Zonguldak’ın tanınmış siması, otobüs işletmecisi Kenan Demir’in Pusula TV’de Yeşim Özdoğan’ın hazırlayıp sunduğu “Eski Günler” programında söylediği sözler, sosyal medyada çeşitli tartışmalara neden oldu.

İşte Kenan Demir’in Pusula TV’de yayınlanan o sözleri:

“Zonguldak’ın yerlisi çok iyi insandır. Sessizdir, Zonguldak’ın yerlisi... Çaycuma’da çalıştım kamyonla... Ereğli’de çalıştım. İnsanlarına hayranım. Yerlisi süper bir insandır. Ben açık konuşayım. Her zaman söylerim. ‘Burayı biz bozduk’ derim. Gerçi biz burada doğduk, büyüdük de... ‘Karadenizliler geldi, Doğulular geldi Zonguldak’ı bozdu’ derim. Buranın yerlisi gibi bizim doğudan gelme, Karadeniz’den gelme kişiler ocaklarda yerli işçi gibi çalışsaydı, bu EKİ kapanmazdı. Bizimkiler gitmeden aylık aldılar. Ben çalışmadım. Bir sene dışarda çalıştım, o kadar. İşe gitmeden aylık aldılar. İnanır mısınız, Almanya’daki adam buradan aylık aldı. Bir tek puantörün elindeydi. Puantöre bir tavuk getirdiğin zaman puantör yevmiyeyi yazıyormuş. Ben çalışmadım. Ama buranın yerlisi boyna kazma vurdu, kömürün dibinde. Buranın yerlisi çalıştı. Ben bunu her zaman söylerim.”

Ben de bir akşam sonra Kenan Demir’in oğlu Gökhan Demir’i konuk ettiğim programda, “Babanız tarihi sözler etti” diyerek, bu sözleri tekrar yayınladım.

Bu sözleri söyleyen Kenan Demir…

Kenan Demir’e laf edemeyenlerin, bizi hedef göstermeye çalışması çok tuhaf.

Bu konuda itirazı olan gidecek Kenan Demir’e, önce elini öpecek.

Sonra, “Kenan Abi, sen böyle bir şey dedin mi?” diye soracak.

Sonra, Pusula TV’deki görüntüleri tekrar izleyecek.

Sonra, oturup düşünecek.

Yani konunun bizimle bir ilgisi yok.

Umarım anlamışsınızdır.

Ele verir talkını, kendi yutar salkımı…

Halkın Sesi’nde “Kılçık” başlığıyla yazılan yazıları unutmadık.

Manşetten sendikacının aşk hikâyelerini unutmadık.

Üstelik Mustafa Özdemir, bu işlerden ceza da aldı.

Gazetecilik kurallarının yanı sıra hukuksal kuralları da altüst eden, haberleşmenin gizliliğini ihlalden hapis cezası alan biri, bize ahlak dersi veriyor.

Bu Mustafa değil miydi şehrimizin ünlü işadamına, “Benim çıkardıklarımı giyiyorsun”, “Benim eskilerimi giyiyorsun” diyen?

Neydi o eskiler? Şehrimizin ünlü işadamı, Mustafa Özdemir’in pantolonunu mu giydi, yoksa gömleğini mi?

Mustafa, mutlaka “belden aşağıya olmasın” diye pantolon yerine gömleğini göndermiştir şehrimizin ünlü işadamına...

Ele verir talkını, kendi yutar salkımı…

Nedeni bu mu?

Bakıyorum, bana saldıran, hedef gösteren, çekemeyen, kıskançlık krizine girenlerin hemen tümü kısa bacaklı. Bakın “kısa boylu” demiyorum, kısa bacaklı…

Bu olayın benimle ilgisi olduğunu sanmıyorum.

Bilimsel bir çalışma gerektiriyor olabilir.

Ne demiş büyüklerimiz?

“Kıçı yere yakın olandan korkacaksın.”

Korkmuyorum, ama başıma ne geldiyse, kısa boylu değil, ama kısa bacaklı insanlardan geldi.

Neden böyle bir kompleksin içinde olduklarını anlamış değilim.

Bülent Ecevit Üniversitesi, bu konuda bir çalışma yaparsa, insanlık tarihine de ışık tutmuş olur.

Denek aramaya gerek yok.

Biz kendilerine Zonguldak’ta çok sayıda isim önerebiliriz…

Günün Fıkrası: Ayakta uyuttuk…

Adamın biri, uyku uyuyamaz olmuş ve çareyi uyku terapisi yapan bir merkezde bulmuş. Gidip derdini anlatmış ve ona uyku uyutabileceklerini söylemişler. Günler sonra adam yine uyumamaya devam ettiği için merkezi basmış, “Bi ton para aldınız, ama hala bi dakika bile uyutamadınız!” demiş.

Merkezdekiler de, “Ayakta uyuttuk sizi…” demiş.

Günün Sözü:

Hayat bisiklete binmek gibidir. Pedalı çevirmeye devam ettiğiniz sürece düşmezsiniz.

Claude