"Ali Rızacığım;
Seni, Pusula'yı, Facebook, Instagram vs 7/24 takip ediyorum, etmeye çalışıyorum.
Tebrik ve teşekkür eder, gözlerinden öperim.
Aileye selam ve sevgiler...
Ali Rızacığım;
Zonguldak'ımızla ilgili her türlü haberleri, gazeteniz Pusula'dan ve köşenden takip ediyor ve öğreniyorum.
Köşe yazında benimle ilgili görüş, düşünce ve önerilerin için çok teşekkür ederim.
Evet, an itibariyle çok onurlu ve yoğun bir çalışma hayatım var.
Ben halen İstanbul Büyükşehir Belediyesi şirketi İGDAŞ’ta 'Genel Müdür Danışmanı' olarak çalışıyorum. 16 milyon İstanbul halkının sürekli, kesintisiz ve sağlıklı doğalgaz arzını, toplam 4.500'e yakın çalışanlarımızla sağlamaya çalışıyoruz, bunda da çok başarılıyız. Onun içindir ki, İGDAŞ, Türkiye’nin 37'nci en büyük şirketidir.
7/24 aktif olarak görev yaptığım İGDAŞ’ımızda şahsımın görevi, sorumluluğu, yetkisini burada yazmam etik olmaz. Ama şunu ifade edeyim, başta İBB en üst makamı, yönetimleri olmak üzere, İGDAŞ’ımızın tüm çalışanları tarafından bir abi, bir büyük, bir üstat olarak saygı görüyorum. Zonguldak'ımızdan ziyaretime gelen sevgili hemşehrilerim, bu durumların gerçek tanıklarıdır.
İşin siyaset tarafına gelince, bu konuyu da en iyi bilenlerin başında sen geliyorsun. KEDAŞ'ta ve BEDAŞ'taki görevler ve 2002'de başlayan siyaset arzu, hevesimi...
Ben, 15.11.2011'de 'Genel Müdür' olarak emekli oldum, 16.11.2011'de CHP'me Zonguldak'ta üye kaydımı yaptırdım. Halen partimin üyesiyim, ömrümün sonuna kadar da öyle kalacağım.
Ali Rızacığım;
Benim en büyük arzum, Zonguldak'ımıza, hemşehrilerimize, köylülerime TBMM'de, yani parlamentoda hizmet etmek, Allah nasip ederse... Etmezse de, önce sağlık, canımız sağ olsun.
Özetle, ben CHP’nin prim yaptığı, başarı ibresi yükseldiği için aday adayı olmadım. 20 yılı aşkındır partime gücüm oranında destek vermeye çalışıyorum. Yani benim derdim 'selden kütük kapmak' değil, Zonguldak'ımızın dağ gibi sorunlarını çözmeye çabalamak...
Ben, Kuvva-i Milli ruhuyla Zonguldak'ımızın, rahmetli Veysel Atasoy'lu yıllarını biliyorum. İşte o ruh ve heyecanla, aday ve milletvekili olmayı arzu ediyorum.
Bu yolda aday adayı olan herkese başarılar diliyorum.
Allah, hayırlısı ne ise, onu nasip etsin.
Sevgiler...
Sen, istediğini ilave, istediğini çıkarabilirsin. Yayınlamasan da seni seviyorum.
Sen; bizim, benim için kıymetlisin.
Ayrıca Ali Rızacığım;
Ben iş aramadım... Ankara’da ailem, ikiz erkek torunlarımla rahat, huzurlu bir yaşamım varken, rica ve ısrar üzerine İstanbul’a İBB'ye katkı vermek için görevi kabul ettim ve devam ediyorum.”
Benim, Zonguldak’ta en sevdiğim isimlerden biridir, Kenan Köktürk Ağabey...
Kenan Ağabey'in attığı mesajda, beni nasıl sevdiğini ve bana nasıl güvendiğini görmekten dolayı mutlu oldum.
Bir "siyasetçi-gazeteci" ilişkisine örnek teşkil edebilecek bir yazışma olması açasından bunu sizlerle paylaştım.
Öyle "höt-zöt"le bu işlerin olmadığını, böyle tatlı dille de olabileceğini anlatmak için bu mesajı yayınladım.
Zonguldak’ta siyaset yaptığını düşünen ve gazetecilik mesleğiyle uğraşan herkesin ders alması gereken bir iletişim şekli oldu.
Kenan Ağabey...
Seni ailece seviyoruz.
Başarılarının devamını istiyoruz.
Biliyoruz ki; bir sıkıntımız olsa, bunu söylemesek, sen duysan, elini uzatırsın.
Ve bunu hiç belli etmeden, bizi incitmeden yaparsın.
Allah, seni başımızdan eksik etmesin.
Zonguldak’ta, sen ve senin gibi insanların sayısı azalıyor.
Bak, Erdal Şeker Ağabeyi kaybettik...
Yerine birini koyamadık.
Bir de tutmuş seni eleştiriyoruz.
İnsan, ne çabuk unutuyor değil mi?
Bir gün, biz de senin yaşına geleceğiz.
Biri çıkacak densizlik yapacak...
O zaman bu yazıyı hatırlayacağım.
Belki ben senin kadar naif yazamam.
Aileye selam...
Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpüyorum.