Medrese'de eğitim almış.

Eğitim bitmiş, görev almış.

Gittiği yerde dinini, diyanetini anlatacak.

Hoca Ahmet Yesevi ile Anadolu'da

başlayan akımın devamı.

Dervişler, Erenler, Alpler.

Onların torunu.

Görev bu ya.

Çıkmış Ordu'dan.

Gelmiş İstanbul'a.

Eğitim bittikten sonra ver elini Sakarya.

Düzce, Ereğli. Akköy...

Sonra bizimkileri de davet etmiş.

- Buralar çok güzel. Gelin.

Gelmişler.

Ereğli'nin kıraç toprakları.

Delihakkı'nın, Subaşı'nın düz ormanları

kesmemiş onları.

Çıkmışlar Bacaklı Yayla'ya kadar.

Derken başlamış hayat.

Orman işçiliği.

Avcılık.

Hayvancılık.

Sonra da tarım.

İşin içine tarım girince rengi değişmiş.

Hava durumu.

Tohum.

Derken; yağmuru da beklemişler, güneşi de.

Kışı da saymışlar, yazı da.

Allah boş duranı sevmez.

Her dönem kendilerine iş bulmuşlar.

[*] [*] [*]

İşte tam burada Molla Osman'ın hikayesi başlıyor.

Gündüz tarlada, akşam evde.

Anlatmış...

Anlatmış...

Önder olmuş millete.

Akköy'de köy kurmuş.

[*] [*] [*]

Çok sıcak geçen bir yaz mevsimi.

Tarlalardaki ürünler sıcaktan kavruluyor.

Kıvılcım çıksa memleket yanacak.

Yağmur yağmalı, köye rahmet lazım.

Karar verişler.

Yağmur duasına çıkalım.

Toplanmışlar köy meydanına.

Molla Osman'a seslenmişler.

- Yağmur duasına çıkalım.

Elinde tesbihi.

Çıkmış dışarı.

Toplanan kalabalığa bakmış.

Oniki yaşından küçük çocukları çağırmış.

Düşmüş onlara.

Çıkmışlar tepeye.

Daha onlar geri gelmeden başlamış sağanak...

[*] [*] [*]

- Bizi neden götürmedin.

- Siz çıkarınız için dua edecektiniz. Ama onlar gönülden ettiler. Masumane.

Yanlış adamla doğru yola çıkılmaz.

Kötü niyetle iyi murada erilmez.

Herkesin bir hesabı var, Allah'ın da.

Kul sabırsızlanır, O hiç acele etmez.