Elmas TV Genel Müdürü Akın Kavi’nin; sahibi, ortağı, yöneticisi olduğu ve temsil yetkisi taşıdığı şirketlerin Zonguldak Belediyesi’ne borçları şöyle:
Baran Temizlik Personel: 1 milyon 168 bin 964 TL ana para, 7 milyon 955 bin 486 TL faiz, 9 milyon 124 bin 450 TL toplam borç...
Artur İnsan Kaynakları: 1 milyon 87 bin 368 TL ana para, 1 milyon 703 bin 932 TL faiz, 2 milyon 791 bin 301 TL toplam borç...
Atıl İnsan Kaynakları: 444 bin 741 TL ana para, 262 bin 713 TL faiz, 707 bin 455 TL toplam borç...
Akın Kavi’nin, dolaylı-dolaysız, Zonguldak Belediyesi’ne toplamda 12 milyon 623 bin 206 lira borcu var.
Akın Kavi, sürekli şirket değiştirerek, kendi adına iş yapmayarak, bu borçları ödemekten kurtulmaya çalışıyor!
Şirketleri, yakınlarının üzerine açan Akın Kavi, son olarak Elmas TV’yi eşi Serap Kavi’nin üzerine yaptı!
Karısının arkasına saklanan bir aslan parçası!
Kendi adına bankada bir hesap numarası bile açamayan aslan parçası!
Aslan K.’dan aldığı parayı ödemeyince, kurusıkıyı görünce topuklayan aslan parçası!
Yazdıklarımıza çok bozulmuş!
Aklınca bize savaş açmış!
Sen, önce git Zonguldak Belediyesi’ne, bankalara, devlet kurumlarına borcunu öde!
Ondan sonra konuş!
Bak, "Elmas TV Yönetim Kurulu Başkanı" sıfatıyla geziyordun!
Senden o sıfatı bir haberle aldık!
Bekle, daha neler olacak?
Çetin Bozkurt’un sonu kötü olur!
Devrek Belediyesi hakkındaki iddialarla ilgili Zonguldak Valiliği’nin kurduğu inceleme ekibi göreve başladı.
Biz, bu soruşturmanın Zonguldak’tan doğru soru sorup-yanıt istenerek olmayacağına vurgu yapmıştık.
Mahalli İdareler İl Müdürü Halil İbrahim Danacı, Devrek Kaymakamlığı’na giderek, el konulan belediye evraklarını incelemeye başladı.
Bu, güzel ve olumlu bir gelişme...
Sanırım, devlet işi ciddiye aldı.
İlk incelemede elde edilecek bulgular, İçişleri Bakanlığı’na gönderilecek ve Mülkiye Müfettişi istenecek.
14 Mayıs’ta bir hükümet değişikliği olursa, Devrek Belediye Başkanı bu işten kurtulur!
İktidar değişikliği olmazsa, Çetin Bozkurt’un sonu kötü olur!
Devletin bilmediği iş mi olur?
Bundan 6-7 ay önceydi...
Üst düzey bir bürokratımızla, kent gündemine ilişkin sohbet ediyoruz...
Konu; döndü-dolaştı, AK Parti’nin o dönem için çiçeği burnunda İl Başkanı Muammer Avcı’ya geldi!
Dedi ki:
“AK Parti Zonguldak İl Başkanının, Akın Kavi ve Cevdet Akgün ile ne işi olur?”
Ben de kendilerine Muammer Avcı, Cevdet Akgün ve Akın Kavi’nin ilişkisini anlattım...
O dönem bungalovda bir etkinlik olmuş, Muammer Avcı da o etkinliğe katılmıştı!
O etkinlik öncesi ve sonrasında olanları, bildiklerimi, dilimin döndüğünce anlattım.
Sonra anladım ki, meğer zaten biliniyormuş!
Benim bilip-bilmediğim kontrol edilmiş...
Bendeki de saflık işte...
Devletin bilmediği bir iş mi olur?
Mahalle dolmuşu!
Zonguldak’ta şöyle bir gazetecilik anlayışı gelişti...
Yazacak bir şey bulamıyor, başka bir gazetecinin eski yazılarına sarılıyor!
Elin yazısı ile gerdeğe girilmez!
Varsa diyecek sözün, kendin yazarsın!
Alfabenin 29 harfini kullanamıyor, 200 kelimelik dağarcığınla "gazeteciyim" diye geziyorsan, yanlış yoldasın!
Biraz Sedat Peker’den, biraz Ali Rıza Tığ’dan, biraz Alev Uzunbaş’tan, biraz Adnan Küçükvar’dan al!
Pusula’nın arşivini karıştır!
Kime, ne yazmış, onları manşet yap!
Sonra, "Ben gazeteciyim" de!
Mahalle dolmuşlarının yolcu kapması gibi bir şey!