Öğretmenlerimiz vardı.
Bazen iki, bazen tek.
Hep köy için çalışırlardı.
Sabahtan ikindiye kadar ders.
Yani tam gün eğitim.
Sonra bağ-bahçeye ziyaret.
Vatandaşla konuşurlardı.
Bilgi aşılarlardı.
Onlarla yaşarlardı.
Birlikte camiye, kahveye giderlerdi.
Goz kupa, okey, bazen de batak oynarlardı.
En son ´ihale´ çıktı.
Onlar sayesinde öğrendiler.
Birlikte oynadılar.
Eğlendiler.
Öğretmenler dışarıda öğrenip gelmeseydi bu oyunu.
Köylü nereden, kimden, nasıl öğrenecekti?
Sadece bu mu?
Tarımı, girişimciliği&[#]8230;
Büyük denizde boğulmayı&[#]8230;
Koca şehirlerin ızdırabını onlardan öğrendik.
[*] [*] [*]
En fazla iki kişiydiler.
Bir bir gittiler.
Yerlerine vekil verdiler.
Onlar da gittiler, bittiler.
[*] [*] [*]
Özetle böyleydi öğretmenlerimiz.
Köylünün ufkuydular.
Onlar gitti.
Gün battı.
Köylüler de karanlıkta birer birer kayboldular.
Şimdilerde ocaklar viran.
[*] [*] [*]
Akköy Muhtarı aradı.
Sohbet ettik.
- Köyde ne var ne yok?
- Dilekçe yazman lazım.
- Ne dilekçesi?
- Mahalle yolarımız hiç yok. Ana yollara da asfalt istiyoruz.
- Tamam yazalım. Başka&[#]8230;
- Elektriklerimiz durmamadan kesiliyor. Volt düşüklüğü var. Ereğli´deki ´TEK´e gittim. ´Bizle işi yok´ dediler. Kime başvuracağım, onu öğrenmem lazım.
- Burası olur galiba.
- Bir de mezarlık yerine abdesthane ve bina yapmamız lazım. Cenazeleri kaldırmak için.
Dahası var.
Köyler boş.
Sadece ölüler gidiyor.
Ama ileride diriler de köye gidecek.
O zaman bu okullar lazım olacak.
Yer bulunmayacak.
Büyük sorunlar olacak.
Gelin mantıklı olalım.
Şu köy okullarını satmayalım.
[*] [*] [*]
İnat edip satsanız ne olur?
Onca güzel yer, okul; hiç parasına gider.
Bu da imzası olanlara ağır bir vebal eder.
Ama asıl bedeli, yine köylü öder.