Sayılı gün çabuk geçermiş derler.
Dedikleri gibi oluyor.
Nisan ayında adayların kesinleşmesiyle başlayan seçim süreci bir çırpıda bitti.
Yarından sonra sandık başına gideceğiz.
Oyumuzu kullanarak vatandaşlık görevimizi yapacağız.
Yöremizin ve ülkemizin yönetiminde söz sahibi olacak, vatana millete hizmet edecek iki vekil seçeceğiz.
Kendi ellerimizle kaderimizi belirleyeceğiz.
İşte bunun için tek bir oyun bile büyük önemi var.
Dolayısıyla sonradan pişman olmamak için iyi düşünüp öyle karar vermemiz lazım.
Tercihimizi doğru yapmamız, işi ehline vermemiz, bizi en iyi şekilde temsil edeceğine inandığımız, güvendiğimiz, çalışkan olarak gördüğümüz adayları seçmemiz gerekiyor.
Yükümüz ağır. Sorumluluğumuz büyük. Görevimiz önemli.
Benim bir oyum var.
Bu oyu; amaca ulaşmak, seçim kazanmak, makam mevki sahibi olmak için her yol mubahtır diyerek yalan söyleyerek, bol keseden atıp olmayacak sözler vererek seçmeni kandırmaya çalışanlara vermeyeceğimi öncelikle söylemeliyim.
Partimiz herkes için var diyerek ayrımcılık yapanlara da oy vermeyeceğim.
Bunlara oy değil yağmurlu havada su bile vermemek lazım ve işte ben de aynen böyle yapacağım.
Benim oyumu alacak kişi, kendi çıkarını düşünmeyecek, halkı, gazeteleri, dernekleri, odaları seçimden seçime değil her zaman ziyaret edecek, insanlara tepeden bakmayacak, seçimden sonra yanına yaklaşılmaz olmayacak.
Ben nezle olunca o grip olacak.
Dik duracak. Doğru ve dürüst olacak. Eğilip bükülmeyecek.
Ağzından çıkanı kulağı duyacak. Lafla peynir gemisi yürütmeyecek.
Boş konuşmayacak. Demagoji yapmayacak.
Başta tefeciler ve çeteciler olmak üzere yasa dışı iş yapanların karşısında olacak, onlarla mücadele edecek, onlarla mücadele eden güvenlik güçlerine destek verecek.
Arsıza, yüzsüze, dedikoducuya, dolandırıcıya, hokkabaza, şaklabana, yağcıya, yalakçıya, şakşakçıya, ara bozucuya pirim vermeyecek.
Verdiği sözü tutacak.
Dün ak dediğine bugün kara demeyecek.
Bir öyle bir böyle konuşmayacak. İki yüzlü olmayacak.
Hizmeti sevecek, hatta ondan başka bir şey düşünmeyecek.
Devamlı halkla, basınla, derneklerle ve odalarla iç içe olacak.
Bu saydıklarım arasında ayrım yapmayacak.
Kendini aldığı yetkiden çok sorumlu hissedecek.
Benim tercihim; projelerini uygulanabilir, vaatlerini gerçekçi, kendisini bu görev için yeterli bulduğum, inandığım ve güvendiğim adaydan yana olacaktır.
İstikrar çok önemli. Kimin gözünde kimin programında istikrar ve hizmet ışığı görürsem tercihimi ondan yana kullanacağım.
Oyumu gelecek seçimler için değil gelecek nesiller için çalışacağına inandığım kişiye vereceğim.
Milletvekili dediğin; altına girdiği yükü kaldıran, üstlendiği görevin hakkını veren, giydiği elbise üstüne oturan, girişken ve çalışkan olan birisi olmalı.
Benim bir oyum var.
Onu bu ölçüleri dikkate alarak kullanacağım.
Ben oyumu Bartın&[#]8217;ın ve Türkiye&[#]8217;nin geleceğini düşünerek kullanacağım.
12 Haziran Pazar günü sandık başına gideceğim ve görevimi yapacağım.
Siz de sandık başına gidin, siz de görevinizi yapın.
Oylarınızla kendinizin, çocuklarınızın, yörenizin ve ülkenizin geleceğine sahip çıkın.
Kim seçilecek, hangi parti kazanacak sorularının cevabını 12 Haziran&[#]8217;da alacağız.
Kimin, hangi adayın veya partinin kazandığı önemli değil.
Önemli olan Bartın&[#]8217;ın ve Türkiye&[#]8217;nin kazanmasıdır.
Dileriz böyle olur.
Seçimin sonucu şimdiden yöremize, bölgemize ve ülkemize hayırlı olsun.
Ortaya karışık yazılar (IV)
İki aydan fazla süren seçim maratonunun artık sonuna geldik.
Adaylar son metreleri koşuyor.
Bu seçim döneminde öne çıkan konu öncekiler gibi yine iş ve aş konusuydu.
Muhalefet partilerine mensup adaylar, seçmene en çok iş ve aş vaadinde bulundu.
İktidar partisi adayları ise ustalık dönemi tabir ettikleri önümüzdeki dönemde daha çok iş sahası açıp daha çok istihdam sözü verdi.
İş ve aş sorunu olan seçmenler herhalde tercihlerini buna göre yapacaklar.
Kimi daha inandırıcı bulurlarsa oylarını ona verecekler.
İş ve aş konusunu dillerine dolayan adaylarımızın birçoğunun seçim döneminde harcadığı paralarla iki üç tane büyük bir fabrika kurulabilir, en az bin ya da 2 bin kişiye iş ve aş verilebilirdi.
Biliyorsunuz adaylarımız su gibi para harcadılar.
Biz de kendilerine bütçenizi ve kaynağını açıklayın diye çağrı yaptık.
Birisi çıkıp da ben seçim için bu kadar para ayırdım, bu parayı da şuradan temin ettim diyemedi.
İnsan &[#]8216;Kaynakta mı bir sorun var acaba&[#]8217; veya &[#]8216;Vergi Dairesi peşime mi düşer düşüncesi mi var&[#]8217; demeden kendisini alamıyor.
Bunu da iş ve aş konusu gibi tarihe not düştük.
Yıllar sonra arşivlere bakıldığında neler düşünülür kim bilir?
İş ve aş konusunun dışında muhalefetin seçim döneminde en çok konuştuğu konulardan biri geçim zorluğu, maaş yetersizliğiydi.
Asgari ücretliler ve emeklilerden oluşan kesimin aldığı maaşla ay sonunu getirebilmesi için sihirbaz olması gerekiyor.
Bu kesim gerçekten geçim sıkıntısı yaşıyor.
Benim anlamadığım bu durumda olup da içki ve sigara kullanılmasıdır.
Sigara ve içkinin bütçeye aylık maliyeti en az 200-300 TL.
Yani maaşın yarısı.
Adam sigara ve içki içmese de 600-700 TL maaş yetmez, ayrı konu.
Ancak bu tür masraflarınız da varsa durumu daha da zorlaştırmış oluyorsunuz.
İnsan ayağını yorganına göre uzatmalı.
Ben bunu bilirim bunu söylerim.
Bir de sigarayı bırakıp da tekrar başlayanlar var.
Bunları da anlayamıyorum.
Hatadan dönüp de bilerek tekrar aynı hatayı yapmanın anlaşılır bir tarafı olamaz zaten.
İnsan bindiği dalı keser mi?
Kesiyor işte.
Bu arada Saadet Partisi&[#]8217;ne helal olsun.
Basına iki haftadır aynı açıklamaları yolluyorlar ve bunu bizim dışımızda herkes kullanıyor.
Hele bir açıklama var ki son günlerde hep onu gönderdiler.
Vekil adayları aynı açıklama ile basında defalarca yer alma konusunda rekor kırdı.
Genel Başkan Kamalak&[#]8217;ın Bartın ziyareti bile bu açıklama ile basında yer aldı.
Bazı gazeteler farklı başlıklarla bu açıklamayı üç gün üst üste kullandı.
Saadet Partisi böylece fikirlerini tekrar tekrar okutarak vatandaşın kafasına kazımış oldu.
Gazetecilik açısından kötü, parti açısından iyi oldu.
Bunları sağa sola gazetecilik taslayanların yapması ne kadar üzücü.
Haber tekrarının böylesini de gördük ya gözümüz açık gitmeyiz herhalde.
Yazımıza seçimle başladık seçimle bitirelim.
Vaatler de bu seçim döneminin en dikkat çekici olayları arasındaydı.
Öyle çok vaat verdiler ki bütün sorunlar kağıt üzerinde çözüldü bitti.
Bizden artan çözüm önerileriyle büyük bir ekonomik kriz yaşayan komşumuz Yunanistan&[#]8217;ın sorunları bile çözülür.
Hatta aynı durumdaki İspanya ve Portekiz&[#]8217;e bile faydası olur.