Arazisi engebeli.
İklimi nemli.
Sosyal hayatı elemli.
Yazgısı bunlardan belli.
Kedileri, köpekleri uzlaşmaz.
Çakalları, tilkilerden kurnaz.
Katırları, eşekleri uslanmaz.
Keçileri inatçı, yalakları su tutmaz.
Koyunlarının yünleri sıcacık.
Tavukları yumurtlamaz cimri birazcık.
İnekleri süt verir azıcık.
Tarlalar verimli, sahipleri cıvık.
Böyle bir çiftlik düşünün.
Her sabah merkezi sisteme bağlı okunan ezandan önce ortaya çıkan horoz tüm çiftliği uyandırır.
Ve her yıl horoz seçme sınavı yapılır.
Çiftliğin tüm hayvanları ağılda toplanır.
Benekli inek.
Sarı öküz..
Damızlık tosun.
'Güve' gelmemiş beyaz düve.
Jüride görev alır.
Çok süt veren inekler.
Bonduruğu tek başına çeken öküzler.
Yük altından kaçmayan katırlar.
Dörtnala giden atlar.
Çift sarılı yumurta veren tavuklar.
Sahibine sadık köpekler.
Her sene ikiz doğuran keçiler.
Beyaz yünlü merinos koyunlar.
Jüride yer alamazlar.
Onlar sadece jürinin kararlarına saygı duymak zorundadırlar.
Yarışmaya girecek horozlar öncelikle çit'in üzerine çıkar.
Beyaz horoz.
Çilli horoz.
Güllü horoz.
Hint horozu.
Vs...
Her türden horoz.
Tüm hünerlerini sergilerler.
Ve kararı dört büyükbaş hayvan verir.
Seçilen horoz bir yıl boyunca sabah erken saatte öterek tüm çiftliği güne hazırlar.
Eğer iyi ötemezse çiftlik uyanamaz.
Güne geç başlanır.
Bereket olmaz.
Onun için horoz seçme sınavı çok önemlidir.
Jüri daha da önemlidir.
Son söz:
'Sahipsiz memleketin horozu çok olur'
Çok şükür, büyükbaşlar var.
Üç kişilik koltuk.
Minibüs; Sürücüsü hariç 8 ila 14 kişi taşıyan araçlara denir.
Ne işe yarar?
Öğrenci taşır.
Yolcu taşır.
Değişik koltuk dizaynları vardır.
Önde bir.
Yada iki.
Şoförün arkasında ikili-üçlü.
Daha arkasındakiler de aynı olabilir.
En arka koltuk 4 yada beşli.
Konumuzdaki Minibüs'ün dizaynı şöyle.
Önde tek.
Şoför arkasında üç tane ikili.
Onların arkasında üçlü.
En arkadaki dörtlü.
Tam ondört koltuk.
Sıkıntı tek üçlü koltukta.
Herkes ikili oturmuş.
Minibüs arka üçlüde tek bayan oturuyor.
Cam kenarında çantası oturuyor.
Haldur-huldur giderken yolcu çıkar.
Tek bayanın sağ yanı boş.
Gelen yolcu iki kişi.
Şoför aynadan bakıp; "Orası üçlü hanımefendi"
Bayan, biraz çantasına yaklaşır.
Bir kişi oturur.
Koltuk'taki son durum şöyle.
Can kenarında el-işi çantası, ortada çantanın sahibi ve yanında bir bayan daha.
En son binen yaşlı bayan ayakta.
Şoför aynadan bakıyor; "O koltuk üç kişilik"
Yolculardan biri kendini tutamıyor; "Evet şoför bey orası üç kişilik. Boş bir çanta. Bir boş bayan. Birde güzel bayan"
Şoför; "Çantayı kucağınıza alır mısınız?"
Bayan'da surat beş karış. Mahkeme duvarı gibi.
Çantacı biraz daha cam kenarına sıkıştırır.
Yaşlı kadın koltuğun ucuna zar-zor oturur.
Konumuz şu;
Amerikalılar'ın "Er Ryan'ı kurtarmak" filminde insanlara ne kadar değer verildiğini gördük.
Yukarıdaki gerçek olay ise Zonguldak'ta yaşandı.
"Çantayı kurtarmak" adlı filmde insanların mala verdiği değeri gördük.