Seçim tartışmalarında sona yaklaştık.
Partiler, adaylar son hamlelerini yapmaya çalışıyor.
Bastıran sıcaklarla birlikte onlarda yorulmuş durumda.
Son iki günde ne değişir?
Aslında bu saatten sonra pek bir şey değişmez.
Esas olan kararsızları kapma savaşı.
Onun da yolu beli.
Biraz fitne, biraz fesat!
Özellikle Merkezlerde umutlarını son gece operasyonlarına bağlayanlar var.
Telefonlar çalacak.
Aileler aranacak.
Son gece yerli yabancı işlerine sarılanlar olacak.
Herkes kendi penceresinden bakacak.
Birileri birilerini arayıp diğer partinin adayının falancı adayla ilgili söyleyip söylemediği net olmayan cümleler üzerinden tahrik politikası yapacaklar.
Birileri adayları, adayların yakınlarını arayıp; &8220;Falanca yerde şu kadar oy var ancak bu kadar lira lazım&8221; diyecekler.
Kimin eli kimin cebinde belli olmayacak.
Bunları kim yapacak?
Özellikle son dönem siyaseti sığlaştırarak plaka ve otel muhabbetleri üzerinden siyaset yapanlar.
Buda yetmeyecek.
İşi önce yerli yabancı işleriyle sulandıranlar sonra bir Trabzonlu- Rizeli ayrımcılığıyla taraf oldukları kişi veya siyasi partilere çalışacaklar.
Ve bizim insanımız bunları yiyecek!
İlkel olan şey Zonguldaklıların bu işlerden medet umuyor olması.
Bu acizlik bizim kaderimiz mi, asalaklığımız mı onu da yorumlamak çok zor.
Vatandaş kendince düşünür yorumlar.
Ancak bazı adayların ve siyasilerin bu işi kaşıyarak memleketler üzerinden ayrımcılık yapması hem çok iğrenç, hem çok komik, hem terbiyesizlik.
Önceki günde hatırlattık.
Seçimler bittikten sonra; &8220;Onlar siyaseten söylenmiş sözler&8221; diyerek kaçış yolu bulmaya çalışacaklar.
İyi de sormazlar mı adama
Biri siyaseten senin için bilmem ne dese!
Hoşunuza gider mi?
İster ateist olsun, ister zenci.
İster zengin olsun ister fakir.
Zonguldak&8217;ı, Zonguldaklıyı temsil edebilsin.
Sözün eri, memleketin hizmetkârı olabilsin.
Zorlaştıran değil kolaylaştıran olsun.
Yüzlerce neden &8211; sonuç sayılabilir.
Önce adam olsun adam!
Seçmene kalan tek görev kime neden oy verdiğini bilsin, vicdanıyla hareket etsin yeter.
Siyasiler ve basın!
Adaylar basınla diyalog konusunda çok eksikler.
Seçim döneminde de bunun sıkıntısını pek çekmediler.
Çünkü seçim dönemiydi!
Basın mensuplarını kendi elemanları gibi görüp, öyle davrananlar var.
Ama bu tabloyu yaratan siyasilerden öte bizleriz.
Gazeteciliğin, fikir işçiliğinin diğer mesleklerden farkını özümseyemeyip, ayaklar altına alan önce bizim camia.
Bu nedenle de siyasilerin canı istediği gibi davranması normal.
Milletvekilliği ile yeni tanışacak isimlerle işimiz zor.
Ama öğrenecekler.
Halk Eşref&8217;i arıyor!
Önceki akşam CHP ekibiyle birlikte mahallelerdeydik.
Erkan Haberal ve Tarık Coşkun&8217;un başında olduğu ekip önce ikiye sonra beşe altıya bölündü.
CHP&8217;liler kapıları tek tek çalıp CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu&8217;nun selamını getirdiler.
Kılıçdaroğlu&8217;nun; &8220;Çalmadık kapı, sıkmadık el bırakmayacağız&8221; sözünden yola çıkan partililer; &8220;Bizi Kemal Kılıçdaroğlu gönderdi dediğinde&8221; vatandaştan genelde olumlu tepkiler aldı.
Burada Erkan Haberal&8217;ın performansına bir kez daha tanık olduk.
Ve ekiplerde yer alanların inancı gerçekten görülmeye değerdi.
Hem biz hem partililer zaman zaman İsmail Eşref&8217;i sordular.
Çok anlamlı ve imalı tepkiler vardı Eşrefle ilgili.
Kimisi seçim sürecinde neden çalışmadığına, kimisi verdiği sözleri neden tutmadığına tepkiliydi.
Yerel yönetimdeki başarının Genel Seçimlere katkısını hep söylüyorduk.
Bir kez daha gördük, yaşadık.
Eşref halka çok büyük kazık atmış.
Hele hele bir teyzenin tepkisi dikkat çekiciydi;
&8220;Ben ne tanırım Muahrrem&8217;i (Belediye Başkanı Muharrem Akdemir) bana siz Eşref&8217;i getirin&8221;
Zonguldak&8217;tan birinci parti çıkmak için Haberal Ailesi ve örgüt yırtınırken Eşref kiminle alemde onu da halk merak ediyor!