"Vatan Sağolsun"
2365 metre yükseklikteki Karabal Jandarma Karakolu´nu korumakla görevlendirilen bir yüzbaşı komutasındaki kırk askerin hikayesi.
Büyük çaplı bir sınır ötesi operasyonun başlamasıyla, telsiz röle istasyonunun bulunduğu Karabal Jandarma Karakolu´nun önemi daha da artmış.
Operasyona katılan birliklerin haberleşmesi artık bu röle istasyonu ile sağlanacak.
Güneydoğu´da Irak sınırına yakın bir ilçedeki Komando Tugayı´nda görevli Yüzbaşı ve emrindeki askerler buraya hareket eder.
Tipi ve karla mücadele ederler.
Pusuya düşerler.
Kanaslar, RPG 7´ler, biksiler, MG3´ler G3ler çatır çatırdar.
İnsanlar susar onlar konuşurlar.
Sonuç:
Şehitler verilir.
Leşler alınır.

Ve zar zor ulaşılır asıl korunması gereken yere.
Artık orası korunacak.
Nasılsa?
Ve korunur.
Şafak sayanlar.
Bakarsınız bir an ölüme atlar.

Neden?
Bunun öncesi var.
Eğer ´mavi bere´ taktıysa asker.
Hak etmiştir.
Foça´yı, Kırkağaç´ı, Eğirdir´i görmüştür.
Marşlarında yemin etmiştir.

Daha da gerisi var.
Ama gitmeye gerek yok.
Her şey vatan içinse, en kolayı ölmektir.
En zoru hayatta kalmak.
Karda, boranda, yağmurda, çamurda.
Pusuda hayatta kalmaktır en zoru.
Gittim.
Yaşadım.
Gördüm.
Geldim.
Nefes bir kesit.
Hayatta kalmanın, vatan için ölmenin bir kesiti.

Gelelim konumuza.
Dün tam karşımdaki tepedeki binanın bacasından çıkan duman koskoca Zonguldak Limanını siyaha boyadı.

Niçin oradalar askerler?
Biz burada rahat rahat kaçak kömür yakıp memleketi zehirleyelim diye.
Onlar vermemek için kan döküp can veriyorlar.
Biz üç kuruş için çöp atıp, kaçak kömür yakıp onların emanetini heder ediyoruz.
Yazık&8230;
Hepmize yazık.