Zonguldak Atatürk Kültür Merkezi yeni binası için bir türlü yer bulunamadı.
2017 yılında "depreme dayanıksız" raporu çıkan
Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü'nün de içinde bulunduğu Atatürk Kültür Merkezi binası için, merkezde fellik fellik yer aranıyor.
Atatürk Kültür Merkezi binası, Zonguldak İl Özel İdaresi bünyesindeydi.
İl Özel İdare; bu binayı Kültür ve Turizm Bakanlığı'na tahsis etti. Ancak; "depreme dayanıksız" olması ve binanın güçlendirilmesi şartıyla tahsisi gerçekleştirilmişti.
Ancak Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü'ne atanan müdürlerin hiçbiri, bu yönde bir çalışma yürütmediler!
Turizmle ilgili bir çalışma yapmayan müdürlük, kendi binasıyla ilgili de bir çalışma yapmadı!
Ta ki; Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan, Zonguldak Valiliği'ne resmi bir yazı gelene kadar...
Bakanlıktan gelen yazı doğrultusunda Kültür ve Turizm İl Müdür Vekili Hayrettin Şahin, yer arayışına girdi.
Zonguldak'ta zaten yer sıkıntısı var. Bir yerden bir yere taşınacak kurumlar ya da yeni bir bina yapacak kurumlar yer sıkıntısı yaşıyor.
Atatürk Kültür Merkezi için nasıl bir yer lazım?
Bir kere, en az 500 kişilik bir salonu olması gerekiyor. Konserlerin ve tiyatro oyunlarının sergilendiği bir salon, kütüphane için çok geniş bir alan gerekiyor. Mevcut kütüphanedeki kitapların hiçbirinin ziyan edilmeden yeni yerine taşınması gerekiyor.
Mevcut binanın iyileştirilmesi için Bakanlıktan ödenek çıkartılmış. Ancak içindekiler taşınacak, boşaltılacak, ondan sonra iyileştirme başlayacak.
Ölme eşeğim, ölme!
Bu işlemler tamamlanana kadar kültür ve sanat etkinlikleri nerede yapılacak?
Zonguldak Valiliği ile Zonguldak Belediyesi'nin Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü'ne yer konusunda destek vermesi gerektiğini düşünüyoruz.
Not: "Ölme eşeğim, ölme" sözü, "Boşuna, umutsuz bir bekleyişi anlatmak" anlamında kullanılıyor.
İnanmak ve çalışmak...
Yıllar önce ABD'de yaşlı bir kayıkçı, Mississippi Nehri’nin bir yakasından öteki yakasına doğru yolcu taşıyarak geçimini sağlıyordu. Yaşlı kayıkçı, kayığındaki küreklerden birinin üstüne “inanmak”, diğerine ise “çalışmak” yazmıştı. Bunun ne anlama geldiğini soranlara, kayıkçı şöyle yanıt veriyordu:
“Nehri karşıdan karşıya geçmek için her iki küreğe de ihtiyaç vardır. Çalışmaksızın 'inanmak' veya inanmadan 'çalışmak', sizi olduğunuz yerde döndürür durur. Yaşam yoluna da tek kürekle çıkmak, nehri tek kürekle geçmekten farksızdır. Yerimizde döner durur, hiç bir yere gidemeyiz.”