Dervişin biri pazarda gezerken, Her şey Allahtan der dururmuş.
Bunu sürekli tekrarlarmış.
Dervişi abdest alırken gören hınzırlardan biri, gizlice arkadan yaklaşmış.
Dervişin ensesine okkalı bir şamar patlatmış.
Aldığı darbe ile dengesi bozulan derviş, kendini toparlayıp hışımla geri dönmüş.
Tokadı şamarı atan adam:
- Ne oldu? Hani her şey Allahtandı?
Derviş cevaplamış:
- Onu hep söylüyorum da, hangi deyyusu aracı kıldığına bakıyorum.
Şimdi insanlar bir takım güzellikler yaşıyorlar.
Kerameti kendinden biliyorlar.
Ev aldım.
Araba aldım.
Arsa aldım.
Hanıma da araba aldım.
Çocuklara özel hoca tuttum.
Özel okullarda okuttum.
Vesaire
Bu liste uzayıp gider.
Sonra
Yok sonrası...
Bu listenin bir de tersi var.
Battık.
Gittik.
Çocuk okumadı.
Hanım müsrif çıktı.
Bir araba alamadık.
Bahane çok.
Mağlup olanların sığındığı tek kale mazerettir.
Ne oldu her şeyi yapan insana?
Hani hepsini yapıyordu
Kafası zehir gibi çalışıyordu
Kim olursak olalım.
Nerede yasarsak yaşayalım.
Her şey Allahtan...
Bize düşen, neye aracı olduğumuzun farkında olmaktır.
Kul olmaktır.
Bütün mesele kimin kulu olduğumuzdur.
Allahın kulu ya da padişahın kulu
Toprak kokusu
Koskoca bir kış mevsimi geride kalmışsa
Mart karına direnmişsen
Nisan yağmurlarıyla adam akıllı doymuşsan suya
Kendini göstermiştir yaz.
Korkma
Gün olur, güneş aydınlatır.
Hatta yakar, kavurur.
Amma üç-beş gün
Bilemedin bir-üç ay
Topraklar parça parça ayrılır.
Ardından gelir yağmur.
Avanak ıslatır.
Coşar bazen sağanak olur.
Kızar, gürülder, şimşek çakar.
Atamazsa hırsını, gönderir yıldırımlarını
Ve geçer azameti
Güneş yüzünü bulutların arkasından gösterir.
Her yer mis mis toprak kokar.
Avuç avuç toprak yemek gelir içinden.
İşte tüm hayat bu andır.
Gelmişinden-geçmişinden
Aşkımız toprak ya...
Aslımız toprak...
Huzur orada, vazgeçmişsen nefis işinden