TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi hizmet binasına; Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından tahliye ihtarnamesi geldi.
Bundan 2-3 yıl önce yerel mahkemede ve İstinaf Mahkemesi'nde kazanılmış bir dava sonucu var.
İktidar yetkilileri, hala Maden Mühendisleri Odası Şubesi binasıyla uğraşıyor!
Başka işiniz yok mu?
Zonguldak’ta yaşanan bu gelişme, basit bir kira meselesi olarak görülemez.
Yıllardır bu kentin en köklü meslek örgütlerinden biri olan Maden Mühendisleri Odası’nın bulunduğu binaya gönderilen ihtarname, “süre doldu, çıkın” cümlesinden ibaret değildir.
Peki, ne için?
“Millet Kıraathanesi” için!
Burada asıl sorulması gereken soru şu...
Bu kentte kamu yararı gerçekten bu şekilde mi sağlanır?
Bir yanda Zonguldak’ın madencilik hafızasını taşıyan bir kurum...
Diğer yanda siyasi vitrin projelerine dönüştürülmüş mekan anlayışı…
Yahu daha Yayla Ortaokulu'nun yıkımı devam ederken...
Zonguldak'ta bir yarayı kanatırken...
Başka bir yarayı daha neden kurcalıyorsunuz?
Binaya tahliye yazısı gelmiş...
İnanılır gibi değil!
Üstelik yasal dayanak hazır, süreç tamam...
Gerekçe açık...
“Sebep göstermeye gerek yok.”
İşte tam da sorun burada başlıyor.
Hukuken doğru olabilir.
Ama her hukuki karar, vicdanen de doğru mudur?
Bir meslek odasını bulunduğu yerden çıkarmak, sadece bir tabelayı indirmek değildir.
Bu, kentin hafızasına, birikimine ve mesleki dayanışmasına müdahaledir.
Zonguldak, sıradan bir şehir değil.
Bu şehir, emeğin başkentidir.
Ve o emeğin en önemli temsilcilerinden biri de maden mühendisleridir.
Şimdi soralım...
Gerçekten ihtiyaç bu mu?
Yoksa mesele, kimlerin o kapıdan girip-çıktığı mı?
Eğer mesele kamu yararıysa, bu kentte kapatılacak,
dönüştürülecek ya da el konulacak başka hiçbir alan kalmadı mı?
Bu karar, sadece bir tahliye değildir.
Bu karar, tercihin kimden yana kullanıldığının ilanıdır.
Ve unutulmamalıdır...
Kentler, sadece binalarla değil, kurumlarıyla yaşar.
Sırf "alkol servisi yapılıyor" diye bir yapı harcanır mı?
Bütün siyasi partiler ülkede demokrasiden dem vururken...
Bırakın insanları...
Herkes özgür tercihini yapsın.
İsteyen alkol alsın, isteyen almasın!
Zorla kimse lokale çekilip alkol aldırılmıyor!
İl dışından misafirlerimiz geldiğinde sahilde doğru dürüst ağırlayacağımız mekan yok.
Bakın, geçtiğimiz aylarda Zonguldak'ta 7 mekanda alkol ruhsatını iptal edilmesi için iki kez yerel mahkemeye başvuruldu.
Yerel mahkemenin kararını, Ankara İdare Mahkemesi bozdu.
Bu neyin inatlaşması?
Lütfen, binayı rahat bırakın...
Zonguldak'ın başka sorunu yok mu?
CHP'nin 'çaycı' meselesi...
CHP'de "İl Genel Meclisi Başkan Adayı" belirleme sürecinde il binasında ilginç bir durum yaşanmıştı.
İlk turda üç aday çıktı...
Şenduran Altıntaş (2 oy), Ahmet Ali Mumcu (8 oy), Hayrettin Kartal ise (6 oy) aldı.
İlk turda Şenduran Altıntaş elendi.
Yarış, Hayrettin Kartal ile Ahmet Ali Mumcu arasında devam etti.
Yapılan oylamada sonuç "8’e 8" eşit çıktı. Yenilenen oylamada da sonuç değişmedi ve yine "8’e 8" eşitlik sağlandı. Dördüncü turda CHP’nin mutfak personeli Sonay Kasım’a kura çektirilince, Hayrettin Kartal seçimi kazanmış oldu.
Bu konuyu haberleştirirken, haberde kullandığım “çaycı” kelimesi alınganlık yaratmış!
Çay yapmak, çay dağıtmak ayıp bir şey değil.
Evimize gelen misafirlere biz de çay ikram ediyoruz.
Bu da bir nevi hizmettir, bir nevi çaycılıktır.
Adına ne derseniz deyin.
Parti binasında çalışan bir kadın emekçiyi asla rencide etmek, yaptığı işi küçümsemek gibi bir durum söz konusu değil.
Biz, Sonay arkadaşımızı çok seviyoruz.
İşini layıkıyla yapıyor, alın teriyle parasını kazanıyor.
Sonay arkadaşımıza ve tüm kadın emekçilere selam olsun.
Buradan kimse başka bir şey çıkartmaya da çalışmasın!