Bıktım artık.
Yorumdum.
Hayat mı bu?
Yontmaktan başka bir şey yapmıyorum.
Tepemde kızgın güneş.
Yakıyor.

Mermer yontucunun hayıflanışı...
İçinden geçer.
Sonra gönlünden geçer.
Keşke güneş olsam.
Ne güzel...
Yükseklerde.
Her yere hakim.
Işığıyla her yeri aydınlatıyor.

Hikaye bu ya...
Dileği kabul oluyor.
Gökyüzünde bir güneş...
Işıl ışıl.
Sıcacık.
Çok mutlu.
Her yere ışık saçıyor.
Aydınlatıyor.
Isıtıyor.
Derken bulutlar ortaya çıkıyor.
Işığına engel oluyor.
Kızıyor.
Elinden bir şey gelmiyor.
Bakıyor ki...
Güneş olmak o kadar da kolay değil.
İstediği yere ışığını gönderemiyor.
Bulut olmak istiyor.
Öyle ya...
Bulutlar güneşin ışınlarını engelleyecek kadar güçlü.
O zaman bulut olmak iyidir.
Güneş kadar yüksekte olmasa da...
Bu kez bulut olur.
Dünyanın üzerinde özgürce gezmeye başlar.
Sıcaktan bunalanlara gölge olur.
Serinletir.
Susayan topraklara yağmur olur.
Bereket yağdırır.
Aşıkları mutlu eder buğulu camların ardında.
Nisan ayında ılık ılık yağar.
El ele tutuşur sevdalılar.
Sırılsıklam bir sevda kokar her yan.
Tam mutlu olacakken...
Ağzına bir parmak bal sürülmüş gibi...
Horoz şekerini bir-iki kere emdikten sonra yere düşüren çocuk gibi...
Mutluluğu yarıda kalır.
Bir rüzgar çıkar.
Fırtına olur.
Bulutları darmadağın eder.
Mutluluğun tadı damağında kalır.
Özgürlüğü arar.
Rüzgar olmak ister.
Kabul olur dileği...
Rüzgar olur.
Eser semada.
İstediği yere savurur kendini.
Mutluluktan ayakları yer görmez.
Eser...
Alize olur...
Yıl boyunca eser.
Kutuplarda eser.
Batıdan eser.
Muson olur.
Samyeli olur.
Meltem olur.
Yetmez...
Fırtına olur.
Tayfunlar meydana getirir.
Derken önüne bir dağ çıkar.
Aşamaz onu.
Kibirlenir.
Kızar.
Gidip gelip çarpar.
Nafile...
Ağacından yaprak...
Taşından toz koparır.
Aşamaz.
Basit bir dağ...
Nasıl durdurur onu?
Çare bulamaz.
O zaman rüzgar olmanın ne anlamı var.
Dünyanın zirvesinde gez.
Küçük bir dağın engeline takıl.
Dağ olmak ister.
Kocaman bir dağ olur.
Ayakları sağlam basar.
Köklerini dünyanın merkezine salar.
Artık huzur zamanı.
Derken bazı sesler duymaya başlar.
Durmadan kendisine vurulduğunu hisseder.
Ondan daha kuvvetli...
Onu içten içe oyan bir şey...
Bir de bakar ki...
Sadece küçük bir mermer yontucusu...
Bir kurt gibi içini oyuyor.
[*] [*] [*] [*]
Memnun olmayız.
Başka biri olmak isteriz.
Başka yerler ararız.
Varsa...
İmkan varsa, kaçırmayın hayatı.
Ancak nereye giderseniz...
Nasıl edersiniz?
Kim olursunuz?
O ayrı...
Mutluluğun önünde hep engel vardır.
Yeri de bellidir.
İçimizdedir.
Onu uzaklarda aramayın.
Mutsuz olursunuz...