Orman...
Para eden.
Satılabilen.
Hemen paraya çevrilen.
En kıymetli varlıklarımızdan.
[*][*][*]
Yıllardır orman işletme müdürlükleri, şeflikler saha belirler.
Fidanlama sahası.
Üretim sahası.
Sıklık bakım sahası.
Gelirler.
Ağaçları damgalarlar.
Sonrasında orman köylüsü...
Orman kooperatifleri...
İşi alır.
Üretimi yapar.
Devlet ürünü alır.
Fiyatı ikiye katlar.
Satar.
İşçilik masrafını...
Ekipman masrafını.
Daha doğrusu.
Tüm giderleri vatandaş karşılar.
Bazen zarar eder.
Bazen ekmek parası kazanır.
Geçinmeye çalışır.
[*][*][*]
Şimdilerde işin içine şirketler girdi.
Eski orman işçilerinin deyimiyle yazıyorum.
Onlar çok güzel anlatıyorlar.
- Ormanı tarla açar gibi kırmışlar.
Bu ne demek.
[*][*][*]
Hani özelleştirmeler.
İhaleler.
Satışlar.
Alışlar.
Rant dönüyor ya...
Oraların uzmanı ayrı.
Yazıyorlar.
Programlar yapıyorlar.
Biz gördüğümüzü yazalım.
Geleceğimiz.
Oksijen kaynağımız.
Milli servetimiz.
Ormanlarımız...
Çatır çatır kesiliyor.
Kırılıyor.
Hem de orman köylüsü eliyle...
Onların da hakları yenilerek.
Velhasılı...
Ormanlarımız devlet eliyle talan ediliyor.
Kim dur diyecek?
Kimse...
Kimi kime şikayet ediyoruz.
Niye yazıyoruz?
Tarihe not düşelim.
Yarın inkar etmesinler.
Nakliye...
Orman köylüsü kışlık yakacak ihtiyacını ormandan karşılar.
Üretim sahaları temizlenir.
Sonra orman köylüsüne denir ki...
- Buradan ihtiyacınızı karşılayın.
Yıkık dökük.
Kalan parçalardan ihtiyaç karşılanır.
Ne zaman?
Tam bu zamanlar.
İnsanlar patpatlarıyla.
Traktörlerle...
Yaklaşık 20-40 kilometre ormana gider.
Oradan yakacak ihtiyacı için yıkık dökük ağaç arar.
Ve bu süre kısıtlıdır.
Bir hafta...
Alacağı odun sınırlıdır.
Kısacası...
İmkan olsa.
Bu dert çekilmez.
Gerçi astarı yüzünden pahalıya gelir.
Ama çaresiz.
İşçiliğe para verilmez.
Tüm avantaj bu kadar.