İlk baharı...
Yürümeye başladım.
İlk adımı dedeme attım.
Hep ona yürüdüm.
Onunla yürüdüm.
Bir garip çobandı benim için.
Yaş ilerledikçe anladım.
O bilge bir insandı.
Gıdamı ondan aldım.
Ahlakımı...
Şükür...
Onu bize verene şükür.
[*][*][*]
Ömrümün baharı...
İlk baharı...
Onun gölgesinde geçti.
Malum.
Sonbaharın kapısındayız.
Sonrası kış.
Umutlarım var.
Hayallerim.
Dünden aldığım tecrübeler.
Yarına ibret olacak hatalarım.
Eksiklerim.
Yetişemediklerim.
Doğru zannettiklerim.
Yanlış tanıdıklarım.
Görmezden geldiklerim.
Hatalarım var.
Hepsi...
Benim.
Beni ben yapan hayatım.
[*][*][*]
Koca çınarın gölgesinde geçti en güzel günlerim.
İmkan yok.
Dahası.
Yokluk vardı.
Huzur vardı.
Huzur...
Bir dilim ekmekti huzur.
Bir şişe ayranı dört kişi sırayla içmekti.
Bir oğlak ile oynamaktı.
Bir kuzuyu sevmekti.
Bir danayı ineğin altına bırakıp annesini emmesini sağlamaktı.
Tavuklara yem atmak.
Köpeklere yal vermekti.
Yağmurda ıslanmaktı.
Kar yağarken üşümekti.
Bazen hey çekmekti.
Bazen ağlamaktı...
Huzur...
Yaşadığımız her şey huzurdu.
Huzurluydu.
Anlamsız üzüntülerimizdi.
[*][*][*]
çok güzel günlerdi.
Çobandım.
Yol yoktu.
Su çeşmelerden bakraç ile taşınırdı.
Elektrik yoktu.
Televizyon, internet yoktu.
[*][*][*]
Çay vardı.
Ihlamur.
Defne kokulu.
Kekik kokulu.
Mis gibi.
Hal-hatır vardı.
Sohbet vardı.
Yemekler karın doysun diye yapılmazdı.
Şifa olsun diye konurdu tencereler ocağa.
Ekmek...
Nimetti.
Baş üstünde tutulurdu.
Hz. İbrahim bereketi anlatılırdı çocuklara.
Halil İbrahim bereketi.
Nimete hürmet edersen...
Ambarlar dolar taşar.
Nimeti koyacak yer bulamazsın.
Yoksa nimet kalkar gider.
Oradan ibret alsam...
İnsanoğlu, eş, dost, akraba, arkadaş...
Hepsi nimetse...
Hak edeni el üstünde tutacaksın.