Zonguldak Kömürspor, Spor Toto 2’nci Ligi’ne çıktı.

Milletvekillerinin hepsi, bu başarıdan kendilerine pay çıkarmak için hopladı, zıpladı.

Kutlamalar bitti, ortada kimse yok.

Hani stat yapılacaktı?

Zonguldak için herkes işin bir ucundan tutacaktı?

Neredesiniz beyler?

Kapalı tribünle ilgili proje hazır…

Siz Bakanı arayacaksınız, bir an önce ihaleyi yaptıracaksınız.

Neyi bekliyorsunuz?

Bir gece ansızın Karaelmas Kemal Köksal Stadı’na kapalı tribün inecek değil ya...

Lütfen, şu işe bir el atın da, yeni sezonda yüzümüzü kara çıkartmayın…


AK Parti hiç bu hale düşmemişti…


Gökgöl Mağarası’nın açılışına gittim.

Orada AK Parti İl Başkanı Zeki Tosun ile karşılaştık, sohbet ettik.

Tosun, “Seni Vergi Dairesi’ne şikayet edecek kadar şerefsiz değilim” dedi.


Ben de, “Ama RTÜK ile Basın İlan Kurumu’na şikayet edecek kadar şereflisin” dedim.


Zeki Tosun, iyi bir insan olabilir.

Ama çok, hem de çok kötü bir İl Başkanı…

Kriz yönetmesini bilmiyor.

Diyalog kurmasını bilmiyor.

Bindiği arabanın kornasını çalıyor.

Allah sonunu hayır etsin…

Ama AK Parti, Zonguldak’ta hiç bu hale düşmemişti.

AK Parti’ye gerçekten yazık oluyor…


Çevreyi kirletme, gürültü yapma!


Zonguldak sevdalısı Filyoslu işadamı İsmail Recai Şanlı, Filyos Ateş Tuğla Fabrikası’nda yıllardır kullanılmayan değirmenin çalışmasından dolayı sahildeki otelini 1 Haziran itibariyle kapatacağını açıklamıştı.


Zonguldak ve Filyos turizmini olumsuz etkileyecek bu gelişme üzerine AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, Filyos Belediye Başkanı Ömer Ünal ve işadamı Teoman Papila devreye girdi, İsmail Recai Şanlı’yı ikna ettiler.


Sadece onlar da değil... Oteldeki gürültüden şikayetçi olan konuklar da, otelin açık kalmasını istediler.

Eğer Filyos Ateş Tuğla Fabrikası, çevreye gürültü ve toz yayan bu değirmeni çalıştırırsa, otel kapanacak.

Kimse, “Filyos Ateş Tuğla, tuğla üretmesin” demiyor.

Ama çevreyi kirletmesin... Gürültü yapmasın…


Siyasetçi-işadamı!


Önemli bir işadamı, önemli bir siyasetçiyi nasıl kafaladığını şöyle anlatmıştı:


“Kira borcu vardı. Onu sildim, adam benim oldu. Adam benim olunca, parti de benim oldu.”


Bu işler bu kadar basit.

Şimdi siz bana, “Kim bu işadamı?” diyeceksiniz.

Asla yazmam. Sonra yalanlıyor. Onunla mı uğraşayım?

Sorana da söylemem. Sizinle mi uğraşayım?

Siyasetçi ile o işadamı düşünsün.

Ben olaya şöyle bakıyorum.

O siyasetçi gerçekten zor durumdaydı, yardım edilmeliydi.

Ama o işadamı, o siyasetçinin çaresizliğini, böylesi bir ranta ve sokağa düşürmemeliydi.

En azından konuşmasa iyiydi.

Ama ağzı torba değil ki, büzesin!

Şimdi sor, yemin-billah inkar eder.