AK Parti, İstanbul Boğazı’na tüp geçit yaptı. Üçüncü köprü bitmek üzere...

Ülkenin dört bir yanında tüneller, duble yollar, köprüler yapılıyor.

Biz hala Gazipaşa Caddesi’ni trafiğe kapatamadık.

Mithatpaşa Tüneli’ni açamadık.

Üzülmez Tünellerini tamamlayamadık.

Yolları asfaltlayamadık.

Türkiye’de bu kadar güzel gelişmeler olurken, Zonguldak neden geri gidiyor?

Birinci nedeni, siyasetçiler...

Sizce Zonguldak milletvekillerinden hangisi gidip genel başkanının karşısına çıkıp, “Zonguldak için şunu istiyoruz kardeşim” diyebilir?

Hüseyin Özbakır mı?

Faruk Çaturoğlu mu?

Özcan Ulupınar mı?

Şerafettin Turpcu mu?

Ünal Demirtaş mı?

Yahu milletvekili listesinde olabilmek için akla hayale gelmedik mücadele veren kişiler, parti genel başkanına ne söyleyebilir ki?

Siz inanıyor musunuz?

Ben inanmıyorum…

Bazen eşeği, bazen semeri…

Atalarımız, “Eşeği dövemezsen, semerini döveceksin” demiş. Biz ise, bazen eşeği dövüyoruz, bazen semeri… Buradaki ayrımı ise, şöyle yapıyoruz:

Bazen eşek değerli oluyor, “semeri dövelim, anlasın” istiyoruz.

Bazen eşek o kadar eşek oluyor ki, eşeği dövüyoruz.

Bazen de hem eşeği, hem semerini dövüyoruz.

Şimdi aklınızdan geçeni tahmin ediyorum…

“Bu şehir de eşek mi çok, semer mi çok?” diye...
Ne kadar eşek varsa, o kadar da semer var. Önemli olan “değerli eşek” ile “değersiz eşek”lerin oranı. Hiç tereddüt etmeden söylüyorum: Değerli eşek sayısı çok az. O yüzden bol bol eşek dövüyoruz biz.

Hala tartışıyorlar…

Zonguldak’ta yapılan işlerin hiçbir değeri yok. Yapılan işe değil, pazarlayana bakılıyor Zonguldak’ta. Mesela… Zonguldak’ta internet haberciliğinde Pusula’nın gücünü tartışma imkanı var mı? Devrek’te devrilen tur midibüsü haberini 29 bin kişi tıklamış…

Çaycuma’daki cinayet haberini 27 bin kişi tıklamış…

CHP’deki kriz haberini 19 bin kişi tıklamış…

Zonguldak’ta deprem haberini 16 bin kişi tıklamış…

Göçük haberini 12 bin kişi tıklamış…

Cip ile ambulans çarpışma haberini 11 bin kişi tıklamış…

İşyerini yakıp intihar etmek isteyen gencin haberini de 10 bin kişi tıklamış…

Bir çırpıda bakıp söyleyebildiğimiz haberler bunlar… Kendi kendine tıklayıp, haberin okunma sayısını artırmaya çalışan internet siteleri var bu şehirde…

Biz haber yapmak için yarışırken, bazıları bize bulaşma yarışında.

Bu yayın grubu tek taraflı olsa, bu kadar yakından takip edilir mi?

İnterneti tıklanır, televizyonu izlenir mi?

Hem yapıyor, hem de karga kovalıyoruz. Kim ne derse, ne yaparsa yapsın, önemli bir haberi paylaştığımızda, aynı haber, diğer sitelerde ancak bizim yüzde 10’umuz kadar tıklanıyor. Pusula’nın internet sitesinden kopyaladığı haberi sitesine koyan bazıları, “Biz de aynı haberi koyduk. Bizim ki niye tıklanmıyor?” diye merak ediyor. Orhan Veli’nin dediği gibi…
“Onu da sonra anlatırım fakat
Kimin bacağını sıkmışız tramvayda?
Güya bir de Galata’ya dadanmışız; kafaları çekip çekip
Orada alıyormuşuz soluğu
Geç bunları, anam babam, geç
Geç bunları bir kalem
Bilirim ben yaptığımı
Ya o, Muallâ'yı sandala atıp,
Ruhumda hicranını söyletme hikâyesi…”
Neyse…
Gazete, internet ve televizyonla Zonguldak’ta haberin bir numaralı adresi konumundayız. Her geçen gün sorumluluğumuzun arttığını biliyoruz.