Çölde yaşıyordu.

Kabile reisiydi.

Çok zengindi.

Dillere destan bir atı vardı.

Eşi-benzeri yoktu bu atın&[#]8230;

[*] [*] [*] [*]

Günün birinde atına bindi.

Çıktı geziye&[#]8230;

Çölde gezerken, uzaklarda bir kıpırdama gördü.

Merak etti.

Gitti yanına&[#]8230;

Baktı.

Bir insan yerde yatıyor.

Atından indi.

Yerde yatana yardıma koştu.

Yaşıyordu.

Sevindi.

Atının terkisinden kırbasını almak için döndü.

Bir de ne görsün.

Yerde yatan insan atın üzerinde&[#]8230;

Şaşırdı.

Adam hemen oradan uzaklaştı.

Atın sahibi ile mesafeyi açtı.

Sonra geri döndü.

Alay edercesine atın sahibine baktı.

Ancak ne görsün?

Garip bir olay&[#]8230;

Atın sahibi bağırıp-çağırmıyor.

Peşinden koşmuyor.

Oturmuş yere&[#]8230;

Başını, iki elinin arasına almış.

Hıçkıra hıçkıra ağlıyor.

- Ne oldu, zoruna mı gitti?

- Evet&[#]8230;

- Sen bu atı herkesten kıskanırdın. Bak nasıl aldım altından?

Ne kadar ağlasan yeridir.

- Evet, atımı çok severdim.

Kıskandığım doğrudur.

Senin atımı çalman zoruma gitti.

Ancak ona ağlamıyorum.

- Niye ağlıyorsun?

- Bu haber yarın yayılır&[#]8230;

Senin nasıl bir hile yaptığın duyulur&[#]8230;

Bundan sonra kimse çölde gerçekten yardıma muhtaç kimseye yardım etmez.

Ona üzülüyorum.

[*] [*] [*] [*]

Bu hikayenin dilenci versiyonu var.

El açıyorlar.

Kapımıza geliyorlar.

Boş çevirsen&[#]8230;

Vicdan, içimizde durmadan konuşuyor.

Vır vır&[#]8230;

- Ya gerçekten ihtiyaç sahibiyse&[#]8230;

Boş çevirmesen&[#]8230;

Bu kez başka ses&[#]8230;

Dır dır&[#]8230;

- Bak nasıl da kandırdı seni&[#]8230;

Kim bilir kaç evi var?

Kaç arabası var?

Bankada kaç lirası var?

[*] [*] [*] [*]

Ne yapalım?

İşte bu da bizim imtihanımız.

[*] [*] [*] [*]

Dünyanın dört bir yanında Müslümanlar perişan&[#]8230;

İyilik yapmak, her kula nasip olmaz.

Biz üzerimize düşeni yapalım.

İyilik yapamayanlar düşünsün.
"İyilik yapmak bize niye nasip olmadı&[#]8221; diye&[#]8230;
Kendini düzelt&[#]8230;

Hz. Süleyman&[#]8230;

Dünyayı onun hizmetine vermiş Yüce Mevla&[#]8230;

İnsanları, cinleri, hayvanatı&[#]8230;

Hepsi onun emrinde.

Bir gün karar verir&[#]8230;

Mülkünü gezecek.

Biner uçan halısına&[#]8230;

Tepeden bakar dünyaya&[#]8230;

Kendi kudretini görür.

Böbürlenir&[#]8230;

Halı biraz eğilir.

- Ben Sultan Süleyman, insanların, cinlerin ve hayvanatın hükümdarı... Kendini düzelt halı&[#]8230;

Halı biraz daha eğilir&[#]8230;

- Ben Süleyman Peygamber&[#]8230; Kendini düzelt halı&[#]8230;

Halı biraz daha eğilir.

- Ben Allah&[#]8217;ın kulu ve elçisi Süleyman&[#]8230; Kendini düzelt halı&[#]8230;

Halı biraz daha eğilir.

Dile gelir.

- Sen kendini düzelt Süleyman&[#]8230;

[*] [*] [*] [*]

Biz kendimizden sorumluyuz.

Bakmakla yükümlü olduklarımızdan sorumluyuz.

Biz kendimizi düzeltelim&[#]8230;

Alem kendiliğinden düzelir.

İnsan düzelirse, dünya düzelir.