Her gün, yeni tecrübeler ediniyoruz.
Hayata dair...
Eski bildiklerimizle çatışırsa...
Huzurumuz kaçar.
Daha önce bildiklerimizin yanlış olduğunu görmek...
Bizi incitir.
Ondan direniriz.
Bilinçaltı harekete geçer.
Karşı duruş sergiler aklımız...
[*] [*] [*] [*]
Araştıran...
Yeniliğe açık...
Kendi ile barışık...
Hatasını kabul eden...
Özeleştiri yapan...
Hatta...
Eleştiriye açık insanlar...
Sürekli sorgular...
Yeni bilgiler edinir.
[*] [*] [*] [*]
En basiti...
Elindekiyle yetinmez.
İnsanı diğer canlılardan ayıran özelliğini (aklını) kullanır.
Böyle bir tespit yapıyorum.
Ondan sonra etrafıma bakıyorum.
Yeniliklere kim direniyor?
Ya da...
İnsanları kim kullanıyor?
Kimler kullanılıyor?
Öyle bakıyorum.
[*] [*] [*] [*]
Kafamı kaldırıyorum.
Karşımda Akköy var.
Önce durum tespiti...
Kim?
Nerede?
Ne iş yapıyor?
Sonra bulunduğumuz hal...
Yolumuz yok.
Neden?
Halbuki...
Biz el ele versek...
Bir günde köyün tüm yollarını stabilize yapabiliriz.
Neden yapmıyoruz?
Yapamıyoruz?
Bunu yapmak için...
Yapabilmek için ne lazım?
Birlik olabilmek...
Gelinen nokta şu...
İnsanlar gözlerini kaçırıyor.
Selam vermekten korkuyor.
Özeti...
Bölük-pörçük...
[*] [*] [*] [*]
Neden bu hale geliyoruz?
Birlikten güç doğar.
Ve kimse...
Hiçbir yönetici...
Bunu istemez.
Birlik olan insanlar...
Yamuk işlere izin vermez.
Dayanışma olur.
Onları istediğiniz gibi yönetemezsiniz.
Bilgi paylaşımı yüksek olan insanlar...
Gelişir.
Oralarda istediğiniz gibi at koşturamazsınız.
Tek amacı yönetme isteği...
Bizim kastettiğimiz akıllı birliktelik olsa...
Muhtar...
İhtiyar heyeti...
Kooperatif...
Dernek...
Vesaire...
Özeti...
"Kendini toplum önderi" olarak adlandıran insanlar...
Gerçekten önder olamayınca...
İnsanların cehaleti üzerinden "yönetim politikası" uygular.
Sonuç ortada...
Ne yol yapılır...
Ne de başka icraat...
Onlar sadece egolarını tatmin eder.
Ancak bunun da bir "tatmin" ömrü var.
Gün gelir, o da biter.
Sonra elinizde...
Cehaletini "nimet" zanneden kaybedilmiş ömürler kalır.