İçinden çay geçen ilçede, uyuşturucu iyice tezgaha düşmüş!
Pazaryerinde uyuşturucu satıyorlar!
Hatta pazaryerinde dağıtıyorlar!
Katlı otoparkın oralarda!
Ekmek arası yapıyorlar!
Bir dönem oralarda gece bekçilerine üniforma çıkarttırıp, tekel büfelerine operasyon yapan yıldızlar vardı!
Tekel büfeleriyle uğraşacağına, pazaryerindeki torbacılarla uğraşsaydı, bugün ilçede uyuşturucu bu kadar yaygın şekilde kullanılmazdı!
Demek ki, arasının iyi olduğu tekelciye kıyak geçmek için diğer tekelcilere ceza yazıyordu!
Yorulunca, incir ağacının altında dinleniyordu!
Sonra incir ağacının üstüne çıkıp incir yiyordu!
Gerçi bizim oralarda incire "yemiş" deniyordu!
Kim ne yemiş, yememiş öğreniyoruz yavaş yavaş!
Mit dünyasında incir ağacı, zeytin ve üzüm ağaçlarıyla beraber “varlığı” ve “bereketi” sembolize eder. İncir ağacının gölgesinde oturmak ya da bunların meyvelerinden tatmak; dingin, huzur dolu bir var oluşu tatmak anlamına gelir. İnsanlığın ilk giysisi olan yapraklar, üç dinin de kutsadığı bu ağaçtan koparıldı.
Ama gerçekler, incir ağacının altındaki çıplaklığı gözler önüne seriyordu!
Bizim yıldız, incir ağacının altında değil, üstünde buluyordu huzuru!
Ama bir gece operasyon oldu, bozuldu huzuru!
Hayırlara vesile oldu!
Müdür, hıyar sanıyor!
Zonguldak’ta bir belediye başkanı...
Müteahhite “Hafriyatını bizim ….’nin oraya döker misin?” diyor!
Çok naif başkan!
Allah’ı var!
Emrivaki yapmıyor!
Rica ediyor!
Müteahhit eşek değil ya!
Kamyon başı 3 bin 500 lira verip, hafriyatı başkanın dediği yere döküyor!
Fatura yok, fiş yok, irsaliye yok, kayıt yok, kuyut yok!
Ama Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Hasan Öztürk’e sorarsanız, her şey normal!
Oraya hafriyat değil de, bahçe toprağı döküyorlarmış!
Bahçede hıyar yetiştireceklerini sanıyor!
"Saf" desek, bu kadar saf birini nasıl İl Müdürü yapmışlar?
Müdür Bey'in çok da umrunda!
Zonguldak’ta hafriyat dökülmüş de!
Biri rant sağlamış da!
Maaşını alıyor mu?
Fazlasıyla!
Makamı sıcak mı?
Çok sıcak!
Tamam o zaman...
S…çın şehrin içine!
Kimin umrunda?
Mustafa Çağlayanlı dönem...
AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, 21 Aralık 2024 Cumartesi günü yapılan kongrenin ardından şöyle konuştu:
"İnşallah bu güzellikleri bizler, o kongreden sonra, kongreyi milat olarak değerlendirdik. Zonguldak için de aynı ifade kullanmak istiyorum. Bu kongreyle birlikte bütün eski hesaplar kapandı. Yani şöyle denir ya genelde mektuplarda; beyaz bir sayfanın açıldığı, buna vesile olabilecek bir mihenk taşı olarak görmek istiyoruz."
Mustafa Çağlayan, yeni dönem için beyaz bir sayfa açtı.
Gücü eline geçiren siyasetçi için bu ifadeleri kullanmak kolay değil!
"Birlikte çalışma ve birlikte yönetme" isteğini her fırsatta dile getiren Mustafa Çağlayan, geçmişe takılı kalmayacağını ilan etti.
Yani dedi ki:
“Geçmişte bana yapılanların hepsini unuttum. Siz de yaptıklarınızı unutun. Yola revan olalım.”
Zonguldak, yeni bir döneme girdi.
Mustafa Çağlayanlı dönem...
Alacağı olan koşsun!
İller Bankası, belediyelere 2025 yılı ocak ayında, aralık ayına göre yüzde 27 fazla para gönderecek!
Zonguldak Belediyesi’nden alacağı olan firmalar, bu fırsatı kaçırmasın!
Çünkü şubat, mart ve nisan aylarında ödenek düşecek!
Mesela, "Kent Lokantası"nı yapan müteahhit parasını alamamış!
Ocak ayında alamazsa, hazirana kadar alamaz!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, zaten ödemek istemiyor!
Ben, size son durumu bildirmek istedim.
Cemile’min gezdiği dağlar meşeli
Hani bir zamanlar bizde biz bölge müdür yardımcısı vardı!
Azıcık içince, elindekini değil, belindeki havaya kaldırıyordu!
Karabük’de o kadar demiri düzelttiler, bu bölge müdür yardımcısını düzeltemediler!
Küçük eniştenin baseni yere yakındı!
Kompleksliydi!
En son bize bulaşan boyu kısa, sakalı köse bu bölge müdür yardımcısının gözlerini çakmak çakmak eden bir kadın vardı!
Sakarya’da meydan muharebesine katılmış, içinden çay geçen ilçeye dönmüş!
Bunun geldiğini duyan ormancılar
“Fadime’nin gezdiği dağlar meşeli
Haydi üç gün oldu Cemilem ben bu derde düşeli” diye türkü söylemeye başlamışlar!
Gerçi türküdeki Fadime ile Cemile karışmış!
Ha Cemile, ha Fadime!
Ne farkeder?
İlçede büyük bir tartışma başlamış!Şimdiye kadar köylüsü ormancıya veriyordu!
Şimdi ormancı kime verecek?
Kıssadan Hisse: Yönetim dersi...
Konfüçyüs, bir süre için şehrin yönetiminde görev alır ve yedi gün sadece şehirde olanları izler. Yedinci gün, şehirdeki en yüksek memur Shao-Cheng’i görevden alır.
Bu davranış üzerine öğrencileri çok şaşırırlar, yanına giderler ve sorarlar:
"Shao-Cheng, bu şehirde hatırlı ve kuvvetli bir adamdı. Şehrin yönetiminde yetki aldıktan sonra ilk işiniz onu görevden almak oldu. Bildiğimiz kadarıyla bu adam, haydutluk, hırsızlık yapmamıştı. Bunu neden yaptınız?"
Konfüçyüs, öğrencilerine neden yaptığını anlattı:
"Dünyada beş ağır suç vardır. Haydutluk ve hırsızlık, bunlardan sonra gelirler. Bu beş suç şunlardır:
1-İyi eğitimli ve bilgili olmasını gizlice kendi fırsatları için kullanan...
2-Aşırıya kaçan bir hayat tarzı ile inatçılık...
3-Doğruyu söylemese de insanları yanıltabilen...
4-Sadece olumsuz olaylar ve her şeyin hep kötü yanları hakkında konuşan...
5-Yanlış olduğunu bildiği şeyleri, sanki doğruymuş gibi gösteren ve destekleyen...
Shao-Cheng’de bunların hepsi vardı. Nereye gitse, taraftar topluyor, isyanlar yaratabiliyordu. Aldatıcı fikirlerini parlak konuşmaların arkasına gizleyebiliyordu. Doğruyu ve yanlışı karıştırıyordu. Ben de şehir halkı için üzülmek yerine, halkı bu adamdan kurtarmayı tercih ettim." (Alıntı)