Bir süredir kentte değişik bir hava esiyor.


Ve derin bir sessizlik var.


“Fırtına öncesi sessizlik” diyelim.

Peki, ne olabilir, nasıl bir fırtına esebilir ki?

İç güdülerim, önümüzdeki günlerde 7.8 şiddetinde bir deprem olacağının haberini veriyor. Toprak da bir sancı var!


Üç vakte kadar kıyamet kopar!


Öyle derin, öyle gergin bir hava var.


Defterler, kitaplar, hesaplar, kaçaklar…


İptal edilen anlaşmalar…


Bu işi kovalayan siyasiler, hukukçular!


Tefeler, tüfeler, arabalar, kamyonlar!


Biz bu kadar söyleyelim, anlayan anlar!


Hayırlı Cumalar!



Genelevde çalışmak için ‘vesika’ aranıyor!



Pusula Yayın Grubu’nda çalışan arkadaşlar, sosyal medya hesaplarını çok başarılı bir şekilde kullanıyorlar.


Yaptıkları haberleri paylaşıyorlar.


Daha geniş kitlelere ulaşıyorlar.


İnternet sitemiz ve sosyal medya hesaplarımızla yakından ilgilenen mesai arkadaşımız Bayram Tomakin’in tavsiyesiyle ben de sıkı bir sosyal medya kullanıcısıyım.


Ama öyle “yaz-sil” işi yapmıyorum.


Ne yazacaksam köşeme yazıyor, sosyal medya hesabımdan paylaşıyorum.


Ve herkese de bunu tavsiye ediyorum.


Sosyal medyasız bir medya düşünmek, neredeyse imkansız hale geldi.


Ancak çağın bu iletişim aracını kötü niyetle kullananlar da yok değil.


Yazıp yazıp siliyorlar, sonra inkar ediyorlar.


Sokağa çıkıp “delikanlıyım” diye de gezebiliyorlar.


Bu nasıl iş arkadaş?


Bakkal dükkanı açacak olsanız, o kadar uzun prosedürü var ki!


Açılış evrakları yetmiyor.


Esnaf olduğunuz için düzenli olarak gaita testi bile yaptırıyorsun.


Ama gazete açacaksın, bir dilekçe yetiyor.


Adam; şizofren, uyuşturucu müptelası!


Ama “ben gazeteciyim” diye geziyor!


Düşünebiliyor musunuz?


Bugün genelevde çalışmak için bile “vesika” aranıyor!


Ama bir gazetede çalışmak için “vesika” aranmıyor!


Ne kadar acı bir durum.



Böyle mi kazanılır ekmek parası?



Dünkü şarap hikayesi çok tuttu.


Sonra bir de “operasyon” hikayesi var.


Kentte geniş kapsamlı bir operasyon olur.


Aylar süren teknik, günler süren fiziki takip…


Sonunda elde edilen veriler duvara yapıştırılır.


Kim, kiminle, nerede, ne yapmış?


Çok tanıdık bir isim de var aralarında…


Her taşın altından çıktığı gibi oradan da çıkıyor.


Neyse ki, operasyonun kapsamı dışında olduğu için “o” kişi dosyanın dışında tutuluyor!


“Kim o?” diye sorabilirsiniz?

Orhan Veli, bunun için mi yazdın o güzel şiiri?

“Siyah akar Zonguldak’ın deresi,


Yüz karası değil, kömür karası,


Böyle kazanılır ekmek parası…”


Bunda ne yüz var, ne utanma!


Böyle mi kazanılır ekmek parası?


Güldürme beni Kamuran!



Memur-Sen Zonguldak İl Temsilci Kamuran Aşkar, Cumhuriyet Savcılığı’na başvurarak, hakkında yazdığımız haberler nedeniyle şikayetçi olmuş.


Adaletin kestiği parmak acımaz.


Karakola gidip ifade verdim.


Suçlamalardan birine acayip güldüm.


Kamuran Aşkar, diyor ki:


“Sayın Valimle aramıza nifak sokuyor…”

Ben, Sayın Valimiz Ali Kaban ile Kamuran Aşkar’ın arasına nifak sokuyormuşum!

Ya Kamuran…


Vali Bey seninle konuşmuyor ki, ben aranıza nifak sokayım.


Vali Bey, senin görüşme talebini bile kabul etmiyor.


Sen onunla görüşebilmek için dokuz takla atıyorsun.