Sevgili okurlarım bir önceki yazımda sizlere mirastan çıkarma ve mirasın reddi hakkında bir kısım anlatımlarda bulunmuş idim. Yazımın yorumlar kısmına bir okuyucum şöyle bir soru sormuş "peki bir baba yaşarken, evlatlarından birine mülkü devrederse ve sonra öldüğünde diğer evladı söz konusu mülk devri ile ilgili dava açabilir mi? ve hakkı varsa ne kadar oranda alır?".
Kimi zaman bir anne kimi zaman bir baba problem yaşadığı ve görüşmediği bir çocuğunun mirasından faydalanamaması için diğer çocukları adına satış ya da bağış yoluyla menkul veya gayrimenkullerini devrettiği sıklıkla karşılaştığımız hukuki uyuşmazlıklardandır. Burada amaç miras bırakanın daha çok sevdiği ya da kendisine bakan kişiye mirasından daha çok kazanımlarda bulundurma, mirastan mal kaçırma iradesidir. Bazen de akli dengesi yerinde olmayan bir yaşlı çocukları tarafından kandırılarak gayrimenkulün tamamı ya da hisseleri devir alınır. Ancak, Gayrimenkul alım satımı yapmak isteyen 65 yaş üzeri kişilerin sağlık raporu almaları gerekebilmektedir. Tapu Sicili Tüzüğü'nün 19. maddesine göre tapu müdürlüğü yetkilisi, 65 yaş üzerindeki kişinin davranışları sebebiyle şüpheye düşerse rapor talep edebilir. Ayırt etme gücünün yerinde olduğunun gösterir sağlık raporu alınmadan yapılan satış işlemleri geçersiz kabul edilir ve açılacak olan tapu iptali ve tescil ile hakkın geri kazanımı sağlanabilmektedir.
Tabiri caizse hakkı gasp edilen mirasçı, miras bırakanın vefatından sonra herhangi bir zamanaşımı süresine tabi olmaksızın istediği zaman tapu iptali ve tescili davasını açabilmektedir. Dava açma süresine bir sınır getirilmemiştir. Birçok emsal davanın miras bırakanın ölümünden 50 -60 yıl sonra dahi açıldığı görülmektedir. Açılacak olan tapu iptali ve tescil davasına taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi bakacaktır. Mahkeme burada davacının iddialarını incelerken miras bırakan murisin gerçek bir satış yapıp yapmadığını, arada bir alacak-borç ilişkisinin varlığını, kişiler arasında gerçekleşen devir işleminin taşınmazın bedeline denk bir para alışverişinin somut deliller yani banka dekontu ya da resmi bir ödeme belgesine dayanıp dayanmadığını araştıracaktır. Sonuçta anne/baba ile çocuğu arasında gerçekleşecek olan gayrimenkul devrinin gerçek bir bedel ödemesine dayalı olması gerekmektedir. Tabii burada gayrimenkulü üzerine devir alan çocuğun yaşının ergin olması ve taşınmazın bedelini ödeyebilecek mali güçte olup olmadığı da araştırılacaktır.
Yazımın konusunu oluşturan sorumuza örnek teşkil eden bir dava dosyamızı özetleyerek anlatmamız gerekirse;
Vefat eden adamın yani miras bırakanın (muris) ilk karısında dört çocuğu var. İlk karısının vefatından sonra başka bir kadınla evlenen murisin ikinci karısından da bir erkek çocuğu var. Vefatından belli bir süre sonra ilk karısından olan dört çocuğu babalarının hayattayken değerli birkaç tarlasını ikinci karısına ve ikinci karısından olan oğluna satış yoluyla devrettiğini öğreniyorlar. Miras payları kaçırılan bu dört çocuğun adına Ankara ilgili Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali ve tescili davası açtık. Mahkeme vefat eden adam ile karısı ve erkek çocuğu arasındaki satış işlemlerini araştırdı ve gerçek bir satış işlemi olduğuna ilişkin somut deliller davalı kadın ve oğlu tarafından sunulamadığı için vefat eden adam tarafından sağlığında satışını yaptığı taşınmazlardaki satış işlemi iptal edilerek ilk karısından olan dört çocuk adına tapuda miras payları oranında hisse tescilleri gerçekleştirildi.
Özetlersek , evlatlardan birine devredilen bir gayrimenkul gerçek bir satış ilişkisine dayanıp dayanmadığı yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi'nce araştırılır ve somut delillere dayanmayan, hileli, muvazaalı işlemler iptal edilerek mirasçılara payları oranında tescil edilebilmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere açılacak olan bu dava herhangi bir süreye tabi değildir. Miras hakkının hileli bir şekilde elinden alındığı düşünen her bir mirasçı bu davayı murisin vefatının üzerinden yıllar geçse dahi açabilmektedir.