Zonguldak’ta kentsel dönüşüm tartışmaları yapılıyor.

Ve yine unutulan bir yer var. Acılık… Zonguldak Belediyesi’nin, Sanayi Sitesi’nin ve Batı Karadeniz’in tek genelevinin bulunduğu semt, “Şehir merkezinde sanayi sitesi mi kaldı?” diye sorarsanız, bizim Soğuksu’da tamirciler ve oto galerilerimiz de caddede, mahallede. Rahatsız olan hiç kimse de yok. Ama Acılık daha büyük bir kangren…

Orada genelev faaliyet gösterdiği sürece Acılık’ı dönüştürmemiz mümkün değil.

Sanayi Sitesi ile genelevi Acılık’tan kaldırmak zorundayız.

Bu meseleyi “uzun vadeli” ve “sorunlu” gördükleri için şimdiye kadar kimse çözmeye çalışmadı. Genelev, imkan varsa kapatılmalı. Taşınma imkanı yoksa şehir dışına taşınmalı. Genelevdeki bina sahiplerine cazip imar hakkı verilip o bölge çok daha faydalı bir şekilde değerlendirilmeli. Ben Zonguldak’ta genelev ihtiyacı olduğuna inanmıyorum. “Hayır, genelev Zonguldak için bir ihtiyaçtır” diyen yönetici varsa, elini kaldırsın görelim. Genelevin Acılık’tan kalkması için “deprem” olmasını bekliyorsak, daha çoook bekleriz.

Eğitim olayını gözden geçirelim…

Son dönemde Zonguldak’ta eğitimdeki başarısızlık dikkat çekiyor. Dün ilçemiz olan Bartın ve Karabük’ün eğitimdeki başarısı tesadüf değil. Bartın ve Karabük’te İl Özel İdaresi bütçelerinin çok büyük bölümü eğitime ayrılıyor. Sınıflardaki öğrenci mevcudu daha düşük... Öğretmen sıkıntısı Zonguldak’tan daha az. Yerel yönetimlerin eğitime katkıları daha yüksek… O halde Zonguldak, eğitim yapılanmasını yeni baştan gözden geçirmeli. Milletvekillerimiz, Valimiz, İl Genel Meclisi Başkanımız, Belediye Başkanlarımız, Milli Eğitim Müdürlerimiz ve eğitim sendikalarımız bir masa etrafında buluşmalı. Karabük’te yol kenarındaki otoparkların ücreti bile öğrencilere burs olarak dağıtılıyor. Bu çabayı görmezden gelemeyiz. Bu çağrımızı sık sık yineleyeceğiz.

Kıssadan Hisse: Kurtulması için…

Bir gün baba, oğluna şu masalı anlatmış:

"Timsah, kaplumbağayı yemek istiyormuş ve arkasından yetişmeye çalışmış. Kaplumbağa timsahtan yavaş hareket ettiği için, en yakınındaki bir ağaca tırmanmış."

Çocuk şaşkınlıkla sormuş:

"Hiç kaplumbağa ağaca çıkar mı baba?"

Babası başını sallamış:

"Kurtulması için çıkması gerekiyordu yavrum."

Günün Fıkrası: Devlet Memuru

Tilki ormanda nefes nefese koşuyormuş. Karşısına çıkan kaplumbağa:

“Tilki kardeş ne bu telaş?”

“Ormana maliyeciler gelmiş” demiş tilki. “Şimdi bir bakarlar bende kürk, hanımda kürk, çocuklarda kürk, dünyanın vergisini yazarlar...”

Bunu duyan kaplumbağa telaşla yürümeye başlamış.

Onu telaşlı gören leylek:

“Hayrola kaplumbağa kardeş ne bu telaş?” diye sormuş.

“Maliyeciler ormanda” demiş kaplumbağa. “Bende ev, hanımda ev, çocuklarda ev, yakalanırsak dünya vergi alırlar.”

Leylek de hemen uçuşa geçmiş. Ağaçların üzerinden maymun seslenmiş:

“Leylek kardeş, ne iş? Bu ne acele?”

“Vergi memurları herkese ceza yazıyormuş. Bende yazlık, hanımda yazlık, çocuklarda yazlık, vergi borcundan batarız...”

Maymun bunu duyar duymaz bağırarak ağaçtan ağaca atlamaya başlamış. Biraz ilerledikten sonra durmuş. Kendi kendine:

“İyi de ben niye kaçıyorum ki?” demiş. “Benim popom açık, hanımın poposu açık, çocukların poposu açık.”

Günün Sözü:

Kabahatini itiraf ederek affını iste; zira bir suçu gizlemek, o suçu ikileştirir.

Arap Atasözü