“Arkadaşlar, vaktiyle biz Hanefi Mezhebi’nin en önemli fıkıh kitaplarından biri olan Mülteka’yı okurken, av ve avcılık bahsinde şunları öğrendik... Avcı, avını gördüğü zaman, besmeleyi çeker ve tetiğe basar. Avı vurduğunu hissederse, köpeğine tiyo verir, köpek gider, avı yakalayıp getirir. Avcının, köpeğin avı nasıl getirdiğine bakması farzdır. Dudaklarıyla mı getirdi yoksa dişleriyle mi getirdi? Eğer dudaklarıyla getirdiyse, onu sahibi için getirmiştir. Eğer dişlediyse, ona salyasını akıttı, kendi nefsi için tutuvermiştir. Eğer ısırdığı için hala ölmemişse, hemen orada besmele ile yeniden kesilir ve o zaman helaldir, sadece o ısırdığı yer kesilir köpeğe verilir. Ama eğer ısırdığı için öldü ise, o zaman o murdardır, yenmez. Şimdi ben size ne anlatıyorum? Bulunduğumuz ve imtihan olunduğumuz makamlar ve imkânlar emanettir, bunları ısırarak salyamızı bunlara akıtıp murdar etmeyelim. Makamlar emanettir, bunlar gelip geçicidir. Bizim sahibimiz Rabbimiz ve davamız için kullanmamız gereken şeylerdir. Bunları ısırarak, bunlara salyamızı karıştırarak; hem kendimizi helak ederiz hem de peşimizden gelenleri, arkamızdakileri helak ederiz.”

Bu sözler, eski Başbakanlarımızdan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a ait...

Beni dinlemiyorsunuz...

Onu dinleyin!

Bulunduğunuz makamlara salyanızı akıtıp oraları murdar etmeyin!

Köpeklerinize sahip çıkın!

Onların da salyaları akıyor!

Her şeyi murdar ediyorlar!

Merhum Necmettin Erbakan Hocamızı saygıyla anıyorum...

Necmettin Erbakan Hoca'yı referans aldığını söyleyenleri de anıyorum!

Benim müteahhidim işini bilir!

Devrek’te konut yapan Bilir İnşaat, heyelan sorunuyla karşılaşmıştı!

Devrek’te sorun yaşayınca, Gökçebey’e gitti!

Bilir İnşaat’ın Gökçebey girişindeki arsasında da heyelan oldu!

Bilir İnşaat’ın heyelanlı bölgeleri seçmesi bir tesadüf mü?

Zonguldaklı olmadığı için Bilir İnşaat’ı kandırıyorlar mı?

Bu ne talihsizlik?

Allah’tan inşaat başlamadan heyelan oluyor da...

İleride olacakları görebiliyoruz!

Neyse, burası Türkiye...

Benim müteahhidim işini bilir!

Benim belediye başkanım işini bilir!

Şantaj sürüyor!

Bir medya yöneticisinin, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’ne şantaj yaptığını yazdım.

Tıp Fakültesi’nden iki hekimi telefonla arayıp bir kafede görüşmek istediğini yazdım.

Bu kişi hakkında Ereğli ve Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılıklarında "şantaj" soruşturması yürütüldüğünü yazdım.

Bir ilçe belediye başkanına yaptığı şantajı da yazdım.

Olayın taraflarıyla yüz yüze görüşme fırsatım olmadı.

Aslında telefon görüşmem de olmadı.

Olmasına gerek de yok.

Bilgiler bize gelir.

Faturalar, banka dekontları, yazışmalar bize gelir.

Günün Fıkrası: Alet-edavat...

Vaktiyle polis, bir adamın evine "kaçak içki yapılıyor" bahanesiyle baskın yapar. Evde ne kaçak içki ne de damlasını bulurlar. Ancak içki imalatı için her türlü alet-edavat imbik vs. mevcuttur. Adamı mahkemeye çıkartırlar. Yargılama sonunda, kaçak içki imalatı yoksa da imalat için her türlü alet-edevatı bulundurmaktan on yıl hapis cezası verilir. Ne var ki, adam cezaya "az oldu" diyerek itiraz eder.

Hakim sorar:

"Neden cezayı az buldun?"

Adam, "Bir de buna, tecavüz ve ırza geçmeyi eklemeniz gerekir" der.

Hakim şaşırarak, "Dosyada böyle bir suçlama yok" deyince, adam, pantolonunu ve donunu aşağı indirerek, "Bakın, tecavüz için her türlü alet ve edavata sahibim" der.

Hakim, yaptığı hatayı anlayarak cezayı kaldırır.