neler bulunur?

Neye yarar?

Faydaları nedir?

Kısaca araştırdık.

Sonra da sizin için özetledik.

[*] [*] [*] [*]

100 gram Pepino'da;

92 gram su…

5,7 gram şeker…

Yüzde 5,6 suda çözünebilen kuru madde…

Yüzde 0,1-0,4 protein…

Yüzde 0,1 yağ…

111 mgr. potasyum…

112 mgr. C vitamini…

13 mgr. kalsiyum…

13 mgr. fosfor…

2,6 mgr. sodyum…

3,1 mgr. magnezyum…

1,2 mgr. klor…

1 mgr. demir…

[*] [*] [*] [*]

Pepino'nun çizgilenip sararmamış olanları, yani tam olgunlaşmamış olanları şeker hastalığına çok iyi gelmektedir.

Eklem romatizması faydalı…

Çocuklarda kemik gelişimine yardımcı olur.

Hemofili hastalığına iyi gelir.

Kolestrolü düzenler.

Kansızlık hastalığına, idrar yolları enfeksiyonuna, solunum yolları enfeksiyonuna iyi gelir.

Bol miktarda A, B ve C vitamini içerir.

Kalp krizine karşı koruyucu etkisi vardır.

Böbrek kumlarının dökülmesine yardımcı olur.

Kanser hücrelerini yok etme özelliğine sahiptir.

Dalak yetmezliğine iyi gelir.

Mide rahatsızlıklarını önler.

Yemeklerden sonra tüketildiğinde, soda etkisi yapar ve hazmı kolaylaştırır.

Kilo problemi olan kişilerin rahatlıkla tüketebileceği bir diyet meyvesidir.

[*] [*] [*] [*]

Meyve olarak…

Reçel olarak…

Marmelat olarak…

Meyve suyu olarak…

Pepino suyu (acılı-acısız)

Cacık…

Salatalarda…

Yaş pastalarda…

Pepino tatlısı…

İlaç sanayinde…

Kozmetik sanayinde…

Başlıca tüketildiği yerler.

Kar yağar buram buram…

Akköy’e yağdı.

Böyle zamanlarda hayvanları doyurur…

Ocak ateşine yarma kayın odunlarını dikine atardık.

Bir demlik çay…

Fıkır fıkır kaynar.

Ateşin karşısına doğru uzanırdık.

Biraz sırtımızı döner, biraz sağımızı, biraz solumuzu…

Çağ kebap gibi döne döne ısınırdık.

Ateş iliklerimize işlerdi.

Bu arada radyoda kısa dalga açılır.

Türküler dinlerdik.

Her türkünün içine girerdik.

Bazen gülüp eğlenirdik.

Bazen uzaklara bakıp derin düşüncelere dalardık.

[*] [*] [*] [*]

Şimdi yazısını yazıyoruz.

Biraz ordan…

Biraz burdan…

O zaman türküsünü söylerdik…

“Kar yağar buram buram…

Evim yok nerde duram.

Senin gibi yârim olsa…

Yaylaya çadır kuram.”

Şimdi Zonguldak’ta türkü söylemekten geçtik…

Gözümüz yollarda kaldı…

Ha kar yağacak…

Ha yağmayacak