Zonguldak'ın Kozlu ilçesinde son günlerde kulisleri hareketlendiren bazı iddialar konuşuluyor.
CHP Kozlu İlçe Başkanlığı ve Kozlu Belediyesi etrafında şekillenen bu iddialar, yalnızca bir tartışmanın ötesinde; aynı zamanda siyaset, etik ve parti kültürü açısından da dikkatle değerlendirilmesi gereken bir tabloyu ortaya koyuyor.
İddiaların merkezinde; CHP Kozlu İlçe Başkanı Merve Arslan yer alıyor. Şikayetçi olanlar arasında, Arslan’ın yanında sigortasız çalıştırıldığı iddia edilen bir kadın ve onun kız kardeşi bulunuyor.
Kız kardeşin, ablasının yaşadığı durumu görüşmek üzere Kozlu Belediye Başkanı Altuğ Dökmeci ile görüşmek istediği ifade ediliyor.
Ancak konuşulanlara göre bu girişim, Merve Arslan’ın tepkisini çekmiş. Arslan’ın, “Sen, benden habersiz nasıl belediye başkanına gidersin?” diyerek sert bir çıkış yaptığı iddia ediliyor.
Elbette bunlar şu an için iddia…
Ve iddiaların gerçekliği, ancak tarafların açıklamalarıyla netlik kazanabilir.
Burada şunu da ifade etmeden geçemiyorum...
Merve Arslan’ı uzun yıllardır tanırım. CHP'de il yöneticiliği yaptığı dönemlerde daha naif, daha kapsayıcı ve partinin altı okunun temsil ettiği değerlere daha uygun siyasi üsluba sahipti.
Bugün konuşulan tablo ile o dönem tanıdığım Merve Arslan arasında ciddi bir fark var.
Özellikle Kozlu Belediyesi’nin CHP tarafından kazanılmasının ardından, ilçede bazı çevrelerde “güç zehirlenmesi” yaşandığı yönünde yorumlar yapılıyor.
Siyasetin en büyük sınavlarından biri de tam olarak budur.
Gücü elde ettiğinizde nasıl davrandığınızdır.
Açık konuşayım…
Bir siyasetçinin hem de CHP'li siyasetçinin yanında birini sigortasız çalıştırdığına inanmak istemem.
Bir ilçe başkanının, yanında çalışan bir kadını yöneticilerin bulunduğu bir ortamda rencide ettiğine inanmak istemem.
Ve bir ilçe başkanının, “Belediye başkanının yanına benden habersiz neden gittiniz?” diyerek bir vatandaşa çıkıştığına da inanmak istemem.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasi geleneği; halkın önüne duvar örmek değil, halkın sorunlarını dinlemek üzerine kuruludur.
Hele ki söz konusu olan bir emek meselesiyse, bir kadının çalışma hakkıysa, bu konuların daha hassasiyetle ele alınması gerekir.
Bu nedenle en doğru olan; iddiaların net bir şekilde açıklığa kavuşturulmasıdır.
Eğer ortada bir yanlış anlaşılma varsa, kamuoyunun bunu bilmeye hakkı vardır.
Eğer ortada bir hata varsa, bunun da düzeltilmesi gerekir.
Çünkü siyaset, güven üzerine kuruludur.
Kozlu, küçük bir ilçe…
Ama burada yaşanan her gelişme, kısa sürede tüm kente yayılır.
Bu yüzden Kozlu’da bugün sorulan soru, basit ama oldukça önemli...
Kozlu’da gerçekten neler oluyor?

BEUN Radyo Televizyon Bölümü...

Bugün meslek kariyerimin en güzel günlerden birini yaşadım.
Alaylı bir gazeteci olarak; Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Zonguldak Meslek Yüksekokulu Görsel İşitsel Teknikler ve Medya Yapımcılığı Bölümü Radyo-Televizyon Programcılığı programı kapsamında "Medya Sektöründe Kadın Çalışan Olmak" konulu seminere konuşmacı olarak katıldım.
Bu, benim için çok önemliydi.
Pusula Gazetesi Editörü Duygu Elma Özfidan ile öğrencilere meslek deneyimlerimizi paylaştık.
Duygu, üniversite mezunu yani mektepli...
Ben de alaylı...
Sahada ya da haber merkezinde nasıl uyumla çalışılabileceğini anlattık.
"Gazetecilik nereye gidiyor?", kadın gazetecilerin meslekte karşılaştığı sorunlar, haber yazma ve yapay zeka konularında birçok paylaşımlar yaptık.
Öğrencilerin merak ettiği konularda soruları da yanıtladık.
Hepsi pırıl pırıl, gazetecilik ve televizyonculuk yapmak için heyecanla bekleyen gençler...
Şimdiden araştırmaya ve soruşturmaya başlamışlar.
Yolları açık olsun.
Bizi seminere davet eden ve ilgilerini eksik etmeyen; Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Okan Su'ya, Müdür Yardımcısı Alper Gedik'e,
Öğretim Görevlisi Sonay Çalışoğlu'na ve
Öğretim Görevlisi Mestinaz Gündaş'a teşekkür ederiz.